Remzi BUDANCİR


+GERÇEK - Diyarbakır’da evli olduğu erkek tarafından sistematik şiddete maruz kalan P.M dosyasının ilk duruşması Silvan Adliyesinde görüldü. Şiddet uygulayan Abdullah M.’nin katılmadığı duruşmada P.M hazır bulundu.  Duruşmaya katılan Rosa Kadın Derneği, Diyarbakır ÖHD ve Baro Kadın Hakları Merkezi davaya katılma talebinde bulundu. Mahkeme katılma talebini reddetti.

MAHKEME TALEPLERE İLİŞKİN KARAR ALMADAN DURUŞMAYI ERTELEDİ

Duruşmada söz alan P.M’nin avukatları, şiddet uygulayan Abdullah M’nin dışarıda olduğunu hatırlatarak, bu durumun müvekkilleri açısından risk oluşturduğunu belirtti. Sanığa caydırıcı bir ceza verilmesi ve alt hadden uzaklaşması gerektiğini belirten avukatlar, sanığın dışarda olmasının müvekkilin hayatını tehlikeye düşürdüğünü, ayrıca sürekli olarak uzaklaştırma kararını ihlal etmesine rağmen herhangi bir yaptırım uygulanmadığını dile getirdi. Bu taleplere ilişkin herhangi bir ara karar vermeyen mahkeme duruşmayı 20 Ocak’a erteledi.

SON 1 YILDA 280 KADIN ERKEK ŞİDDETİ SONUCU YAŞAMINI YİTİRDİ

Duruşmanın ardından Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı bileşenlerle birlikte Silvan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Avukat Elif İpek Tirenç, iktidarın 20 Mart 2021 tarihinde İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinden bu yana yaklaşık 280 kadının erkek şiddeti sonucu yaşamını kaybettiğini söyledi. Bu kadınların birçoğunun koruma kararı olmasına rağmen etkin uygulanmayan yasalar sebebiyle yaşamını yitirdiğini hatırlatan Tirenç, bunun en somut örneğinin İstanbul’da katledilen Avukat Dilara Yılmaz olduğunu söyledi.

Yılmaz’ın altı defa koruma kararı almış olmasına rağmen korunamadığı için katledildiğini ifade eden Tirenç, “Avukat Dilara Yılmaz'ın katili yine ısrarlı takip ve taciz faili bir erkekti. Dilara’yı ve onlarca kadını ölüme götüren süreci ören ise ihmalkâr kamu görevlileri ve devletti.  Dilara Yılmaz bu ülkede korunamadığı için katledilen ilk kadın değildir. Daha önce yüzlerce kadın aynı süreçlerden geçerek erkek şiddetinin ve devlet ihmalinin kurbanı oldular” dedi.

'P.M.'NİN AKIBETİ DİLARA GİBİ OLMASIN'

Bu ülkede şiddete maruz kalan milyonlarca kadın olduğunu ve bunlardan birinin de şiddet gördüğü erkekten boşanmak isteyen P.M olduğunu hatırlatan Tirenç, “P.M’nin akıbeti de Dilara gibi olmasın, P.M erkek şiddeti ile yaşamdan koparılmasın diye bugün buradayız” diyen Tirenç, şunları söyledi:

“P.M tesadüfen yaşıyor ve aramızda. P.M maruz kaldığı şiddetten kurtulmak için defalarca kez tüm mekanizmalara başvurdu ve 6284'ten faydalanmaya çalıştı. Ancak yasalar uygulanmadığı için P.M bu şiddeti her gün daha fazla yaşamaya devam etti ve ediyor." 

P.M’nin şiddet dolu evliliğini bitirmek üzere boşanma davası açtığı günden bu yana üç kez koruma kararı aldırdığını ifade eden Tirenç, koruma kararlarının etkin uygulanmamasından ve cezasızlık politikalarından cesaret alan Abdullah M’nin P.M’yi bu süreçte dört ayrı tarihte darp ettiğini, bu olaylardan birinde ağır yaralayarak öldürmeye çalıştığını söyledi.

'BAŞINA BİR ŞEY GELMEYECEĞİNİ TÜM ERKEKLER GİBİ BİLİYOR'

Koruma kararlarının Abdullah M. tarafından altı kez ihlal edilmesine ve defalarca kez şiddet suçunun tekrarlanmasına rağmen bugüne kadar sadece iki kez birkaç saatliğine gözaltına alındığını ifade eden Tirenç, şunları söyledi:

“Hakkında verilen iki ayrı zorlama hapsi uygulanmadı. P.M’nin her başvurusunda önüne bürokrasi ve prosedürler çıkarıldı. Yakın koruma talebi hem Silvan Kaymakamlığı hem de Diyarbakır Valiliğince reddedildi ve 'tehlikeyle karşılaşırsan bizi çağır denilerek'  uygulanmaya çalışıldı. Abdullah M. soruşturma dosyalarının ikisinden takipsizlik kararı ile kurtuldu, kovuşturma aşamasına geçen suçlardan ise kısa süreli ve ertelenen para cezaları aldı. İhlal ettiği koruma kararlarından dolayı aldığı tazyik hapisler tebligatlar yapılamadığı gerekçesi ile bugüne kadar bir kez dahi uygulanmadı. Devam eden davalarda ise tutuksuz yargılanma kararları verildi. Tüm bunlardan aldığı cesaretle Abdullah M., P.M’nin tüm aile ve sosyal çevresini kuşatarak boşanmaktan vazgeçmesi için baskı ve tehditlerini arttırdı hatta  çocukları kaçırma yoluna gitti. Hiçbir koruma kararı ve yasal başvuru şiddet failinden vazgeçirmedi. Çünkü Abdullah M. ne yaparsa yapsın korunacağını, hangi suçu işlerse işlesin başına bir şey gelmeyeceğini diğer tüm erkekler gibi çok iyi biliyor. Erkek hukukunun işlediği bu ülkede hepimiz erkek şiddetinin mağduru olmaya çok yakınız ve biliyoruz ki; tüm erkekler eril devlet zihniyeti ve politikalarından cesaret alıyor.  Türkiye bir kadın mezarlığına dönmüşken ve her gün kadınlar katledilirken bugün hiçbirimiz bu ülkede güvende değiliz. Tüm kadınların fermanı İstanbul Sözleşmesinden çıkılması ile de devlet tarafından son kez imzalanmıştır.  P.M’nin maruz kaldığı ve kalacağı tehdit tüm kadınlara dönük bir tehlike ve tehdittir. Yasal koruma kararları ve başvuruları karşısında pasif davranan devlet ve tüm resmi kurumlar tüm kadın katliamlarından sorumludur ve birinci derecede suçun failidir.”