Seda TAŞKIN 


ARTI GERÇEK- Covid-19 tedbirleri gerekçesiyle kapatılan işletmelerdeki müzisyenler bir yılı aşkın süredir iş yapamıyor. İş yapamayan müzisyenler, devlet desteği alamazken başka işler yapmak zorunda kalıyor. Mesleği dışında çalışmak zorunda kalanlardan biri de 21 yıldır müzik sektöründe olan 38 yaşındaki müzisyen Edip Bülbül. Pandemiden kaynaklı işini yapamayan Bülbül, satın aldığı fotoğraf makinası ile mekan fotoğrafları çekerek hayat mücadelesi veriyor.  

‘KANSER OLAN MESLEĞİMİZ METASTAZ OLDU’ 

Pandemiden önce sahne aldığını ve konserler verdiğini söyleyen Bülbül, bir yılı aşkın bir zamandır mesleğini yapamadığını anlatıyor. Bülbül “Müzisyenlik mesleğinin her dönem sıkıntısı vardı. Şu an ise kanser olan bir meslek metastaz oldu” diyor. 16 aydır hiçbir yapamadıklarını ve sadece müzik değil sanatın bütün dallarında sıkıntılar yaşandığını söyleyen Bülbül, “Birçok arkadaşım enstrümanını satmak zorunda kaldı, kimi ise her şeyini bırakıp ailelerinin yanına döndü” diyor. 

‘HER PAZARTESİ AÇILMA UMUDUYLA TELEVİZYONA BAKIYORUZ’ 

Sektör olarak çok zor günler geçirdiklerini söyleyen Bülbül, her pazartesi ekranlarda açıldıklarına dair umut beslediğini ancak artık umudunun kalmadığını anlatıyor: 

“Haftalardır bir umut ekranların karşına geçip bir gelişme olur diye bekliyoruz. Ancak daha sonra bir şeyin değişmediğini görüyoruz. Bu durum bizleri çok üzüyor. Buna dair umutlarımız da yok. Sanat ülkede ölmek üzere. Devlette buna dair bir destek vermiyor. Küçük destekler veriyor ama bu verilen rakamlar kiralarımızı bile ödememize yetmiyor. Yani kısacası çok zor zamanlar yaşıyoruz.”

‘VALE OLAN DA VAR DEMİRCİ OLAN DA’

Ekonomik nedenlerden dolayı müzik sektöründe çalışanlarının birçoğunun başka mesleklere yöneldiğini söyleyen Bülbül, “Şu an çok yetenekli müzisyen arkadaşlarım başka işler yapmaya başladılar. Çünkü hayatımızı idame ettiremiyoruz. 16 aydır hiçbir kazancımız yok. Vale olan, kurye olan, demircilik yapan müzisyen arkadaşlarım var. Bende kendi imkanlarım ile fotoğraf makinası ile mekan fotoğrafları çekiyorum. Bende görüntü teknolojileri adına bir şeyler yapmak istedim.  Bu tablo memleket adına gerçekten de çok utanç verici. Bu durumu çok daha ağır yaşayıp intihar eden arkadaşlarımız oldu” diyor. 

‘BİLİNÇLİ BİR TUTUM OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ’ 

Bu sürecin biran önce geçmesi gerektiğini söyleyen Bülbül, sanatsız bir toplumun düşünülemeyeceğini söylüyor. Türkiye’de son dönemde sanatçıya yönelik tutumun politik olduğunu söyleyen Bülbül, “Bir çok mekan açıldı ancak sinema salanları, tiyatrolar, müzikli mekanlar açılmadı. Bu tutumun bilinçli olduğunu düşünüyorum. Bilinçli bir tavır olmasa tıklım tıklım o kongreler yapılmazdı. Kendileri bir araya gelip toplandıkları zaman hiçbir problem yok ama halkın özellikle sanatla ilgili kısmında bu kural geçerli olmuyor. Bu yapılan çifte standarttır. Belki de en çok yıpratan yanı. Kendi yandaşlarını bir araya toplayıp binlerce kişilik toplantılar, kongreler yapılıyor ama diğer mesleklere saygı duyulmuyor.  Biz müzisyenler sevilmediğimizi düşünüyoruz” diyor. 

‘ÜRETİM YAPMA KONUSUNDA SIKINTILAR YAŞIYORUZ’ 

Sahnelerde alkışlanan ve saygı duyulan insanlar olarak zorunlu olarak başka bir işe yönelmenin psikolojik anlamda yıpratıcı olduğunu söyleyen Bülbül, “Saygı duyulan bir meslek yaptığını düşünürken, yıllardır böyle hissettirilmişken bir an da bu hale gelmek bizler için çok acı bir durum. Ülkemizde sanata saygı olmadığını hepimiz biliyoruz. Kesinlikle sanatla ilgilenen insanların ikinci bir alternatifi olmalı. Diğer yandan üretebilmemiz için kafamızın rahat olması lazım. Kiramı nasıl ödeyeceğim, çocuklarıma nasıl bakacağım ya da ailemi nasıl geçindireceğimi düşünürsem ve günümü bu kaygı ile geçerse üretim yapamam. Bu yüzden de üretim yapma konusunda da sıkıntılar yaşıyoruz” diyor. 

‘KÜLTÜREL ANLAMDA GERİYE GİDİYORUZ’ 

Türkiye’nin geri kalmış ülkelerden biri olduğunu ve sanata yapılan bu darbe ile bu durumun daha da perçinleşeceğini söyleyen Bülbül, “Hem toplum bilinci hem de kültürel anlamda hep geriye giden bir grafiğimiz var. Umarım bu durumlar çözülür. Ama Ekonomik, siyasal ve kültürel anlamda son 20 yıllık süreçte 60 yıl geriye gittik. En büyük kaygımızda bizden sonra gelecek olan nesildir. Onları nasıl bir hayat bekliyor. En büyük kaygımız budur” diyerek sözlerini tamamlıyor.