Katliamda bir bacağını kaybeden ve yaralı kurtulan Gökhan Yaralı, uzunca bir süre ölüm haberlerinin durduğu, nispeten gençlerin tabutlarda gelmediği sürecin ardından, tekrar çatışma ortamına girilmesi durumuna karşı bir şeyler yapılması gerektiği düşüncesi ile mitinge hazırlandığını söylüyor:

“Yıllar sonra ilk kez o kadar heyecanlı bir miting alanına giriyordum. Arada ilerlerken evet bu miting barışı getirir saflığı içindeydim. Çünkü bu toprakların her rengini alanda görmek mümkündü. Alevi’si, Sünni’si Şafisi, Ateisti, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı Ermeni’si Çerkes’i toplumun her kesiminden insanlar vardı ve hep bir ağızdan barış türküsünü dillendiriyorduk.

Çocukça düşünüyordum ama daha ne olabilirdi? Miting öncesi Diyarbakır ve Suruç katliamlarının tüm tedirginliğini alana girince unutmuştum. Zaten çok da sürmedi, büyük bir patlama ile irkilmemizin ardından gözümü açtığımda yerde yatıyordum”

Yaralı, patlamadan sonraki yaşamını şöyle anlatıyor:

“Peşinden birçok ameliyat, birçok dostun ölümü ile yarım kalmış bir bedenle hayata tutunmaya çalışsak da çok da başarılı olduğumuz söylenemez. Çünkü bu coğrafyada kadın olmak, hayvan olmak, ağaç olmak zordur derdim hep ama engelli olmak da çok zormuş. Şimdiki mücadelem tüm ihmali olanların yargı önünde hesap vermeleri, hiçbir hesap benim eksilen bedenimi, kızımın bana bakarken döktüğü göz yaşını, yitip giden yaşamları geri getirmeyecek ama belki de bundan sonra olacak katliamların önünü kesecek. Bu umutla yaşamaya devam ediyorum.”