Ahmet Tarık DANİŞMEND


Mehmet Barlas, Türkiye medyasının güzide kalemlerinden biridir. Son derece deneyimli ve tecrübelidir. Uzun yıllardır pervane gibi iktidar ateşinin merkezinde kalma başarısını göstermiştir. Darbe lideri Kenan Evren’le samimiyeti, akabinde Turgut Özal’la olan muhabbeti herkesin malumudur. İktidar ateşinin sıcaklığını sever, ateşe doğru esen rüzgarlara karşı da kalemini iyi kullanır. Bu manada görev adamı olduğu söylenebilir.

Bu özelliği Tayyip Erdoğan iktidarının dününden bugüne aynı düzeyde devam etmiştir. Haksızlık yapmayalım, bu yeteneğini Erdoğan döneminde Erdoğan’ın yanağını okşayarak bir üst seviyeye çıkarmıştır.

Hatırlayın, 2007 yılında Başbakan olan Erdoğan, Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin konferansında konuştuktan sonra ayaküstü Mehmet Barlas’la sohbet ederken Barlas, Erdoğan’ın yanağını okşamıştı ve bu olay günlerce konuşulmuştu.

Hatta bu samimiyeti eleştirenlere “Önemli olan Başbakan’ın yanağını okşamak değil, eğer başbakan gazetecinin yanağını okşarsa o problemdir. Daha önce kayınvalidesi vefat etmişti yine yanağını okşamış, ‘Başın sağ olsun Tayyip’çiğim’ demiştim“ diyerek ağızlarının payını vermişti.

Bu süre boyunca bütün olup bitenlere karşı Erdoğan’ı hep savundu. Erdoğan’ı eleştirdiği, uyardığı pek görülmemiştir. Tam tersine Erdoğan’a yönelik eleştirileri göğsünde yumuşatıp, yılların yazı deneyimiyle topu tekrar istediği yerden oyuna soktu. Mesela AKP’de Erdoğan sonrası konuşulmaya mı başladı hemen “Özal sonrası ANAP’ın düştüğü durumu” hatırlatır.

HANGİ DAĞDA KURT ÖLDÜ

İşte dün beklenmedik bir şey oldu. Mehmet Barlas, Sayın Cumhurbaşkanı’nı eleştirdi. Hadi abartmayalım uyardı. Erdoğan’ın 10 büyükelçinin "İstenmeyen kişi" ilan edilmesi talebine karşı çıktı. “10 ülkeyle neredeyse diplomatik ilişkileri kesmek üzereyiz. Oysa bu gibi durumlarda daha esnek tepkilerle gerginlikler azaltılabilir” diye yazdı.

Barlas’ın ‘akıl fikir dileyen’ yazısının bir kısmı şöyleydi: “…Bu gibi durumlarda daha esnek tepkilerle gerginlikler azaltılabilir. Bilmemiz gereken, şu anda iç kamuoyunu bu tür gerginlikler tatmin etmiyor. Fiyat ve döviz kurlarındaki artış, sonuçta insanların gelirlerinin azalmasına dayandı. Geniş kitlelerin birinci sorunu bu. Örneğin, faiz indirimlerinin gerçekten neye yaradığı tam anlaşılamadı. Anlatılamadı da. Bu gibi durumlar ortadayken Türkiye'nin bütün dünyayla kavgalı gibi görünmesi pek hoş olmuyor. Sinirler gevşemeli”

İster istemez insan hangi dağda kurt öldü diye soruyor.

Ne oldu da Barlas, Erdoğan’ı uyarmak zorunda hissetti kendini. Bir ‘abi-kardeş’ ilişkisindeki gibi ‘Böyle olmuyor, sinirlerine hakim ol’ dedi.

Ve tabii ki nasıl oldu da böyle bir yazının yayınlanmasına izin verildi?

‘Yandaş medya’ ‘Havuz medyası’ diye nitelendirilen Sabah gazetesinin başında damat Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak oturur. Sabah, Çalık Holding’e geçtiğinden bu yana bu böyledir. Gazeteyi müteahhitler satın almak zorunda kaldıktan sonra da bu gerçek değişmemiştir. Serhat Albayrak, sadece Sabah’ın değil bütün yandaş medyasının başındaki isimdir. Serhat Albayrak oradan bütün medyayı dizayn eder, etmeye çalışır.

Öğrendiğime göre Serhat Albayrak’ın bütün haberlerden ve köşe yazılarından haberi olurmuş. Daha doğrusu gazete basıma gitmeden önce Serhat Albayrak’ın önüne gidermiş. Sadece Sabah’ın sayfaları değil artık Hürriyet de basılmadan önce gidiyormuş. Köşe yazılarında istenmeyen bir durum olduğunda yazardan münasip bir lisanla oraları sansürlemesi veya yazıyı değiştirmesi isteniyormuş. Bu uygulamaya istinasız tüm yazarlar dahil. Hıncal Uluç, Mehmet Barlas. Yazarın ağırlığına göre üslup değişiyormuş sadece.

Şimdi denetim mekanizması böyleyken dün yazılan yazının sadece Mehmet Barlas’a ait olduğunu söylemek zor. Hatta bilgi kaynağım Mehmet Barlas’a dönem dönem ‘Abi şöyle bir yazı yazsak ne kadar iyi olur’ diye kibarca yazı siparişi de verildiğini söylüyor.

Kaynağım, “Yoksa böyle bir yazı Sabah gazetesinde yayınlanamaz. Ya Barlas’a böyle bir yazı için sufle verilmiş ya da kendisi yazmışsa bile yol verilmiş” diyor.

Buradan şu sonucu çıkarmak mümkün. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu çıkışlarından damat Berat Albayrak ve çevresi de rahatsız. Muhtemelen bu ‘insülün direnci kılıklı’ celallenmelerin hayra alamet olmadığının farkındalar.

Muhtemelen, ‘bir sakin olalım’ demek istediler ama kendilerinin yapmaya cesaret edemeyeceği uyarıyı, Erdoğan’a yanağını okşayacak kadar yakın olan Mehmet Barlas üzerinden yapmayı uygun gördüler. Bu yolla bir nevi Erdoğan’a ‘ayar’ çekmeye çalıştılar.

Ben bu yazıyı yazarken Sabah’tan, Erdoğan’a ikinci uyarı geldi. Bu kez Sabah’ın soldan transferi, ‘altın çocuğu’ Melih Altınok bir yazı yazdı.

Altınok’un yaklaşımı biraz daha hem nalına hem mıhına tarzıydı. Altınok’un yazısının 'nalına kısmı' “Ben Cumhurbaşkanı'nın çıkışının, oyunun kurallarını değiştirmeye çalışanların restine karşı genel bir kararlılık mesajı olduğunu düşünüyorum. İşin nereye varabileceğine işaret eden bir çerçeve”;

'mıhına kısmı' ise

“Dolayısıyla bugünden yarına söz konusu büyükelçilere yönelik bu derece sert yaptırımların gündeme gelmesini beklemiyorum.”

Yani asıl meal burada saklı. Altınok, ‘Sayın Cumhurbaşkanım aman sert yapmayalım’ diyor, demesi isteniyor veya demesine izin veriliyor.

İki gün üst üste çıkan iki uyarı yazısı damat ve çevresinin, Erdoğan'ın son halinden ve çıkışından en azından tedirgin olduğunu gösteriyor.