ARTI GERÇEK-Siyaset, devlet ve mafya ilişkileriyle ilgili çarpıcı itiraflarda bulunan suç örgütü lideri Sedat Peker, 8'inci videosunu sosyal medya hesabından yayınladı.

Peker'in son videosunda dile getirdiği iddiaları Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç, Artı Gerçek yazarı İnci Hekimoğlu ve Artı TV programcısı Erk Acarer, Artı TV'de yayınlanan Aris Nalcı ile Gündem Özel programında değerlendirdi.

'MİT TIRLARI DEMEK Kİ DOĞRUYMUŞ'

Celal Başlangıç yaptığı değerlendirmelerde şöyle konuştu:

"7'inci videoda Sedat Peker, Binali Yıldırım ve oğlu üzerinden  Saray'ın kapısına dayanmıştı. Bu videoda artık Saray'ın içine girdi ve Erdoğan'a doğru yürümekte; 9'uncu video da Erdoğan ile helalleştiği video olacakmış kendi verdiği bilgilere göre. Peker, doğrudan Saray'ı hedef aldı. İki unsur var bugünkü açıklamalarda. Birincisi El Nusra ve El Kaide'ye gönderilen silahlar ve bu silahların Peker'in gönderdiği yardım malzemelerin arasına SADAT tarafından karıştırılarak gönderildiğini iddia etti. İkincisi Suriye ile yapılan yasadışı ticaret. Bu ticaretin merkezinin Erdoğan'ın oturduğu Beştepe'deki Saray olduğunu iddia etti. Kimmiş bu? Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Merkezi Başkanı Metin Kıratlı. Sonra MT Holding'e geldi bunlar kim; Murat Sancak ve Ramazan Öztürk. Çok daha önemli bir şey söyledi oradan nereye gittiğini söylerken, 'El Nusra'nın iktisat sorumlusu Ebu Abdurrahman'dan geçiyor' dedi. Direkt Saray'ın El Nusra ve El Kaide ile bağlantılı ticaret yaptığını söyledi. Nedir bu ticaret? Kaçak ham petrol, çay, şeker, ikinci el araba ticareti... Bu Türkiye'yi riske sokacak bir şeydir. 2012 Ocak ayında kurulmuştu El Nusra. 2012 Aralık ayında ABD El Nusra'yı terör örgütü olarak ilan etmişti. O tarihten itibaren de birçok batılı ülke terör örgütü ilan etti. 2014'te de Türkiye terör örgütü olarak kabul etmişti. Bu gösteriyor ki terör örgütü olarak görülen bir yapıyla Cumhurbaşkanlığı sarayından yönetilen bir ticaretten ve silah kaçakçılığından bahsediyoruz. Bu aynı zamanda MİT tırlarını akla getiriyor. Sedat Peker bu işin içinde MİT'in olmadığını ama SADAT'ın olduğunu dile getirdi. Bu sonucu değiştirmiyor MİT tırları demek ki doğru bir şeymiş Peker'in ifadesiyle. Soylu'ya da değiniyor. Soylu'nun övündüğü sigorta poliçelerinin bütün holdingler ve önemli kuruluşlar tarafından sigorta yaptırıldığını iddia etti. Bu da incelenmesi gereken bir üçüncü nokta. "

'İKTİDAR BU İDDİALARLA O KOLTUKLARDA OTURMAYA DEVAM EDEMEZ'

İnci Hekimoğlu ise Peker'in iddialarına ilişkin şöyle konuştu:

"Erdoğan'ı hedef aldığı geçen videoda da belliydi. Yanından ayırmadığı eski başbakanı doğrudan hedef gösterdiğine göre bunları söyleyeceği belliydi. Çok isim ve bağlantı var. Bunların bir kısmı zaten basında sıkça yer almıştır. Can Dündar mesela bu yüzden cezalandırılmıştı. Şunu çok önemli buluyorum; Peker gerçekten akıllı ve zeki biri. Ben doğrusu gemileri yakmış bir bireyden söz ettiğimizi düşünmüyorum. Kendisine daha başka koruma kalkanı oluşturmuş ve belki daha güçlü odaklarla iş birliği yapan bir figür görüyorum karşımda. Şu an var olan Türkiye devletini temsil eden her kim varsa hepsinin kirli çamaşırını iddialar halinde ortaya döken bir adam başka bir kulvara doğru açılmış demektir. Biz bu kulvarın henüz doğu mu yoksa batı mı olduğunu henüz bilmiyoruz. Bunun siyasette karşılığının neresi olduğunu ben anlamış değilim. Anlatılan örgüt ağı içinde şu çok önemli; eğer iddiaları doğruysa 15 Temmuz'dan sonra ortaya çıkarılan Sivil Suçlarda Af Meselesi'nin kendi fikri olduğunu ve bunu Saray'a ilettiğini söylemesi bence artık söylenebilecek her şeyin tükendiği nokta. Bir suç örgütü lideri eğer bu ülkede iktidara yasa çıkarttırıyorsa, artık bir dakika bile bu iktidar bu iddialarla o koltuklarda oturmaya devam edemez. İkincisi çok önemli bir şey daha söyledi. Bir sonraki yayınında Erdoğan ile helalleşeceğini söylerken şunu dedi, 'Biz çok eskiden tanışıyoruz. Cezaevine girmeden hep yanında olduk' dedi. Ben yıllar önce bir yazımda şunu konu etmiştim; Fethullah Gülen bir açıklamasında, 'Biz gerekirse birini hapse sokar mağdur eder, kahraman olarak çıkartırız' demişti. Umarım Peker bunları da anlatır. Üçüncüsü bir mesaj daha verdi. Soylu'nun çocuk pornosu ile ilgili yaptığı açıklamaya Freud'a atıf yaparak senin canını acıtan bir terapi yapacağım dedi. Bunların başlıkları bile bu ülke kimsenin can güvenliğinin, mal güvenliğinin, geleceğinin kalmadığını gösteriyor. Son olarak da çok önemli bulduğum kısım, ısrarla gençlere sakın sokağa çıkmayın diyor. Aslında bir iç karışıklık çıkartarak belki bir sıkı yönetim ilan edeceği duruma geleceği tahminlerimizi doğrular bir iddia ortaya atıyor. "

'TÜRKİYE'DEKİ RESMİ KURUMLAR VE DEVLET BU İŞTEN AZADE, BAĞIMSIZ DEĞİL'

Erk Acarer, Peker'in devleti ve isimleri birbirinden ayırma çabalarının boşa düşeceğini söyledi. Acarer şöyle konuştu: 

"Alevi ve Kürtler üzerinden bir iç savaş uyarısı yaptı. Bu noktada savcılar göreve demek yerine başka bir işlev üstlenmeli siyasetin içinde olanlar. Çünkü Peker'in arkaya koyduğu bir kitap var  Mario Puzo’nun ‘Aile’ kitabı. Bunun bir anlamı var bir aile ilişkisine gönderme yapıyor. Hukuktan azade olduğunu gösteriyor. Suriye konusuna gireceğine değinmişti. Tam beklediğimiz gibi ipleri koparmış olduğunu gördük. Bir şema çizdi. Bu şema o sözünü ettiğimiz aile yapısından, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na kadar uzanan bir yapıydı. İçerisinde biz başka ailelerin dallanıp budaklandığını gördük; Sancak ailesi gibi. Murat Sancak üzerinden Ramazan Öztürk'ü de ortaklık anlamında hedefe koymuş oldu. Talip Öztürk'ün oğlu Ramazan Öztürk. İşler aslında Suriye üzerinden Libya'ya da uzandı bana göre.

Çünkü Peker İHA ve SİHA'lardan söz etti. Biz BMC'yi ve Sancak ailesini Libya'ya giden kirpilerden de tanıyoruz. Burada kirli bir silah ortaklığı net bir şekilde ortaya çıkıyor. Aynı Suriye'deki gibi El Kaide ya da El Nusra unsurlarının Libya'da olduğunu görüyoruz. İlk anlatılanlarda uyuşturucu işi vardı şimdi bu illegal ticarette silah işini de net görüyoruz. Peker'in söylediği önemli bir şey daha var. AKP-MHP tabanına da oynadığı bir laf var. Şöyle diyor; 'Samimi olan çocuklar var. Bu işlerden nem alanıp para kazananlar var' o durum Sancak ailesine ve diğer damadın İHA'larına kadar uzanan bir durum. İş çok karıştı bundan sonra da daha fazla da karışacak gibi. AKP ve Erdoğan ne yapacak bu aşamada göreceğiz. Aslında gazetecileri ve BM'yi teyit etti Peker. Onun ötesinde şimdiye kadar olan silah ile ilgili belgeleri, MİT tırlarını teyit etti. İktidar bunlara inanmayın demişti. Şimdi içeriden biri bildiriyor. Kime inanacağız peki? BM'nin henüz 2009 yılında bir silah ambargosu uygulaması var Libya'ya yönelik. Ama bugün görüyoruz orada da hala silahlar gidiyor. Şunu söylemek istiyorum; Peker devleti ve isimleri birbirinden ayırmaya çalışıyor ama bu aşamadan sonra Türkiye'deki resmi kurumların ve devletin bu işten azade, bağımsız olamayacağını da net şekilde görüyoruz. "

'BABACAN VE DAVUTOĞLU SUSTUĞU SÜRECE BU SUÇUN ORTAĞI OLACAKTIR'

İnci Hekimoğlu AKP'den ayrılıp parti kuran Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın da konuşması ve bildiklerini açıklaması gerektiğini ifade etti. Hekimoğlu, "Sadece Peker'in değil artık Davutoğlu'nun da konuşması gerekiyor. Büyük ihtimalle bundan sonra başka ifşalar ve başka isimlerden gelecek açıklamalar olacaktır. Herkesin elinde bilgi ve belge var. Herkesin birbirine şantaj yaparak iş birliği yapacağı bir yapıyla karşı karşıyayız. Halil Falyalı'nın da elinde bir sürü belge bilgi olduğunu söylüyor Peker. Onun da otelinde ağırlanan politikacılar var, yapılan anlaşmalar var. Sadece Erdoğan'ın çevresindeki kadroları da hedef almıyor. Soylu ve Mehmet Ağar üzerinden aslında MHP'nin en önemli kilit isimlerini de hedef alıyor. Dolayısıyla ben buradan siyasi analiz yapamıyorum açıkçası. Avrasya ve Atlantik arasındaki siyasi kavganın hangi tarafında yer aldığını çok fazla anlayamıyorum. Belki şu bir ipucu olabilir, Soylu'ya Perinçek dahil bütün kadronun sahip çıkmak zorunda kalması... Bundan sonraki süreç artık uluslararası aktörlerin karşımıza çıkmaya başladığı. Yabancı basında Türkiye'den fazla yer alıyor bu açıklamalar. Çok acıklı olan da şu; iç dinamiklerin ne kadar da zayıf olduğu. İçerideki toplumsal muhalefetin reflekslerinin zayıf ve yavaş olduğunu ne yazık bir kere daha görüyoruz. Peker gibi birisi çıkıp bütün bunları gündeme getirmese eminim çok daha fazlasını bilen muhalif siyasilerden yine ses çıkmayacaktı. Bundan sonra artık şu söyleyenebilir; eğer AKP'den ayrılıp bir muhalefet partisi kurduysanız -Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu'ndan bahsediyorum- artık konuşmanın zamanı gelmiştir. Sustukları sürece bu suçun ortağı olmaya devam edecekler" dedi.

'TERÖRİST BİR DEVLETLE KARŞI KARŞIYAYIZ'

Erk Acarer, Sedat Peker'in 2.5 yıl önce devlet açısından önemli bir insan olduğunu fakat şu an yaptığı açıklamalar nedeniyle neredeyse terör örgütü ilan edildiğinin altını çizdi. Acarer, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Ben her şeye rağmen umutluyum. Çok uğraşıldığı halde iç savaş Gezi'de ya da çatışmalı yerlerde, Kürtlere zulümlerde bile o kadar kaşımaya rağmen çıkarılamadı. Hala sağ duyulu bir halk kitlesi yoğunlukta. Üstesinden gelinecek gibi görünüyor. Aslında Fatih Tezcan öneml bir konuya dikkat çekmişti, 'Çok kan dökülecek' demişti. Karışıklığın köklerine bakmak lazım. AKP-MHP arasında ne kadar kanın döküleceği. Bize terörist diyenler, bu silahları belgelediğimiz için, SADAT ilişkilerini anlattığımız için tazminat davaları açanlar, Libya'da El Nusra'yı silahlandıranlar, gönderilen İHA'ları organize eden SADAT'çılar bize ne diyecekler şimdi? Türkiye'nin çok trajik bir durumu var bundan iki buçuk yıl önce Sedat Peker'e toz kondurmuyorlardı şimdi Peker tek başına terör örgütü olmak üzere. Bizim Erdoğan'a ve Bahçeli'ye inanmamızı bekliyorlar. Ama artık net bir şekilde içeriden anlatılanlarla ve belgelerle terörist bir devletle karşı karşıya olduğumuzu bunun da Saray'a bağlandığını açıkça görüyoruz. Türkiye'nin başını daha fazla belaya sokmadan, halklara zarar vermeden çekip gitsinler. Bu işin sonu yok artık, ucu görünmüyor. Kendileri açısından da görünmüyor zehir ettikleri Türkiye açsından da görünmüyor. Akıllarını başlarına alıp bence artık bu yolu düşünsünler. Gerçekten etrafları sarıldı. Buradan çıkışları olanaksız, başka suçlara bulaşmasınlar bari." 

'ERDOĞAN İKTİDARI MAHVOLMA DURUMUNA GELDİ'

Sedat Peker'in videolarda masaya koyduğu kitaplarla verdiği mesajı değerlendiren Celal Başlangıç, "Toplum şunu çok iyi gördü. Erdoğan iktidarda kaldığı sürece Suriye'deki savaş bitmeyecek. Bu bir kez daha ortaya çıktı. İkincisi Saray'ın başında olduğu bir suç ortaklığı dizisi dağılma noktasına geldi. En zor dağılan ortaklık suç ortaklığıydı ama artık bu da dağılma noktasına geldi. Masanın önüne arkasına koyduğu kitaplarla çeşitli mesajlar veriyor Peker. Mario Puzo'nun Aptallar Erken Ölür kitabıyla, Ağar'a Ömer Lütfü Topal cinayetini hatırlattığını düşünmüştüm. Bugün de Aile kitabı vardı. Orada Alexander diye bir kahraman vardır, şöyle der, 'Birbirimizden haberdar olmalıyız, birbirimizi korumalıyız ve en önemlisi birbirimize bağlı olmalıyız çünkü bu sorumluluğu şerefli bir şekilde yerine getirirsek asla mağlup olmayız. Ama eğer bu sadakatte bir tereddütümüz olursa hep beraber mahvoluruz...' Erdoğan iktidarı mahvolma durumuna geldi. Ama burada muhalefetin bir etkisi yok, kendi kendini bitirme sürecine girdiler" dedi.