HABER MERKEZİ- Adana Aladağ'da Süleymancılara ait ortaokul yurdunda 29 Kasım 2016'da 10'u çocuk 12 kişi yaşamını yitirdiği yangının detayları ortaya çıkıyor.

Adana’nın Aladağ ilçesinde meydana gelen yurt faciasının 5’inci duruşması ailelerin beyanlarıyla devam etti. Adalet isteyen ailelerin mahkeme başkanına sorduğu "Siz bir anne veya baba oldunuz mu?" sorusuna “Dosya üzerinden konuşun” yanıtı verildi. Bunun üzerine aileler, mahkeme heyetine “İlçe Milli Eğitim Müdürünü neden sormuyorsunuz? Hepsini tahliye ettiniz. Vicdanınız nasıl kabul ediyor?" sorularını sordu.

Daha sonra konuşan müşteki avukatlar, bilirkişi raporuna itiraz ederek, raporu kabul etmediklerini ve yeni bir heyet atanarak raporun tekrar hazırlanmasını talep etti. Tutuklu 4 sanığın “tali kusurlu” gösterilip tahliye edilmesine tepki gösteren avukatlar, bilirkişi raporunun hukuk eğitimi almamış teknik elemanlar tarafından hazırlandığını savundu. Mevzuatta '1'inci ve 2'nci derecede kusurlu' diye bir tabir olmadığını dile getiren avukatlardan Evren İşler, raporun mühendis ve iş güvenliği uzmanı gibi teknik elemanlar tarafından hazırlandığını vurguladı. 

BİLİRKİŞİ HEYETİ YANGINI ‘İŞ KAZASI’ YURT GÖREVLİSİNİ ‘MİSAFİR’ YAPTI

Bilirkişi heyetinin raporunda olay 'iş kazası', hayatını kaybeden yurt eğitmeni Fatma Canatan ise misafir olarak gösterildi. Avukatlar, 'Çocuklar işçi değil. Bu utanca ortak olmayalım. Bilirkişi heyeti olmuş olabilir ama biz olmayalım' dedi.

Rapordaki 'iş kazası' tanımına itiraz eden avukat Evren İşler, “Çocukların İş Kanunu’ndan kaynaklanan hiç bir ilişkisi yok. 15 sayfası önceki raporların özeti, 4 sayfa mevzuat, 3,5 sayfalık bilirkişi raporu var elinizde. Delillerin değerlendirmesi aracıdır, delil değildir. Mevzuatımıza göre bilirkişiler kusur derecelendirmesi yapamaz" dedi. 

'HAZIRLANAN RAPOR ÇELİŞKİLİ'

Sanık beyanları dışındaki beyanların dikkate alınmadığını ifade eden İşler, raporun çelişkili olduğunu söyledi. İtfaiye teşkilatının önce mevzuata uygun, daha sonra kusurlu bulunduğunu dile getiren İşler, şöyle devam etti: "Daha çarpıcı kamu görevlilerinin deneyim görevini yapmadığını, yurt açmaya izin verdiğini ve raporların özde olmadığını söylüyor, sonra da bazılarının 1'inci bazılarının 3'üncü derece kusurlu olduğunu söylüyor. ‘Asli kusurlu’ sorumluluğu çıkması gerekir. Dernekler yönetim kurulu kararı ile yönetilir başkan ve üyeler arasında sorumluluk farkı yoktur. Alınan ve alınmayan kararların tamamı yönetim kuruluna aittir. İddianamenin ‘taksirle’ işlendiğini söylüyor ancak biz ‘kast’ ya da ‘olası kast’ uygulanmasını talep ediyoruz." 

‘KUSUR DEĞİL SORUMLULUK BELİRLEMESİ YAPILSIN’

Sanıkların yangını ön görmemelerinin mümkün olmadığını vurgulayan İşler, kusur belirlenmesine ihtiyaç olmadığını, sorumluluk belirlemesi yapılmasını istedi. Diğer avukatlar da, tutuksuz sanıkların tutukluluğuna karar verilmesini talep etti.

‘BU UTANCA BİZLER ORTAK OLMAYALIM’

Avukat Can Atalay ise, raporun İş Kanunu'na bağlı olarak hazırlandığını belirterek, “Çocuklar işçi değil. Bu utanca bizler ortak olmayalım. Bilirkişi heyeti olmuş olabilir ama biz olmayalım" diyerek tepki gösterdi. 

Adana Barosu Başkanı Avukat Veli Küçük, olayın iddianamede geçtiği gibi “basit bir ihmal suretiyle ölüme sebebiyet verme” olmadığını belirterek, sanıkların tamamının “kasten öldürme”den tutuklanmasını istedi. Ardından sanık avukatları, tutuklu müvekkillerinin tahliyesini talep etti.

MAHKEME TÜM TALEPLERİ REDDETTİ

İddia makamı ise, mütalaasında belgelere ve bilirkişi raporuna katıldıklarını belirterek, yeniden bilirkişi raporunun hazırlanmasının mahkemenin takdirine, itfaiye ile ilgili suç duyurusu talebinin reddine, tutuksuz sanıkların tutuklanması talebinin reddine ve tutuklu 2 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. 

YURT MÜDÜRÜNDEN ÇOCUKLARI SUÇLAYAN SAVUNMA 

İddia makamının mütalaasına karşı savunma yapan tutuklu sanıklardan Cumali Ali Genç, yangında ihmalinin olmadığını savunarak, yurt ile ilgili her türlü denetimi yaptıklarını ve yurdun tüm tesisatının eksiksiz olduğunu iddia etti. Çocukların ve kendilerinin akıllarıyla oynandığını kaydeden Genç, çocukların yalan söylemeye zorlandığını ileri sürdü. Kendileriyle ilgili beyanların yalan olduğunu savunan Genç’in ara ara sesini yükseltmesi dikkat çekti. 

SANIKLARIN TAHLİYESİ TALEP EDİLİNCE 'HAK ADALET' SLOGANLARI ATILDI

İddia makamının mütalaasına karşı savunma yapan sanık avukatları da, itfaiyenin ihmali olduğunu ve yurt müdürü ile yöneticilerin ihmalinin olmadığını iddia ederek, tutuklu 2 sanığın tahliyesini talep etti.

Tutuklu sanık İsmail Uğur ise, yaşlı ve hasta olduğunu belirterek, koğuştaki arkadaşlarının yardımıyla yaşamını idame ettiğini söyledi. Uğur, tahliyesini talep etti.

Sanık avukatların savunmaları ile devam eden duruşma salonu önünde bir araya gelen gençler sık sık, "Hak adalet" ve “İhmal değil cinayet" sloganı atıyor.

'ALADAĞ'A SÜLEYMANCILARA GİDİYORUM'

Aladağ'daki davayı takip eden Sosyal Haklar Derneği #Aladaga1kala etiketi ile ailesinin izniyle yangında hayatını kaybeden ortaokul öğrencisi Cennet Karataş'ın günlüğünden bir sayfa paylaştı.

"Okumak için elimden gelen imkanları değerlendireceğim" diyen kız çocuğunun günlüğünden yayınlanan sayfada, "Aladağ'a Süleymancılara gidiyorum. Annem ve babam benim için her şeyi yapıyorlar" yazdığı görüldü.

29 Kasım 2016'da çıkan yangının ardından ihmaller zinciri olduğu ortaya çıkmıştı. Yangında yaşamını yitiren ortaokul öğrencisi Cennet Karataş'ın okul açılmadan yazdığı günlüğünden bir sayfayı ailesi paylaştı. Süleymancıların yurdunda kaldığını belirten Cennet Karataş'ın, "Okumak için elimden gelen imkanları değerlendireceğim" diye yazdı.

İşte Cennet Karataş'ın günlüğündeki o sözler:

"Bugün okula gitmem için 8 günüm kaldı. 4. sınıfı bitirdim. 5.sınıfa geçtim. Aladağ'a Süleymancılara gidiyorum. Annem ve babam benim için her şeyi yapıyorlar. Ben de okumak için her şeyi yapıyorum. Eğer ben okursam kardeşlerimi de okuturum. Okumak için elimden gelen imkanları değerlendireceğim."

(M.A)