Derya OKATAN


ARTI GERÇEK - 40. yılını geride bıraktığımız 12 Eylül askeri darbesi döneminde gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır dosyası faillerin TBMM’de kurulan komisyonca belirlenmesine rağmen kapatılmaya çalışılıyor. 9 yıl boyunca dava açmayan Kars Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı “kanun yararına bozma” talebiyle Adalet Bakanlığı’na gönderdi. Bakanlık da Yargıtay’a. İHD Eş Genel Başkanı Türkdoğan, bu şekilde ailenin itiraz hakkının engellendiğini belirtirken, Kırbayır ailesi “dosyanın kapatılmasına izin vermeyelim” çağrısı yapıyor.

Cemil Kırbayır, 12 Eylül darbesinin ilk gözaltında kayıplarından. 

Ardahan’ın Göle ilçesi Okçu Köyü’nde yaşayan Kırbayır ailesinin evi darbeden bir gün sonra, 13 Eylül’de askerler tarafından basılarak Cemil Kırbayır gözaltına alındı.
Önce Göle Piyade Alay Komutanlığına, ardından 9. Kolordu Sıkıyönetim Komutanlığına bağlı Kars gözetim evine, daha sonra da işkencehane olarak kullanılan Dede Korkut Eğitim Enstitüsü’ne götürülen Cemil Kırbayır, günlerce işkenceli sorgulardan geçirildi. Gördüğü ağır işkenceler sonucu 8 Ekim 1980’de yaşamını yitirdi. Kırbayır ailesine de “firar etti” denildi. 

ERDOĞAN SÖZ VERMİŞTİ

Cumartesi Anneleri ile birlikte yıllarca oğlunun bulunması için mücadele eden Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır, 5 Şubat 2011’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüşen kayıp yakınlarının arasındaydı. Erdoğan’a “31 yıldır arıyorum, bana oğlumu bul” dedi. Erdoğan da “Sizin sorununuz benim ve kabinemin sorunudur” dedi, kayıp yakınlarının acılarını dindirmek için her türlü çabayı göstereceklerinin sözünü verdi. 

TBMM KOMİSYONU FAİLLERİ TESPİT ETT

Bunun üzerine Erdoğan’ın talimatı ile 9 Şubat 2011’de gözaltında kayıpların akıbetinin araştırılması için TBMM’de komisyon kuruldu. Komisyonun raporunda Cemil Kırbayır'ın “gözaltında işkence sonucunda hayatını kaybettiği ve cesedinin ölümüne sebebiyet veren sorgulamaları yapan kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı” belirtiliyordu. Raporda, sorguya katılan MİT ve Emniyet personelinin isimleri de yer alıyordu. 

Komisyon, raporun ardından elindeki tüm belgelerle birlikte Emniyet, MİT ve Sıkıyönetim Komutanlığı görevlileri hakkında Kars Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. 

Savcılık da 2011 yılında soruşturma başlattı. 

TOZLU RAFLARDA UNUTULAN TAKİPSİZLİK KARARI

Soruşturmada yaşanan son gelişmeleri kamuoyuna duyuran Kırbayır ailesi ve İnsan Hakları Derneği, dosyasının kapatılmaya çalışıldığını belirtti. 

Açıklamaya göre, soruşturma sırasında, daha önce verilmiş bir takipsizlik kararına rastlandı. Kırbayır ailesinin de haberi olmayan soruşturma, Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilmesinden 6 yıl sonra, 1986 yılında Kars Savcılığı tarafından açılmış ve 2002 yılında da takipsizlikle sonuçlandırılmıştı. Bu karar ancak 2014 yılında aileye tebliğ edildi. Kırbayır ailesi de takipsizlik kararının kaldırılması için Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme takipsizlik kararını kaldırdı.

8 YIL BOYUNCA DAVA AÇMAYAN SAVCILIKTAN YENİ ADIM

Failler belli olmasına rağmen 8 yıl boyunca soruşturmayı davaya dönüştürmeyen Kars Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı 14 Kasım 2019 tarihinde “kanun yararına bozma” talebiyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Müdürlüğü’ne gönderdi. Başsavcılık, Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014 yılında verdiği takipsizlik kararının kaldırılmasını da istedi. 
Adalet Bakanlığı ise 25 Şubat 2020 tarihinde Yargıtay’a başvurarak dosyada zamanaşımı bakımından “kanun yararına bozma” kararı verilmesini talep etti. Dosya halen Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin önünde. Yargıtay “kanun yararına bozma” kararı verirse Cemil Kırbayır dosyası zamanaşımından kapatılacak. 
Bu durumda ailenin gidebileceği sadece Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu kalıyor. 

ERDOĞAN VE TBMM’YE ÇAĞRI

“Zorla kaybetme suçunda zamanaşımından söz edilemez” diyen Kırbayır ailesi ve İnsan Hakları Derneği, açıklamada şunları belirtti:

“Bu suç, ilk olarak, bir insanlığa karşı suç olması nedeniyle zamanaşımına tabi tutulamaz. İkinci olarak suçun devamlılık arz eden özgün niteliği gereği zamanaşımının ne zaman başladığı belirlenemediğinden otomatik olarak zamanaşımı işletilemez. Nitekim iç hukukta insanlığa karşı suç olarak tanımlanmadığı durumlarda, bu suçun kişinin gözaltına alınması ile başladığı iddia edilse de, bu suç kaybedilen kişinin akıbeti ortaya çıkarılana, kemikleri bulunana kadar devam eder. 

“Kamu davası açmak yerine dosyanın ‘zaman aşımı’ gerekçesi ile kapatılmak istenmesi Cemil Kırbayır’ın akıbetinin açığa çıkarılmasını ve bu suçu işleyenlerin hesap vermesini engelleme girişimidir.

“Yargıtay, Cemil Kırbayır dosyasında hukuki sürecin insan hakları ve evrensel hukuk değerleri ışığında ilerlemesini sağlama konusunda sorumluluğunu yerine getirmeli; Adalet Bakanlığının ‘kanun yararına bozma’ başvurusunu reddetmelidir. Yargıtay’ı, görevini yerine getirmeye çağırıyoruz.

“TBMM Başkanı ve tüm meclis üyelerini, Meclisin saygınlığını koruma görevini yerine getirmeye; TBMM tarafından hazırlanan Cemil Kırbayır Raporuna sahip çıkarak takipçisi olmaya çağırıyoruz.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, 9 yıl önce kamuoyu huzurunda devlet adına Berfo Anne’ye verdiği sözün gereğini yerine getirmeye çağırıyoruz.

“Baroları, aydınları, vicdan sahibi yurttaşları ve tüm demokrasi güçlerini Cemil Kırbayır dosyasında 40 yıldır süren bu hukuksuzluğun son bulması için, gerçek adaletin tecelli etmesi için harekete geçmeye çağırıyoruz.

“Cemil Kırbayır dosyasının, TBMM Raporu’na, delillere, belgelere, tanıklara rağmen kapatılmasına izin vermeyelim.”

TÜRKDOĞAN: KURNAZCA BİR YÖNTEM, AİLENİN HAKLARINI ENGELLİYOR

Başsavcılığın söz konusu adımını Artı Gerçek’e yorumlayan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise savcılığın soruşturmayı kendisi kapatmamak için böyle kurnazca bir yönteme başvurduğunu söyledi: 

“Soruşturmada hiçbir gelişme olmayınca soruşturmayı kendisi kapatmak istemiyor. Çünkü takipsizlik kararı verirse aile itiraz edecek, ailenin yeni hakları doğacak. Kurnazca bir yönteme başvurmuş. Hem işini yapmıyor hem de ailenin bazı haklarını engellemeye çalışıyor. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı görev suçu işliyor. Ortada bir kayıp vakası var. Failler belli. Kamu davası açması gerekirken, soruşturmayı geçersiz kılmak için Adalet Bakanlığı’na başvuruyor. Adalet Bakanlığı da daha kötü bir iş yapıyor, dosyayı Yargıtay’a gönderiyor. Bakanlık istese talebi reddedebilir, savcılığa görevini yap, diyebilirdi. Ama hayır, kararı kaldırın diyerek Yargıtay’a başvuruyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılında kayıp yakınlarına verdiği sözü hatırlattığımızda ise Türkdoğan, “Köprünün altından çok sular aktı. AKP devletleşti. O devlet de ceberrut bir devlet. O devlet zaten insanlığa karşı suçların araştırılmasını istemiyor. Araştırırsa altından çok kişi çıkacak. İnsan hakları ihlallerinin nasıl sistematik, hiyerarşik bir yapı ile işlendiği ortaya çıkacak.” dedi. 

‘CEZASIZLIK POLİTİKASI İŞLENİYOR’

Devlet görevlilerinin işlediği ağır insan hakları suçlarında cezasızlık politikası uygulandığını söyleyen Türkdoğan, “Devlet bunları koruyor. Buna benzer çok fazla suç var. Bu suçların açığa çıkmasını istemiyor. Devlet çok söz verdi. O sözleri unutmadık. Sivas katliamı, Gazi katliamı, Uğur Mumcu’nun öldürülmesi, Mehmet Sincar’ın öldürülmesi… Biz bu sözlerin tutulmasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.