Denizli'de yapılan İstanbul Sözleşmesi eyleminde gözaltına alınan alınan dört mülteci hakkında sınır dışı kararı verildi.

İstanbul Sözleşmesi'nin AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla fesh edilmesinin ardından Türkiye'nin birçok noktasında eylemler yapıldı. Denizli'nin Merkezefendi ilçesindeki Delikliçınar Meydanı'nda 20 Mart’ta düzenlenen eylemin ardından İranlı mülteciler Esmaeil Fattahi, Leili Faraji, Zeinab Sahafi ve eyleme katılmayan Mohammad Pourakbari Kermani dün gözaltına alındı. Gözaltına alınan mülteciler hakkında 'kamu düzenini bozmak’ gerekçesiyle sınır dışı kararı verildi.

'POLİS MERKEZİNDE GEÇİŞTİRİLMEYE ÇALIŞILDIK'

KaosGL'den Yıldız Tar'a bilgi veren Avukat Yağmur Yalçın, "Dün gözaltı işlemleri yapılmış, basın açıklamasına katıldıkları ve pankart tuttukları için idari gözetim kararı ve sınırdışı kararı verilmiş. Bize verilen bilgilere göre şu anda Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne götürülmek üzere yoldalar. Henüz görüşme imkanımız dahi olmadı. Mültecilerle alakalı durumlarda bilgi belge verme konusunda da sıkıntı yaratıyorlardı. Tutanakları bize vermediler, biz sadece inceleme yapabildik. Polis merkezinde geçiştirilmeye çalışıldık. Kötü muameleye dair bilgi de geldi ancak sağlık raporunda böyle bir bilgiye rastlayamadık. Ancak bu, kötü muameleye maruz bırakılmadıkları anlamına gelmez. Görüşemediğimiz için net bilgi veremiyoruz. Denizli Barosu olarak bilgi edinmeye çalışıyoruz" dedi.

MÜLTECİLERE SINIR DIŞI TEHDİDİ

Kaos GL Mülteci Hakları Program Koordinatörü Avukat Hayriye Kara ise İstanbul Sözleşmesi ile ilgili bir eyleme katılmanın kişilerin ifade, toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü olduğunu belirterek karara tepki gösterdi. Avukat Kara şöyle konuştu:

“Bir basın açıklamasına katıldınız, pankart taşıdınız diye doğru düzgün bir değerlendirme yapılmadan ‘kamu düzenine aykırılıktan’ sınır dışı kararı veriliyor. Bunun neresi kamu düzenine aykırılık? Esas ifade özgürlüğünün engellenmesi kamu düzenine aykırıdır. Sınırdışı gerekçeleri kanunda sayıldığı gibi ‘kamu düzeni, kamu güvenliği’ gibi muğlak kavramlar. Ve bu muğlak kavramlar üzerinden çok rahat sınırdışı kararı veriliyor. Bu kişilerin sınır dışı edilemeyecek kişiler olup olmadığına dair etkin bir değerlendirme yapılamıyor. Geri göndermeme ilkesine aykırılık teşkil edilip edilmediğine ilişkin değerlendirme de yapılmıyor. Ayrıca mültecilere haklarına erişim konusunda yetkililer tarafından da bilgilendirme yapılmıyor. Böyle bir mekanizma da yok. Avukatlar bile zorlukla karşılaşıyor. Yine bunun örneğini gördük. İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan herkes gözaltı gibi yaptırımlarla karşı karşıya kalırken, mülteciler ekstra olarak sınır dışı tehdidiyle karşılaşıyor.”