AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK P Genel Başkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.

MKYK sonrasında Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan,'ın Ayasofya’nın müze olmasına ilişkin Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasının olduğu 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla ilgili “Tek parti döneminde alınan bu karar, tarihe ihanet olmanın yanında hukuka da aykırıydı” ifadelerine açıklama getirdi. Çelik, Erdoğan’ın sözleriyle ilgili “Atatürk’ün verdiği kararların arkasına saklanarak, millete çektirilmiş çok acı vardır. Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı ile şimdiki cumhurbaşkanı arasında çelişen bir şey söz konusu değildir” dedi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın “Ayasofya’yı cami mi yapmak istiyorsunuz. Yetki sizde. Mertçe, delikanlıca çıkın. Öyle Danıştay kararını falan beklemeyin” sözlerine yanıt veren Çelik, “Tersi olsa diktatör diyeceklerdi. Bunlar çok hızla mutasyona uğruyorlar” ifadelerini kullandı.

UNESCO’nun Ayasofya’nın camiye çevrilme kararının ardından yaptığı açıklamayı değerlendiren Çelik, UNESCO ile beraber çalışmaya hazır olduklarını söyleyerek, şunları belirtti: “Kültürel miras listesinden Ayasofya’nın çıkarılacağını düşünmüyoruz. Fakat birileri bizi bununla korkutuyorsa o kültürel miras listesiyle Ayasofya şereflenmez, liste Ayasofya ile şereflenir.”

Yunanistan’ın Ayasofya ile ilgili açıklamasına “En son konuşacak ülke” tepkisini gösteren Çelik, “. Başkentinde tek cami olmayan ülke Yunanistan’dır” dedi.

Çelik’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Azerbaycan'ın yanında olduğumuzu bir kere daha ifade ediyoruz. Srebrenista katliamının 25. yılına geldik. Bunun acısı hiç dinmedi. BM askerlerinin buradaki Boşnak masum insanları kendilerine sığındığı halde Sırp katillere teslim ettiler. Sadece Hollanda Yüksek Mahkemesi, verdiği kararda yüzde 10'unu sorumlu tuttu. O zaman Hollanda üniforması giyen askerler sorumludur. İnsanlığa karşı suçsuz kalmasın en derin örneğidir. Bu acıyı halen orada yaşayan Boşnak anneler mücadeleyi sürdürüyorlardı. Dünya buna gereken cevabı vermedi.”

“Srebrenitsalar olmasın diye ne yapmamız gerektiğini düşünmek, askeri ve hukuki açıdan tedbir almak gerekiyordu. Ancak bu konuda bir adım bile ileri gidemedik. Libya’da Fransa’nın Hafter’e destek verildiği biliniyor, Hafter’in terk ettiği bölgelerde toplu mezarlar tespit ediliyor. Myanmar’daki soykırımı da Myanmar ordusunu yaptığını bilmesine rağmen dünya buna da sessiz kalıyor. Türkiye bir daha Srebrenitsalar olmasın diye kararlılıklar hareket etmektedir.”

“Türkiye Fransız parlamenterin küstahça tanımlamasının tam tersine, Türkiye bugün yapılanları yapmamış olsaydı ortada ne Avrupa medeniyeti ne de Avrupa demokrasisi kalırdı. Avrupa Parlamentosu'nun bu tip fanatiklerinin elinde kalması maalesef üzüntü verici.”

‘FRANSA LİBYA’DA OYUN OYMANAYA ÇALIŞTI’

“Fransa'dan Libya politikası olarak bütün bu saldırıların sebebini biliyoruz. Orada oyun oynamaya çalıştılar. Bir yandan Hafter'e destek verirken bir yandan da Hafter ve Sarrac arasında arabulucu olmaya çalıştılar. Cezayirli mücahitlerin cesetleri direniş sembolü olmasın diye kafataslarını alıp Fransa'ya götürdüler. Müzede bunları sergilediler. Bunlardan 24 tanesini jest olarak bize göre ahlaksız bir hareketle geri gönderiyorlar. Her gelen Cumhurbaşkanı, Cezayir seçim kampanyasından dolayı özür dilemesi gerektiğini söylüyor. Ama Libya'da da olduğu gibi insanlığa karşı kişilere destek veriyorlar.”

‘ÇOCUKLARIN SATILDIĞI GÜNDEME GELDİ’

“Sabahleyin sosyal medya hesaplarında yabancı bir alışveriş sitesi üzerinden kaçırılmış çocukların pazarlandığına dair gündem oldu. Pek çok anne arkadaşımız bunun incelenmesi gerektiğini söylediler. Çocuk elbisesi 500 bin liraya satılıyor. Birileri bunu bu kadar yüksek fiyata satılır mı diye bize yansıttılar. Güvenlik güçlerimiz konuyu inceleyecekler. Avrupa’da kayıp çocuklar bir yara haline gelmiştir. Bu kadar güçlü devletlerin bu çocukları bulamaması mümkün değil. Bu çocuklar nasıl kaçırılıyor. Birçok kayıtlı göçmen çocuğun ölü olarak ele geçirildiğine yönelik bir takım raporlar var. Avrupa’nın göbeğinde bu kadar çocuk kayıp, bulunamıyorlar. Kaybolan çocukların 100 bin civarında olduğuna inanılıyor. Herkesin kendi ülkesinde insanlık onurunu koruyacak şekilde meselenin peşine düşmesi gerekir. ”

‘15 TEMMUZ’DA DEVLET TÖRENİ YAPILACAK’

“15 Temmuz’un yıl dönümüne geliyor. Tarihimiz açısından unutmamamız gereken sembollerden bir tanesidir. Bütün bir milletin kendi demokrasisine sahip çıkması, herkesin o gün işgal girişimine karşı sokaklara dökülmesi demokratik sistemlerde nadir görülür… Sahiplenilmiş, bedeli ödenmiş bir demokrasimiz var. FETÖ’nün sapık bir dini rejim kurmasına karşı bütün millet topyekün direnmiştir. Demokrasiye bağlı bütün birimlerimiz milletimizle beraber direnişi gerçekleştirmiştir. Bu senede yine devlet töreni olarak 15 Temmuz direnişi tekrar anılacaktır.”

AYASOFYA TARTIŞMASINA DEĞİNDİ

“Ayasofya 86 yıl sonra tekrar açıldı. Ezan 1950 yılında Menderes hükümeti tarafından özgürleştirilmişti. Ayasofya Cami ile ilgili olarak milletimiz tarafından dile getiriliyordu. Milletimizin talebine uygun olarak Cumhurbaşkanımız tarafından bu karar alınmış oldu. Bu kararın çıkması egemenlik haklarımızın doğal neticesidir. Yabancı devletleri anlıyorum fakat Türkiye içinden yapılan eleştirinin yabancı devletleri argümanları üzerinden temellendirmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. Uluslar arası ilişkiler profesörü televizyona çıkmış, geçmişte alınmış siyasi kararı bugün T.C. kararı değiştirdiği için ‘kurucu liderle hesaplaşma olarak görüyor’. Böyle bir şey olabilir mi?... Bir başkanı ‘Laiklikle hesaplaşma olarak görüyor’, 500 yıl boyunca cami olarak kullanılmış bir mekanın tekrar cami olarak kullanılmasının neresi laikliğe halel getirebilir. Entelektüel deriliğe yakışmayan şekilde ‘Bu toprakların tarihine saygısızlık’ deniyor, niye saygısızlık olsun. Halen açık kiliseler var. Biz içinde Allah’ın adının anıldığı mekanların korunmasında sevinç duyarız… Daha önce burayı parayla ziyaret edenler, şimdi ücretsiz olarak ziyaret edecekler.”

‘HİÇ KONUŞMAMASI GEREKEN YUNANİSTAN’DIR’

“UNESCO’nun yaptığı açıklamalar var. ‘Burayı değerlendireceğiz’ diyor. Örneğin İspanya’da camiden kiliseye çevrilmiş Kurtuba Cami var. UNESCO yetkilileri şunu bilsinler buranın evresel miras olarak korunması için Türkiye işbirliğine açıktır. Ayasofya’nın bütün özelliği korunacaktır. Yunanistan ‘Bize arşı provokasyondur’ diyor. Başkentinde tek cami olmayan ülke Yunanistan’dır ve hiç konuşmaması gereken ülke de Yunanistan’dır. Kültürel miras listesinden Ayasofya’nın çıkarılacağını düşünmüyoruz. Fakat birileri bizi bununla korkutuyorsa o kültürel miras listesiyle Ayasofya şereflenmez, liste Ayasofya ile şereflenir.”

“CHP Genel Başkan Yardımcılarından birisi ‘Türkiye Libya’da taraf olmamalıdır, arabulucu olmalıdır’ diyor. Meşru hükümeti desteklediğiniz halde kendi ülkenizin muhalefet partisinde eleştiri alıyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi?”

Çelik basın mensuplarının sorularını da yanıtladı:

MÜZEYE ÇEVİREN KARARA CUMHURBAŞKANI ‘İHANET’ DEDİ

"Atatürk’ün verdiği kararların arkasına saklanarak, millete çektirilmiş çok acı vardır. Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı ile şimdi cumhurbaşkanı arasında çelişen bir şey söz konusu değildir. Devletin sahibi bir grup değil, topyekün millettir. Cumhurbaşkanının Türkiye’nin kurucu başkanına söylemesi düşünülemez.

(CHP'lİ Faik Öztrak’ın Ayasofya Cumhurbaşkanı tarafından neden açılmadı?’, ’15 Temmuz’da cumhurbaşkanının uçağının rotası belli değil’ sözlerine yanıt)): Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı Danıştay’ın verdiği karar üzerine karar veriyor. Tersi olsa diktatör diyeceklerdi. Bunlar çok hızla mutasyona uğruyorlar. Diktatörlük ve ikiyüzlülük bunların suratlarından fışkırıyor. Diktatörlük ve ikiyüzlülük bunların yüzlerinden devren mülk gibi geziyor. Şunu istiyorsa ki Cumhurbaşkanımız çeşitli konularda karar alırken, CHP’nin önerilerine karar versin. Kusara bakmasınlar biz Türkiye’yi seviyorum, onların önerilerine alamayız.

Türkiye’nin meşru devlet başkanını darbe girişimini içerisinde suçlama arayışı içindeler. Ne için Cumhurbaşkanı Külliyesi’ne bombalayanlar CHP Genel Başkanı’na tankların önünü açtılar. Onların bunu kendisini sorması lazım. ‘Biz nasıl bir izlenim veriyoruz ki terör örgütüne bizim yollarımız açılıyor. " (ANKA)