ARTI GERÇEK- AKP’ye yakınlığı ile bilinen Cengiz İnşaat’ın Rize’nin İkizdere ilçesi Eskencedere Vadisi’nde doğayı katlederek yapmak istediği taşocağına karşı köylüler direnişlerine devam ederken Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, katıldığı bir televizyon yayınında, zarar gören ağaçların yerine 10 katı ağaç dikileceğini iddia etmiş ve taş ocağına karşı çıkan halka “Devletimiz marjinal gruplara kesinlikle izin vermez. Bunu yapanlar devlet düşmanıdır" suçlaması yöneltmişti.

İkizdere halkından Bakan Karaismailoğlu’nun suçlamalarına yanıt geldi. İkizdereliler, doğa savunmanın tüm insanların sorumluluğu olduğunu belirterek AKP’li vekilleri kendileriyle karşılaşmaya davet ettiler.

‘BAKAN İKİZDERE VADİ’SİNİ HAYATINDA BİR KERE GÖRMÜŞ MÜDÜR?’

ARTI TV’de haber bültenine konuk olan İkizdereliler, Karaismailoğlu’nun söylemlerine yönelik tepkilerini Aris Nalcı’nın sorularına verdikleri yanıtla gösterdi.

“Doğa tüm dünyanındır” diyen İkizdere Dernekler Federasyonu 2. Başkanı Musa Yılmaz, “Sayın Bakanımızın açıklamaları bizi derinden üzmüştür. Buradan Sayın Bakana sormak istiyorum: Kendisi İkizdere Vadisi'ni hayatında bir kere görmüş müdür? İkizderelilerle bir kere yüzleşmiş midir? Burada direnen onlarca insanın nereli olduğunu veya ne için direndiklerini gelip yerinde dinlemiş midir de buradaki insanları marjinal olmakla suçluyor. Ayrıca doğa tüm dünyanındır. Dünya insandan ibaret değildir. Burada direnen arkadaşlara destek veren tüm Türkiye'ye teşekkür ediyorum. Samsun'dan, Trabzon'dan, Giresun'dan, Rize merkezi ve ilçelerinden geliyorlar” ifadelerini kullandı.

Mehmet Cengiz’in Kalkandereli hemşerilerinin de kendilerine destek vermek için İkizdere’ye geldiğini belirten Yılmaz, “Doğa tüm dünyaya aitse buraya gelen insanları marjinallikle suçlamak neyin kafasıdır bu? İnsan olan herkesin doğaya sahip çıkması gerekiyor. Yarın taş ocağı başladığında binlerce ağaç kesilecek. Bu gördüğünüz alanda 850 bin ağaç bulunmaktadır. Bu neyin kafası bizi marjinallikle suçluyorlar? Bir kaç gün önce de teröristlikle suçladılar. Biz ne marjinaliz ne de teröristiz” şeklinde konuştu.

‘AKP'Lİ VEKİLLERİMİZ BURAYA BUYURSUNLAR GELSİNLER’

Kendilerini bilinçli olarak bir partiye yakın olma görüntüsü oluşturulmaya çalışıldığını kaydeden Yılmaz, “AKP'li vekillerimiz buraya buyursunlar gelsinler. Bizi insan yerine  koyup köylünün derdini dinlediler de niye geldiniz mi dedik? Dün akşam aldığımız bir haber: Burayı CHP'ye mal etmeye çalışıyorlar. Buradaki mücadele hiç bir siyasi partinin tekeli altında değildir. Ne HDP'nin ne CHP'nin ne Saadet Partisi'nin ne AKP'nin ne de MHP'nin tekeli altındadır. Burada bir doğa katliamı yaşanmaktadır. Buradaki vatandaşlarda doğasına sahip çıkıyorlar. Doğal olarak dışarıdan insanlar da geliyor buraya ve gelecekler. Biz onların yüreklerinden öpüyoruz, teşekkür ediyoruz. Biz tüm Türkiye'yi buraya davet ediyoruz. Bu sadece Eşgence Vadisi'nde yapılan katliamın mücadelesi değildir. Bu tüm Türkiye’nin mücadelesidir” dedi.

‘İSTANBUL'DA BÜYÜDÜM AMA RUHUM BURAYA AİT’

İkizdere’de doğan fakat İstanbul’da yaşamını sürdüren Zeynep Baş ise “Gerçekten, o kadar çok üzülüyoruz. Çocukluğumuzun gittiğini görüyoruz. Marjinal diyorlar bizim için. Evet, ben burada yaşamıyorum. Buraya tepki göstermek için İstanbul'dan geldim. Sonuna kadar da burada olacağım. Ama ben bu köyün kızıyım. burada doğdum, İstanbul'da büyüdüm ama ruhum buraya ait” ifadelerini kullandı.

‘BURASI TAŞ OCAĞINA UYGUN DEĞİL’

Köyde yaşamını idame ettiren Derya Baş da bölgenin yapısını bildiklerini ve taş ocağı ile birlikte nelerin yaşanabileceğine dikkat çekerek, “Ben burada doğdum, burada büyüdüm. Bu katledilen yerlerde bizim çocukluğumuz geçti. O derenin içerisinde babalarımız balık tutarken, annelerimiz çay keserken, hayvanlarımıza su içirdik. Buranın doğasını çok iyi biliyorum. Burayı talan ettiklerinde biz nasıl barınacağız? Deremiz taştığı zaman, heyelan olduğunda biz burada barınamıyoruz. Evimizin altından su çıkıyor. Evlerimizin kenarlarına kadar su doluyor. Dere yatağı kapanıyor, ağaçlar köküyle geliyor. Peki, şu anda derenin içini doldurdular. Yağmur yağdığı zaman bu toprak ve su geldiği zaman biz nasıl barınacağız burada? Bunu hiç mi düşünmüyorlar? Kesinlikle taş ocağı istemiyoruz. Burası taş ocağına uygun değil” şeklinde konuştu.