ARTI GERÇEK- ARTI TV'de ekrana "Gündem Özel" programına Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sanem Oktar, CHP Milletvekili Abdüllatif Şener, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede ve gazeteci İsmet Demirdöğen konuk oldular.

Programın ilk bölümünde erken seçim ihtimali ve HDP yönelik baskılar konuşuldu. İkinci bölümde ise kayıt dışı silahlar ve paramiliter yapı iddiaları gündeme getirildi.

'İKTİDAR BLOĞU ÇATLAMADAN ERKEN SEÇİM OLMAZ'

"Muhalefet her zaman seçim ister" diyen Sanem Oktar, "Genel Başkanımız Ali Babacan demişti ki, 'İktidar bloğu çatlamadan önce erken seçim olmaz'. Açıkçası ben de bu görüşe tamamen katılıyorum. Bu blok ne zaman çatlar, hangi koşullarda bozulur, ona bakmak lazım. Burada zorunlu ve çaresiz bir ortaklık görüyoruz, yönlendiricisi de sayın Devlet Bahçeli. Mesela, sayın Gergerlioğlu milletvekilliğini geri kazandığında Bahçeli'nin Anayasa Mahkemesi'ni neredeyse tehdit eden bir açıklaması oldu. Bu ortaklık Bahçeli istediği zaman çatlar. Ne zaman 'seçim olmaz' dense baskın seçimleri, erken seçimleri de yaşadık. Cumhur İttifakı şu an freni patlamış bir kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor" ifadelerini kullandı.

Oktar, muhalefetin sokağa çıktığında cesaretinin arttığını çünkü yurttaşların ülkedeki çıkmazı çok net gösterdiğini söyledi. Bunun da erken seçimin sinyalleri olduğunu dile getiren Oktar, bu konuda belirleyicinin iktidar ve Bahçeli olduğunu bir kez daha vurguladı. 

'SEÇİM KARARI ALMA TEK BAŞINA ERDOĞAN'IN İNİSİYATİFİNDE'

Abdüllatif Şener ise Erdoğan'ın yurt gezilerini ve burada teşkilatlarına söylediği "kapı kapı dolaşın" ifadeleri için "Bunları öteden beri sürdürdüğü davranışlar olarak görüyorum. Dolayısıyla bundan bir anlam çıkarmanın çok da doğru olduğu kanaatinde değilim. Hatırlarım, her il başkanları toplantısında 'Kapı kapı dolaşın, seçim varmış gibi çalışın' talimatlarını zaten verirdi, örgüt de bildiğini yapardı. Yani o 'çalışın' dedi diye bir farklılık olmazdı. Gezmiş olduğu illerle ilgili de bir çıkarımda bulunmak mümkün görünmüyor. Bütün partilerin yarın seçim varmış gibi hazır olması lazım, siyasetin kaderinde bu vardır. Ama artık seçim kararı alma yetkisi doğrudan Erdoğan'ın inisiyatifindedir. Erdoğan, kendisi için seçim kararı almayı uygun görür mü? Bunu sormak lazım. Veya seçimi normal takvimde yaptığında daha kötü bir durumda seçime girmeye cesaret edebilir mi? Bugün seçime girse kaybedecek. Ama bunu 2023'e kadar da düzeltemeyecek." dedi.

'HDP ÖRGÜTLERİNİ DAĞITARAK DEVLET ZORUYLA O BÖLGEDE NE KADAR OY ALABİLECEĞİNİ HESAPLIYOR'

"Ancak Erdoğan bir takım siyasi atraksiyonlar yapıyor" diyen Şener, şöyle devam etti:

"Cumhur İttifakının oylarıyla tekrar seçilemeyeceğini görüyor. Bunun üzerinden, 'Ne yapabilirim, kimin oyunu alabilirim?' diye düşünüyor. İlk hedefte gördüğü parti Halkların Demokratik Partisi'dir (HDP). Onun örgütlerini dağıtmak suretiyle, belediyelerine kayyım atamak suretiyle, milletvekilleri üzerinde dokunulmazlıkları kaldırmak suretiyle ve de parti hakkında bir kapatma davası açtırmak suretiyle kontrol etmeye çalışıyor. Yani HDP örgütlerini, seçmenini dağıttığı zaman  devlet zoruyla o bölgede ne kadar oy alabileceğini hesaplıyor."

'ERDOĞAN ÇÖZÜM SÜRECİ ÜZERİNDEN ALGI ÜRETMEYİ PLANLIYOR AMA HDP SEÇMENİ ÇOK POLİTİK'

Ümit Dede ise Şener'in bıraktığı yerden devam ederek "Aslında HDP'ye yönelik saldırılar yeni değil, 7 Haziran seçimlerinden bu yana devam ediyor" dedi. Dede, erken seçim kararının son yerel seçimlerin ardından alınması gerektiğini, geç kalındığını çünkü orada yurttaşların Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ilk kez dur dediğini belirtti. Dede, "İktidarın şu halde, kesinlikle kaybedecekleri bir seçime gireceğini zannetmiyorum" dedi. 

"Erdoğan çözüm süreci üzerinden halkı kendisine çekmeyi planlıyor ancak HDP seçmeni çok politik" diyen Dede, şunları ifade etti:

"Cumhur İttifakı'nın oyları hızlı bir biçimde eriyor. Yapılan bütün anket ve kamuoyu yoklamalarında bu durum çok net görünüyor. AKP de buna ilişkin hamleler yaparak, mesela HDP'nin üzerindeki baskıyı artırmak, belki de kapatarak bir şekilde seçime giremeyecek duruma getirmek ve diğer taraftan HDP seçmenine çözüm sürecinin sanki yeniden başlayabileceği ya da çözüm sürecinin bitirilmesinde kendisini katkısının olmadığı gibi bir algı üretmeyi planlıyor. Ancak şunu çok net söylemeliyiz: HDP seçmeni çok politik. Yani bir HDP siyasetçisi, milletvekili kadar gündemi takip eden, temel sorunların ne olduğunu ve bu sorunların çözümlerinin ne olduğunu çok net görebilen bir seçmen kitlesiyle karşı karşıyayız. Örneğin, 31 Mart seçimlerinde HDP, seçime girmediği yerlerde bile kazananı belirleyebilecek bir etkiye sahip. Erdoğan'ın bunu hâlâ anlamaması ve Diyarbakır'da çözüm süreci üzerinden kuracağı birkaç cümleyle bu seçmeni kendi tarafına çekebileceğini düşünüyorsa, büyük bir gaflet içerisindedir. Bunun sebebi, aslında Erdoğan'ın çaresizliği."

Kayıt dışı silahlar ve paramiliter yapı iddialarının konuşulduğu bölümde ise Şener, "Erdoğan'ın etrafı çıkar gruplarıyla dolmuştur. Seçimi kaybedeceğini gördükleri takdirde en hızlı terk edecek kişilerdir" diyerek şu ifadeleri kullandı:

'ERDOĞAN'IN EN YAKININDAKİLER, ONU EN HIZLI TERK EDECEK KİŞİLERDİR'

"Bir siyasetçi paramiliter gruplara umut bağlayarak seçim sonuçlarını elde etmeye çalışırsa kendisi için yaşayacağı en büyük felaket olur. Erdoğan'ın bu dengeleri göreceğini veya böyle bir şeye tevessül etmeyeceğini düşünüyorum. Sayın Erdoğan'ın etrafı çıkar gruplarıyla dolmuştur. En güvendiği insanlar en büyük çıkar beklentisi içindeki insanlardır. Seçimi kaybedeceğini gördüklerinde bunlar Erdoğan'ı en hızlı terk edecek kişilerdir. Bu kişilere umut bağlayarak hukuk düzeni içerisinde yapılmaması gereken bir şeye tevessül ederse hiç işe başlamadan seçimi kaybetmiş ve sırtında büyük bir küfe taşımış olur.

'ERDOĞAN, SONUÇLARINI SADECE KENDİSİNİN GÖREBİLDİĞİ ANKETLER YAPTIRIYOR'

Buna ihtimal vermiyorum ama seçimi almak için neler yapabileceğini gözden geçirecektir. En fazla kamuoyu yoklaması yapan genel başkan kendisi. Kendi dönemimden biliyorum, sadece kendisine çalışan kurumlardan gelen sonuçları parti yönetimiyle paylaşmazdı. Hatta oradaki sorulara müdahale eder, bazı konuşmaları anlaşılmadıysa oraya soru olarak eklenmesini isterdi. Dolayısıyla gidişatı kendisi de çok iyi okuyordur. Ama zor kullanarak seçim sandığına hükmetmek, çıkmayan sonucu ilan etmek yapabileceği ve gücünün yetebileceği bir şey değil Türkiye'de."

'KAYIT DIŞI SİLAHLARIN SAYISI YEDİ BUÇUK KAT ARTMIŞ'

Oktar, iktidarın sorunları çözemediği için bir korku siyaseti yürüttüğünü ifade ederek "kayıt dışı" silahlar konusunda İçişleri Bakanlığı'nın yayınladığı idari faaliyet raporundan elde ettiği bilgileri paylaştı: 

"2014'te kayıt dışı silahların sayısı 14 bin 682 iken, 2017'de 106 bin 740'a çıkmış. Yani, yedi buçuk kat artmış. Bu önemli bir konu ve bunun üç boyutu var. İlki, bu silahların 15 Temmuz gecesi dağıtıldığını biliyoruz. İkincisi, Suriye boyutu, burada elinde silahlarla poz veren insanlar var. Ama üçüncüsü ve en önemlisi bu kayıt dışı silahlar nerede? Bu vatandaşın güvenliğini tehdit eden bir durum. Bunlar nasıl kullanılıyor? Bir sürü bilinmezlik var. İçişleri Bakanlığı da sessiz."

Ümit Dede ise "Bugün gelinen noktada sadece HDP değil bütün muhalefet risk altında" dedi.