James Jeffrey'in rotası ve imza meselesi

James Jeffrey'in rotası ve imza meselesi
Jeffrey'in Heseke'ye anlaşma imzasına gittiği yazıldı. Konuştuğum bir siyasetçi 'Kalan konular kritik' dedi ve en kritik başlığa işaret etti. Bir gelişmenin imzayı etkileyebileceğini söyledi

Mehmet Ali ÇELEBİ*


ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve IŞİD'le Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi James Franklin Jeffrey, 20 Eylül 2020'de Kuzey ve Doğu Suriye'ye geçerek Heseke’de temaslarda bulundu. Bu ziyaret sürpriz olarak değerlendirildi ve "anlaşma ilan edecek", "anlaşma imzalandığını duyuracak" diye haberleştirildi. Jeffrey, Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) ve Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) temsilcileriyle görüştü.  22 Eylül'de de Hewler'de Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.
Anlatısında özgürlükler olmayan James Franklin Jeffrey, pragmatist, güvenlikçi ekolden, statüko savunucusu. Demokrasi, adalet, özgürlük vizyonu olmayan ufku dar, köhne CIA bürokratı zihin kodları taşıyor. Suriye, Irak ve İran'daki halklarına dair olgusallıkları gözardı eden projektörden bakıyor; eşitlik, merkezi yönetimde ısrar yerine devolüsyon (yetki devri) taleplerine, çoklu dil ve kültürel taleplerine, beklentilerine stratejik olarak değil taktiksel olarak bakıyor.
Kolonyalist sistemin devamı için, hegemonya aşınmasını önlemek için denklemler üretmeye çalışan, kolonyalist politikaları yeniden yaygınlaştırmaya dönük düşünsellik içerisinde. Kürtler, Asuri-Süryaniler, Ermeniler, Ezidiler, Çerkesler, Alevi Türkmenler'in tarihsel evrensel haklarını önemsemeyen iklimin sorumlularından. Stratejik vizyon üretme yerine statüko koruyucularının sürüklemeye çalıştığı Cenevre Konferanslarına halkların katılımının frenlenmesinin sorumlularından.
Bu çizginin de hinterlandı var tabi... Jeffrey eski bir subay. Soğuk savaş döneminde Vietnam, Batı Almanya, Bulgaristan'da bulundu. CIA'da görev yaptı. 12 Eylül 1980 Kenan Evren darbesi sonrası Türkiye'de görevlendirildi. Adana ve Ankara'da subay olarak bulundu, Türkçe öğrendi. Irak işgali sırasında Irak'ta görevler aldı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'a Irak danışmanlığı yaptı. ABD Başkanı George Bush'un UIusal Güvenlik Danışmanı yardımcısı idi. Bağdat (2004-2005) ve Ankara'da (2008-2010) büyükelçilik yaptı. Çalkantılar çıkarmak, yönetimleri alaşağı etmek hedefli İran-Suriye Politika ve Operasyonlar Grubu’nun (ISOG) yönetiminde bulundu. Büyükelçiliği döneminde de sonrasında da AKP-MHP politikalarının destekçisi oldu.
Donald Trump görevine ısınınca Ağustos 2018'de James Jeffrey'i ABD Suriye Özel Temsilcisi yaptı, Ocak 2019'da da ABD'nin IŞİD'le Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi yapıldı. Serekaniye ve Gire Spi'ye yönelik Barış Pınarı operasyonun baş sorumlularından oldu. Soğuk savaş döneminde olduğu gibi darbeler yapan, cuntalar örgütleyen CIA zihniyetiyle hareket ediyor.


İngiltere’nin Hindistan sömürgeci sisteminin modifiye edilmiş teşmilini benimsiyor, bölerek, parçalayarak, karşıtlaştırarak ABD'ye mecbur kılma ve yönetme anlayışıyla hareket ediyor. 
Türkiye gibi ülkeleri İran'a karşı kullanmak için sondajlar yapıyor. Ördüğü parametreler, Ortadoğu'da yaşayan halkların ne istedikleri, nasıl yönetilmek istedikleri, adalet, demokrasi, barış değil, "güvenlik" ve orduyu, ekonomiyi ABD çıkarları ekseninde kullanma yaklaşımına dayanıyor. Odaklandığı esas İran rejimini yıkacak fay hatlarının ortaya çıkarılması, Suriye'de Esad klanının yok edilmesi. Bu minvalde Şam ve Tahran'a karşı Türkiye'nin kaldıraç olarak kullanılması. 
Jeffrey yaklaşımını Rudaw'a konuşurken "Türkiye bölge için önemli bir aktör. Bölgedeki herhangi bir işi ABD, Türkiye'siz iyi sonuçlandıramaz" (17.07.2017/Rudaw) sözleriyle; TRT Haber'e demeç verirken de "Türkiye küresel ekonomide en güçlü 15 ya da 16. ülke, çok güçlü bir ordusu var ve çok önemli bir bölgede bir istikrar adası. Erdoğan bence Fransa’nın 1950-60'lardaki lideri Charles de Gaulle’e benziyor. De Gaulle zor bir müttefikti. Ama sonuçta ona güveniyorduk. Türkiye’ye de güveniyoruz" (08.07.2018/TRT Haber) sözleriyle özetlemişti. 

Jeffrey'nin öncelikleri

James Franklin Jeffrey'nin Donald Trump'ın benzer kafa yapısındaki ekibiyle birlikte jeopolitik öncelikleri "güvenlik", "ordusal işbirliği", "bölgesel açık yaralar" olduğu için ENKS ile PYNK arasındaki arabuluculuğa da bu zaviyeden, yani güvenlik eksenli, etnik farklılıkların ve dini çelişkilerin ABD müdahalesini sürdürecek kadar hassaslaştırılması açısından mercek tutuyor. Özetlersek;
1- Jeffrey Suriye’deki Kürt partilerini KDP çizgisinin taşıyıcılarına dönüştürmek istiyor.
2- Şengal, Dera Zor, Qamişlo, Heseke alanını, buradaki petrol-doğalgaz ve tarımsal potansiyeli KDP'nin hasat alanı yapmak istiyor.
3- KDP'yi Ankara'nın Irak'taki rampası olarak İran'a karşı operasyonel hamlelerde yedekleyip değerlendirmek arzusu taşıyor. 
4- İsrail'in güvenliği için Suriye'nin güneyinde bulunan İsrail ve Lübnan sınırındaki Suveyda ve Dera çevresinden, Golan Tepeleri çevresinden İran ve yedek gücü Hizbullah'ın uzaklaştırılmasını, İran-Hizbullah güçlerinin Halep-İdlib-Lazkiye hattında kalmamasını sağlamaya çalışıyor. İsrail için İran'ın müttefiki olsa da büyük bütçeli, enerji ve inşaat yatırımlarına İran'ı ortak etmek istemeyen Rusya ile de koordineli çalışmalar yapıyor.

ENKS ile müzakereler

ENKS de KDP iltisaklı olduğundan; Türkiye, Katar, körfez ülkeleri, ABD, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin girişimleriyle Hatay'da 29 Temmuz 2011'de kurulan SMO'nun (Suriye Milli Ordusu. Eski adı ÖSO-Özgür Suriye Ordusu) siyasi kolu olarak 23 Ağustos 2011'de İstanbul'da kurulan Suriye Ulusal Konseyi'nin (SUK); yine 11 Kasım 2012'de Katar ve Türkiye'nin söz konusu ülkelerce önayak yapılmasıyla kurulan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'nun (SMDK) basamağı olarak kullanıldı.
Bu noktada PYNK de nereden çıktı sorusu varsa açalım.
Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt siyasi güçleri ve partiler 18 Mayıs 2020'de ulusal birlik hedefiyle Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) çatısını kurdu. Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan 25 Kürt siyasi hareketi ve parti Qamişlo’da gerçekleştirdikleri toplantı sonrası kumuştu. 
PYNK içindeki partiler şunlardı: "Partîya Aştîya Demoqrat a Kurdistanê/ Partîya Yekîtîya Demokratîk (PYD)/ Kongreya Star/ Partîya Demoqrat a Kurdî ya Sûrî (P.D.K.S)/ Partîya Kesk a Kurdistanê / Partîya Çep a Demokrat a Kurd li Sûrîyê / Partîya Çep a Kurd li Sûrîyê/ Partîya Lîberal a Kurdistanê / Partîya Biratî ya Kurdistanê (PBK) / Partîya Niştimanî ya Kurdî li Sûrîyê / Partîya Guhertina Demoqrat a Kurdistanê / Tevgera Nûjen a Kurdistanê-Sûrîya / Partîya Têkoşîna Demokrat / Partîya Azadî ya Kurdistanî ya Azad / Partîya Yekîtîya Niştimanî ya Azad-Rojava / Partîya Komarî ya Kurdistanî-Sûrîya / Tevgera Çaksazîyê-Sûrîya / Partîya Komunîst a Kurdistanê (KKP) / Partiya Roj a Demokratîk li Sûriyê / Şepêla Pêşeroj a Kurdistanê / Partî Demuqratî Kurdistanî-Sûrî / Yekîtîya Karkerên Kurdistanê (YKK) /  Partîya Kombûna Niştimanî ya Kurdistanî / Partîya Rêkeftina Demokrat a Kurdî li Sûrîyê / Partîya Demuqrat a Kurd li Sûrî"
PYNK daha sonra ABD arabuluculuğunda ENKS ile birlik müzakereleri yaptı. ENKS ile PYD Nisan 2020’de müzakerelere başlamıştı, artık PYNK ile yürütüyordu. Lakin ENKS bir dönem masada yüz yüze görüşmedi heyetlerle, mesaj taşıttı. ABD, Fransa, İngiltere heyetleri gidip gelirken ve müzakereler yürütülürken ENKS KDP çizgisinde ısrar etti, BM insan hakları raporlarına degşet verici şekilde yansıyan İhvan-Selefi-El Kaide harmanlı ÖSO (SMO) ile de bağlarını sürdürdü. İmzaladıkları Hewler Anlaşması ve Dohuk Anlaşması'nın kadük kalmasına neden oldu. 

'Kalan konular kritik'

Bir ara pazarlıklarda siyasi karar mekanizması olarak "Kürt Yüksek Mercii" (Kürt Yüksek Konseyi) oluşturulması için 6 maddede uzlaşıldı. Bu altı madde; 1- Serêkaniyê, Efrin ve Girê Spî’den göç edenlerin geri dönmesi 2- Suriye geneli için izlenilecek strateji 3- Kürtlerin uluslararası arenada temsili 4- kadınların temsiliyet oranı 5- iç kuralları belirleme mekanizmaları 6- kazanımların korunması.
Burada ENKS yüzde 40, PYNK yüzde 40, ENKS ve PYNK dışında kalan küçük partiler ve hareketler yüzde 20 oranında temsil edilecekti. Yani Kürt Yüksek Mercii'nde 40 sandalye bulunacaktı. 16 sandalye PYNK'de, 16 sandalye ENKS'de, 8 sandakle bağımsız isimlerde olacaktı. Bu bir meclis değil, yönetim organı da değil. 
Sadece Kürtleri ilgilendiren mercii ya da konsey. 
Bütün kentlerin temsilcilerinin seçildiği Meclis ve yönetimler ise başlı başına kapsamlı bir mesele. ENKS genel seçimden önce de yönetimde kendilerine kota verilmesinde ısrar ederken, PYNK, her kentte ve merkezde görev yapanların ve meclislerin seçimle geldiğini, seçimlere ENKS’nin de katılmasını ne alırsa temsil edileceğini söylüyordu. 
Jeffrey, KDP ve ENKS'nin hedefi KDP ile YNK gibi iki başlı askeri güç. Yine Avrupa ülkeleri bile göç edenleri sınır dışı etmemeye çalışırken ENKS Başkanı Suud Melle, Rojavalı olmayan Kürtlerin kentlerden sürülmesini de istiyordu. 
İç ve dış heyetlerin görüşmelerini yakından izleyen bir siyasetçiyle konuştum. ENKS'nin Türkiye'ye rağmen imza atmasının, ÖSO'dan kopmasının da ABD caydırıcılığına bağlı olduğunu kaydetti ve ekledi "Onlar için son şanstır." Kalan başlıklar için "Kalan konular kritik" değerlendirmesi yaptı. En kritik başlık için "Demokratik özerklikte ENKS nasıl yer alacak" dedi. Çünkü yönetimde bütün halkların yer alması esas alınmış durumdaydı. Askeri konularda nasıl yol alınacağının henüz netleşmediğini söyledi. Petrol-doğalgaz gelirleri, sınır kapıları gibi konulara işaret etti.
İşte hararetli konularda tartışmalar sürerken Jeffrey'in anlaşmaya ıslak imza için Heseke'ye geçtiği yazılıyordu. Ancak konuştuğum siyasetçi anlaşmanın ABD seçim sonrasına sarkabileceğini söyledi. ENKS'ye bağlı silahlı gruplarının da içinde olduğu SMO'dan ve SMDK'den kopmasının zor, Ankara'ya rağmen bütün konularda anlaşmaya varıp uymasının daha da zor olacağını söylemeliyim. Diyalog sürerken KDP'nin Semalka Kapısı Sêmalka Sınır Kapısı karşısındaki Pêşxabûr Sınır Kapısı hattına onlarca karakol inşa etmesi ciddi handikaplardan ve süreçlerin bıçak sırtında ilerleyeceğinin göstergelerinden.

İran'a karşı kıskaç daraltma

Jeffrey'in takıntısı İran'a da bir paragraf açmakta yarar var. Tesadüfe bakın ki Jeffrey, Heseke'ye gittiği gün ve ertesi gün ABD, İran'a yönelik tartışma yaratan kararlar deklare etti. Corona pandemisinin ekonomileri, ev bütçelerini altüst ettiği, işsizleri ve yoksulları artırdığı dönemde...
BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyeleri ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin'in yanı sıra Almanya ve AB ile İran arasında 2015'te nükleer anlaşma imzalanmıştı. 2017 başında Donald Trump'ın yönetime gelmesi sonrası Washington anlaşmadan çekilmiş ve İran'a yeniden yaptırım uygulamaya başlamıştı. 
Nisan 2019'da Trump, İran Devrim Muhafızlarının "yabancı terör örgütleri listesi"ne alındığını ilan etmişti.
Anlaşmanın diğer taraflarından Washington'u durdurmasını isteyen ancak bunda başarılı olamayan İran, Temmuz 2019'da nükleer anlaşmanın bazı maddelerini, 5 Ocak 2020'de de anlaşmadan kaynaklanan tüm taahhütleri askıya aldığını açıklamıştı. 3 Ocak 2020'de de Suriye iç savaşındaki İran milislerini örgütleyen, Putin'i Suriye'ye müdahalede ikna ettiği kaydedilen Kudüs Gücü Komutanı Korgeneral Kasım Süleymani Bağdat suikastinde öldürülmüştü.
Yani ABD Başkanı Trump, Rusya Lideri Putin yönetimiyle iç politikada "kişisel" bulunan gerekçelerle uğraşamayınca, iç tribünler için, Körfez ülkelerine silah ticareti için ve İsrail güvenliği gibi saiklerle düşman olarak İran ve Çin'i baş hedefleri yapmıştı. Ancak bu kez BMGK'den birkaç kez denemesine rağmen İran'a yaptırım kararını Rusya ve Çin vetosu nedeniyle çıkaramıyordu.
9 Haziran 2010'da silah ambargosunu genişleten, uranyum çıkarmaya yasak getiren, şüpheli gemileri uluslararası sularda denetleme yetkisi getiren, bazı isimlere seyahat yasağı ve mali yaptırım koyan BMGK’nin İran'a yeni yaptırımlar öngören karar tasarısı 12 oyla kabul edilmişti. Kriz tırmandıkça İran'ı daha çok kendisine bağımlı kılıp silah vb satarak kasasını dolduran Rusya ve Çin de "evet" demişti. 
15 üyeli konseyde daimi üyeler ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin; geçici üyeler Avusturya, Japonya, Meksika, Uganda, Bosna-Hersek, Gabon ve Nijer evet derken Türkiye ve Brezilya "Hayır" oyu kullanmıştı. Lübnan da çekimser kalmıştı.  
BMGK'nin yaptırım süresi 18 Ekim 2020'de doluyordu. BMGK'nin ilk yaptırımı Aralık 2006, ikincisi Mart 2007’de, üçüncüsü Mart 2008'de, dördüncüsü Haziran 2010'daydı. Rusya artık uzatmak istemiyordu. Trump ısrar edince ABD, ticaret kalemleri geliştirmek isteyen AB ile de karşı karşıya geldi. AB de yeni yaptırımları reddedince Trump yönetimi, İran ile yapılan nükleer anlaşma kapsamında BMGK tarafından kaldırılan yaptırımları kendi başına yeniden yürürlüğe soktuğunu açıklayacaktı (20 Eylül 2010) Bunlar BMGK'nın 1696, 1737, 1747, 1803, 1835 ve 1929 sayılı kararlarında geçen tüm yaptırımlar idi. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da 21 Eylül'de kıskacı üstüne daraltmaya çalıştıkları İran'ın Savunma Bakanlığı'na yaptırım kararı alındığını ilan ediyordu. 

Jeffrey koltuğu kaybedebilir

Bağlarsak İran konusunda ABD-AB çekişmesiyle, AB'nin yeni yaptırım kararına karşı çıkmasıyla ABD hegemonyasının nasıl aşındığını da net görmüş olduk bir bakıma. Yaşananlar sonucu ABD küresel gücünün eskisi gibi AB üstünde etkisi olmadığını müşahede etti takvim yaprakları. İşte Jeffrey ve Trump'ı çevreleyen bir kadro İran'a karşı yeniden agresif oyun kurmak, ABD "höst" deyince sözü dinleyecek ülkeler grubu sıraya dizmek için çabalıyor. Bunun için de kafalarında Türkiye'yi ve KDP'yi yerel güç ve tampon güç olarak kullanma yer alıyor. 
Prestij toparlaması için, iç politika dengeleri için İran'a karşı "çılgın" eylemler görürsek şaşırtıcı olmaz.
İşlerin nereye varacağını Kasım 2020 seçimleri sonrası daha net göreceğiz. Benim gördüğüm barış vizyonu olmayan Jeffrey'le Suriye'de barış iklimi imkansıza yakın. Bu nedenle Jeffrey koltuktan olabilir.

*Gazeteci

Öne Çıkanlar