BEŞAR AZİZ 


Geçtiğimiz haftalarda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, birkaç kez Kürt sorununun çözüldüğünü ülkesinde artık böyle bir meselenin olmadığını ileri sürdü. Ancak ben, Erdoğan’ın Kürt sorunu hakkındaki söylemlerine bizzat kendisinin bile inanmadığına eminim. Ayrıca bu anlayış, Türkiye’de 5 yaşındaki bir çocuğun bile farkında olduğu ve on yıllardır çözülmeyen Kürt sorununa yönelik, devletin inkar politikasının devam ettiğini bize çok açık bir şekilde gösteriyor.

İnsan merak ediyor; eğer Kürt sorunu çözüldüyse ülkedeki on binlerce siyasi tutuklu neyin nesidir?

Kürt siyasetçi, gazeteci ve insan hakları savunucularının tutuklanıp baskı altına alınması, halkın oylarıyla seçilen belediye başkanlarının görevden alınıp, yerlerine kayyum atanması neyi ifade ediyor?

Eğer bu sorun çözüldüyse, neden Kürt partileri her gün yeni bir siyasi engel ile karşılaşıyor, parti adlarında “Kürdistan” ibaresi geçtiği gerekçesiyle haklarında kapatma davaları açılıyor? Erdoğan’ın “Kürt sorununu çözdük” dediği şey bu mu acaba?

Kürt sorunu çözüldüyse, en temel insan hakkı olan anadilde eğitimden Kürtlerin hâlâ mahrum kalması, her yıl binlerce öğretmen atanırken Kürtçe öğretmenliğine sadece 3 kontenjan ayrılması ne anlama geliyor? Kürtçeyi aşağılamak mı çözüm dedikleri şey?

Kürt sorunu çözüldüyse, neden Erdoğan’ın şahsi kininden dolayı tutuklu bulunan siyasetçiler AİHM’in serbest bırakılmaları yönünde verdiği kararlara rağmen hâlâ cezaevindeler?

Önceki yıllarda Kürt basın kurumlarının sayısı oldukça fazlaydı. Ancak, birçokları kapatılırken yüzlerce gazeteci tutuklandı. Kürt basınına yönelik baskı ve tutuklama furyaları hâlâ devam ediyor. Çözüm bu mu?

On yıllardır çocuklarının akıbetlerini soran Cumartesi Anneleri, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasını, suçluların cezalandırılmasını istiyor. Ancak hâlâ bir cevap almış değiller. Acaba çözüm bu mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilmesi gereken şey şu ki, seçimler yaklaşıyor ve Kürt sorununa dair söylemlerinin faturası ağır olacak. Halk, bunun hesabını kendisinden sorar.

Bizzat kendiniz iktidara geldiğiniz ilk yıllarda Diyarbakır’daki bir konuşmanızda Kürt sorununu varlığını kabul ederken, şu an devletin bütün gücünü elinizde topladığınız bir zamanda bu sorunu inkar ediyorsunuz!

Eğer CHP, Kürt sorununa dair son çıkışına devam eder ve bu konuda samimi davranırsa seçimlerin galibi olacağını söyleyebiliriz. CHP doğru bir yolda; Kürt sorunu TBMM’de HDP ile çözülebilir.

Evet, artık silahlı mücadele ve şiddet dönemi geride kaldı. Artık Kürt sorununa ilişkin bütün dosyalar TBMM’de tartışmaya açılmalı. Kürt partileri de bu konu da ciddi olmalı, bir araya gelmeli ve ortak çalışma yürütmelidirler. CHP ve Kürt sorununun çözümünden yana olan DEVA ve Gelecek Partisi gibi diğer partiler ile ittifak için ciddi uğraş vermelidirler.

Aslında Kürt sorunun uluslararası bir boyut kazandığı, birçok siyasi rakibin bu soruna eğildiği bir dönemde Erdoğan’ın diğer partilerden daha çok Kürt sorununun çözümünden yana bir yaklaşım içinde olması gerekirdi.

Eğer Erdoğan tutumunu değiştirmezse, büyük yenilgisi Kürtlerin elinden olacak.

Twitter: @bashargwani