Hrant Dink'in katledilişinin 13. yıl dönümünde: Utanmak için geç değil



Artı Gerçek

'Birlikte yaşamayı, çok dilli, çok kültürlü olmayı başaramadığımız gibi yarattığımız kuraklıktan da utanmaz olduk.'


ARTI GERÇEK- 19 Ocak 2007 yılında bugün katledilen Hrant Dink İstanbul'da bulunan, genel yayın yönetmenliğini yaptığı Agos önünde anıldı.

Dink'in öldürüldüğü Agos Gazetesi'nin bulunduğu Sebat Apartma'nına ' Utanmak İçin Geç Değil' yazılı pankart asıldı. Artı TV muhabiri Nalin Öztekin anmanın yapılacağı Agos gazetesinin eski yerinden aktardı:

Anma için dört ayrı yerden giriş yapılacak. İki girişte Hrant Dink'in arkadaşlarından görevliler, polis ve avukatlar var. Anma ya gelenler arama yapıldıktan sonra içeriye girebiliyor.

Anma için kalabalık toplanmaya başlarken, Osmanbey metrosu ise valilik kararı ile kapatıldı.

Anma öncesinde kısa bir açıklama yapan Hrant Dink'i arkadaşı Bülent Aydın, 2015 yılında Diyarbakır Sur'da öldürülen Tahir Elçi ve geçtiğimiz yaz geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Cüneyt Cebenoyan'ı andı.Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala'ya selam gönderdi.1994'te öldürülen Yusuf ekinci'nin oğlu Serhat Ekinci kısa bir konuşma yaparak Türkiye'deki faile meçhullere dikkat çekti. Hrant Dink'in ölümünün toplumsal boyutuna değinen Ekinci, Türkiye'de hukukun üstünlüğü sağlanmadığı sürece adaletin gelmeyeceğini söyledi.Ekinci'nin konuşmasının ardından Hrant'ın Arkadaşları grubundan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı basın açıklaması yaptı.

Fincancı Agos gazetesi önünde toplananlara hitaben yaptığı konuşma,

"Sevgili dostlar, Ahparig Hrant'ın o kocaman güzelim ailesi, "bir çocuktan katil yaratan karanlık" diyebilen yüreğiyle sevgili Rakel Dink, sevgili Hrant'ın hak mücadelesini geleceğe taşıyan güzelim çocukları, arkadaşları, arkadaşlarımız,

Hrant için, adalet için 13 yıldır mücadele eden arkadaşları nicedir hakikati bu topraklardan sürgün etmiş erke rağmen hakikatin değerini hatırlatıyor hepimize. Hakikat arayışı bitmiyor, bitmedi hiç. Cumartesi Annelerini meydanlardan sürseler de, hakikati haykıranları hapsetseler de, insanlığa karşı suçlarla sindirmek için üzerimize gelseler de, hakikati haykırmaktan vazgeçmemişti ya Hrant, vazgeçmeyeceğiz öyleyse hiçbirimiz. Kötülüğe karşı nefret değil bizimkisi. Bitimsiz bir mücadele. Kötülüğün sıradanlığına kapılmasın insan, hakları için mücadele etsin, boyun eğmesin erke.

"Bu toprakların yarası hiç kapanmadı. Kapanması bir yana, her gün yeniden kanırtan bir devlet erki ile yaşamak zorunda kalıyoruz. Daha birkaç gün önce kayıplara karıştı Keldani bir çift, Süryani Mor Yakup Manastırı rahibi Aho'yu gözaltına aldılar. Kılıçtan geçirmek, çöllere sürmek yetmedi, her gün yeniden yaşasın o güvercin tedirginliğini Türkiyeli Ermeniler diye elinden geleni ardına koymadı devlet erki. Yaşadıkları mahallelerin adı Bozkurt, caddesi Ergenekon, okulları Talat Paşa nam, soykırım Osmanlının ama iade-i itibar Türkiye Cumhuriyetinin oldu. Birlikte yaşamayı, çok dilli, çok kültürlü olmayı başaramadığımız gibi yarattığımız kuraklıktan da utanmaz olduk. Sıra Kürtlere geldiğinde havan mermileri ile delik deşik ettikleri evlerin duvarlarına yazılama yaptı devletin memuru.

"Biz yüzleşmedikçe, onarmadıkça yaralarımızı, her yeni güne yeni ötekilerle yaralarımız büyür, yenileri açılır oldu. Sözümüz var Hrant'a, yaralarımızı bilip de onarmak boynumuzun borcu. Yarın yüzleştiğimizde, küçük Eichmann'lar yalnızca emre itaat ettiklerinden dem vurup sıradanlaştırmaya çalıştığında kötülüğü, utanmak için geç değil, evet ama kötülüğü tanımalı ve sahiplerini bir bir ortaya koymalıyız. Hrant için, adalet için! Buradayız, vazgeçmiyoruz Ahparig."