Ali ÇATAKÇIN


ARTI GERÇEK-Kürtler, 18 ve 19 yüzyılın sorunlarını 20’nci yüzyılda da çözemeyen, 21’inci yüzyılda çözmeye çalışan, ender halklardan biri.

18, 19 ve 20’nci yüzyılın ilk yarısında sınıf mücadelesine oranla ulus mücadelesi acilen çözülmesi gereken bir sorundu.

Bu aciliyetinden ötürü, tekelci kapitalizmin gelişme süreci olan 18. yüzyılın son çeyreği ve 19. yüzyılın en dinamik sorunu, ulusların kendi kaderini belirleme sorunuydu.

19 ve 20. yüzyıla damgasını vuran iki olgudan biri pazarların silah zoruyla pay edilmesi (20. yüzyılda bunun için iki dünya savaşı çıkarıldı), diğeri ise ulusların bağımsızlık mücadelesidir. Bu süreç, devletsiz halklar için iki şekilde sonuçlandı: Yeniden oluşan ulus devletler ve sömürge uluslar.

Kürtler ne ulus devlet, ne de sömürge ulus statüsünü elde edebildi. Bu iki statüden hiçbirini elde edemeyen Kürtler, ülkesi, toplumsal bütünlüğü ve iç pazarı paramparça edilmiş, statüsüz ve tarihte benzeri olmayan bir esarete mahkûm halk olarak çıktı.

Bütün enerjilerini geçmiş tarihin sorunlarını çözmeye odaklayan Kürtler, öte yanda da bölünmüşlük ve statüsüz olma sonucu oluşan iç sorunlarıyla başları hep dertte oldu. Bu iki ana sorundan ötürü, bölgede ve uluslararası alanda öngördüğü değişim politikalarına katılma ve sürecin içinde yer edinme şansına fazla sahip değiller.

SİSTEM KENDİNİ YENİLİYOR

Günümüzde süren savaşlar, çatışma ve çekişmeler egemen sistemlerin kendilerini yenileme süreçleri olarak da okunabilir. 21’inci yüzyılın finans kapitali, 20’nci yüzyılın tekelci kapitalizmini yeniliyor. Bu süreç şimdilik G7’ler ve G20’ler olarak ifade edilen yapılarla yürütülüyor. 

G20’lerin içinde yer alan güçlerin işlevselliği geçicidir. Tıpkı serbest rekabetçi kapitalizmden tekelci kapitalizme geçiş dönemi gibi. Fakat bu sürecin sonunda değişmeyen şey, sermayenin egemenliği ve sömürünün devam edeceği. Buna rağmen, bu ‘yeni’ bir süreç.

Gelişen bu ‘yeni’ sürecin toplum için avantaj ve dezavantajları var. Dezavantaj, toplumların burjuva demokratik devrimleri sürecine göre bugün daha az örgütlü olması. Bu dezavantajdan kaynaklı diğeri işe birinci değişim sürecinde burjuvazi toplumun emekçi kesimlerinin gücüne ihtiyaç duyarken, hatta bu güç olmadan başarı şansının olmayacağının farkındayken, bugün böyle bir güce ihtiyacı yok.

Ancak işgal ve bölgesel işbirlikçi sistemlerin savaş giderlerini finanse etme döneminin sona ermesi sahadaki demokrasi güçleri açısından bir  ‘avantaj.’

Savaş sahasındaki toplumların bölgesel ve uluslararası sahadaki örgütsel zayıflığı ise dezavantaj. Bu durum, demokrasi güçlerini ortaklık ilişkisinde elde edecekleri kazanımların en alt düzeyi olan “kötülerin içinde en iyiyi’’ seçme zorunluluğuyla karşı karşıya bırakıyor.

Burjuva demokratik devrimleri sürecinde toplumun feodalizme kaşı Burjuvaziyi dayanışma ‘partneri’ olarak seçme tercihi doğruydu. Feodal diktatörlüğün yıkılıp yerine Burjuva demokrasinin gelmesi önemli bir kazanımdı. Fakat finans kapitalin tekelci kapitalizme karşı zaferi böyle bir kazanıma yol açmayacaktır. Ama buna karşılık egemenler ve alttakiler dünyasını kesin sınırlarla birbirinden ayıracaktır.

Bu yeni dönemi Trump “Ticaret savaşları çağı’’ teorisiyle formüle etti. Biden ise, “Diktatörlere tolerans olmayacak, demokrasiye ağırlık vereceğiz’’ söylemiyle devam ettirdi.

Önümüzdeki süreçte bu politikayı global çapta daha fazla hissedeceğiz.

YENİ DÖNEM ULUS DEVLETİ REDDEDİYOR

Kürtlerin sınırlarla çevrilmiş bir ülke ve onu kontrol altında tutan bir ulus devleti reddeden politikası, finans kapitalin ülke, ırk, din ve ulus devlete dayanmayan bir dünya sistemi kurma politikasına ters düşmüyor. Ama bu doğru çıkışın bir dizi engeli var.

Bu politikayı güvensiz kılan birinci engel, Kürtlerin birlikten uzak, kendi içinde sorunlu ve çok başlılığı. Bu çok başlılığın bir sonucu olarak her parçanın kendi sorunlarını öncelemesi. Parçalı duruşun güven veremeyen resmi….

İkinci engel, politikadaki sığlık ve darlık. Kürt aktörler hala 20. yüzyılın politikasıyla sorunları çözmeye çalışıyor. Örgütlenme, mücadele, mücadele araçları ve kullanılan bütün politik ve pratik ekipmanlar 20 yüzyıla ait.

Üçüncü engel, tekelci sistem ve işbirlikçilerine karşı mücadelede bu güçlere alternatif olarak gelişen güçlerle aralarına koydukları mesafe. Bu ve buna benzer bir dizi engelin, 21. yüzyılın panosuna yansıttığı Kürt fotoğrafı flu. Kürtlerin bir kesiminin verdiği doğru mesaj, Kürtlerin parçalı duruşu ve diğer bir kesimin yanlış politikaları sonucu açık okunabilecek ve güven verecek bir mesaj olmaktan çıkıyor.

Kürtlerin düşmanlarını yenme kadar acil olan sorunu, Kürtlerin birliğidir. Bu birliği sembolize eden politika ve kurumsal yapıyı kavuşmak Kürtlerin en acil sorunudur.

Kürtler, 21. Yüzyılda yürütecekleri demokrasi mücadelesine destek olabilecek bütün güçlere güven vermelidir. Bu güvenin ilk adımı Kürtlerin birliğiyle başlar. Kürtler bunu başaramazlarsa, 21. yüzyılın sunduğu bütün imkanları da ıskalayacaklar.