İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, doğal kaynağı, tasarruf fazlası olmayan Türkiye’nin dış kaynak bulmak için tek sermayesinin güven olduğunu belirterek, “Güven sarsıldığında problem çıkar. Güvenin de karşılığı basittir aslında; Hukuk ve serbest piyasa” dedi.

Pandemi sürecinde Türkiye’nin yaşadığı sorunları ve 2021 yılına ilişkin öngörülerini anlatan Bali, Türkiye’de 2019’dan itibaren izlenmiş olan ekonomi politikaları nedeniyle serbest piyasa kültürünün zarar gördüğünü belirtti.

Serbest piyasa dinamikleriyle örtüşmeyen işlerin yeni ekonomi yönetiminin açıklamaları ve yaptıklarıyla birlikte düzelme imkânının doğduğunu dile getiren Bali, şunları söyledi: “Hayatın hiçbir alanında olabilecekten daha fazlası elde edilemez. Bu, bilime aykırı. Kısa vadede olur gibi zannedildi. Onun için de yöntemler denendi. Merkez Bankası rezervleri eridi, enflasyon yükseldi, işsizlik yükseldi. Bunun dolar ve faizler üzerindeki etkileriyle de reel sektöre, oradan bankacılık bilançosuna her yere etkisi oldu. Şu anda yapılanlar da bunların ayıklanması, temizlenmesi sürecine işaret ediyor. Neler yapılıyor? Geleneksel olmayan, kredibilite kaybına neden olan bütün unsurlar teker teker gideriliyor.”

PİYASA OLUMLU AMA İSKONTOLU OLUMLU...

“Merkez Bankası Başkanımızın ‘Enflasyonda kalıcı düşüşe ikna olmadığımız sürece parasal sıkılaştırma devam edecektir. Şartlar gerektirdiğinde ilave parasal sıkılaşmaya da gidilebilecektir’ demesi kıymetli bir şey” diyen Adnan Bali, piyasanın da şu anda bunu olumlu ama iskontolu olumlu aldığını söyledi. 

Türkiye’de hane halkından başlayarak hem başarılı iş insanlarının, bilim insanlarının hem yabancı yatırımcıların kaygı duymadığı bir hukuk düzeni ve öngörülebilir bir ortam oluşturulması gerektiğini anlatan Bali, “Bu yönde çalışmalarla ve pandemi sürecinin de aşı bağlantılı olarak izin verdiği imkânlarla, önümüzdeki 6 ila 9 aylık süreçte ekonominin daha iyimser bir noktaya evrildiğini bütün üçüncü taraflar görebilirlerse güven tesis edilecektir. Benim gördüğüm, Merkez Bankası Başkanımız, Hazine ve Maliye Bakanımız, piyasa mekanizmasının esas alınacağı konusunda net bir yaklaşım ortaya koyuyor” diye konuştu.

TERS DOLARİZASYON OLUŞMASI GEREKİYOR

Bu yaklaşımın, zamanlama itibarıyla da çok iyi bir başlangıç olduğunu ifade eden Bali, “Ben şu anda olağanüstü bir diyalog ve koordinasyon ortamı görüyorum. Usulden diye’ de değil, karşılıklı etkileşimle, doğrudan politikaları konu edinen bir yaklaşımla... Samimi bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi. 

Ekonomi yönetiminin şu anda ortaya koyduğu bu tabloyu sürdürebilmesi ve bunun kesintiye uğramaması için bazı küçük, hızlı başarılara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bali, “İşler iyiye gitmeli ki bu politikalar sürdürülebilir olsun. Bunun da kilidini ters dolarizasyonda görüyorum. Bir şekilde ters dolarizasyon oluşmalıdır” dedi.

YERİNDE ÜRETİM ÖNEMLİ HALE GELDİ

Bali, Türkiye’nin, salgın sonrası toparlanma fırsatlarına odaklanması gerektiğini belirterek, konuda şunları söyledi:

“Bu musibet insanlığa şunu gösterdi: Yakın üretim, yerinde üretim önemli hale geldi. ‘En büyük ölçekle Çin’de ürettiririm, sonra istediğim yere naklederim.’ Artık bu o kadar geçerli değil. Yerinde üretim, yakın üretim önemli hale geldi. Yakın ticaret, her talep edildiğinde karşılanabilen siparişlerle çalışan bir ekonomi kritik hale geldi. Türkiye, etrafındaki iki-üç saatlik zaman dilimi farklarıyla stok taşınmaksızın, kısa terminlerle ihtiyaç duyulduğunda, talebin kendi seyrine göre arz sürekliliği sağlayabilecek esnek bir ekonomiye sahip. Ülkemiz, esnek ve dinamik üretim yapısı ile öne çıkabilir.”