Prof. Dr. Baskın Oran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 ülkenin büyükelçisinin "istenmeyen kişi" ilan edilmesi talimatına ilişkin, “Ben bir uluslararası ilişkiler hocası olarak bunu anlamıyorum. Böyle bir şey yok. Dünya tarihinde böyle bir uygulama yok. Savaşlardan önce dahi yapılmaz böyle bir şey" yorumunu yaptı.

Oran, “12 Eylül faşist darbesinde Kenan Evren cezaevindeki gençler için asmayalım da besleyelim mi demişti. Bunlara ağırlama lüksü yok deyince o geldi aklıma birden bire" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Baskın Oran ABD, Almanya ve Fransa dahil 10 ülkenin büyükelçisinin iş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılması için yaptığı çağırı sonrası yaşanan krizi  Rûdaw TV’de Şahyan Tahsin’a değerlendirdi.

'12 EYLÜL DARBESİ'

Erdoğan’ın büyükelçileri "istenmeyen kişi" ilan etme talimatının aklına "12 Eylül darbesini getirdiğini" söyleyen Oran, “Diyorlar ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından kaçtı. İki ayrı gün iki ayrı yerde ‘bizim bu büyükelçileri ağırlamam gibi bir lüksümüz yoktur’ dedi. Benim aklıma direk ne geldi? 12 Eylül faşist darbesinde Kenan Evren cezaevindeki gençler için asmayalım da besleyelim mi demişti. Bunlara ağırlama lüksü yok deyince o geldi aklıma birden bire” dedi.

"Türkiye'nin zor bir dönemdeyken böyle sert bir tutum almasını şaşkınlıkla karşıladığını ifade eden Oran, şunları söyledi:

“OECD'nin kuruluşu olan Mali Eylem Görev Gücü (FATF) kara para aklamaktan Türkiye’yi gri listeye almışken, bunun arkasından da kara listeye alınması gelecekken, Merkez Bankası’nın rezervleri SWEP hariç eksi 52 milyar dolarken bir faiz kararı alınıyor ve arkasından da 10 büyükelçiye atma tehdidi ile karşı karşıya bırakıyoruz. Üstelik de hakaret ederek ağırlama lüksü yok. İçişleri Bakanı bunlara edepsiz diyor. Meclis Başkanı çok terbiyesiz bir girişim diyor.

'DÜNYA TARİHİNDE BÖYLE BİR UYGULAMA YOK'

Şimdi bütün bu durumlarda biz kalkıp ta 10 büyükelçiyi atmakla ‘istenmeyen adam’ ilan etmekle tehdit ediyoruz. Ben bir uluslararası ilişkiler hocası olarak bunu anlamıyorum. Böyle bir şey yok. Dünya tarihinde böyle bir uygulama yok. Savaşlardan önce dahi yapılmaz böyle bir şey. Bu niye yapıldı? Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir kriz yarattı bu krizin içinden nasıl çıkacak. Bu kriz sadece kendi için değil bütün Türkiye için. Şimdi bir de Suriye’ye ve Irak’a müdahale etmek için iki yıllık daha izin istiyor, tezkere istiyor. Bu arada da AB Country Report (Ülke Raporu) Suriye’de Türkiye’yi işgalci güç ilan etmiş bulunuyor. İki yıllık izin daha istiyor.

Üstelik yabancı ülkeler ne yapıyorsun kardeşim diye sıkıştırırlarken içeride büyük sermayenin temsilcisi olan TÜSİAD kötü gidiyoruz diyor. Hemen arkasından bir buçuk gün sonra AKP’nin dayandığı sınıf olan küçük ve orta işletmeler yani esnaf temsilcisi olan, Hisarcıklı’nın ağzından iyi olmuyor diyoruz. Bundan önceki dönem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Finlandiya Büyükelçisiyle o da 10 büyükelçiden bir tanesi, çektirdiği fotoğrafını yayınlıyor ve de hatırlatıyor. Sayın Erdoğan bir zamanlar şiir okumaktan içeri atıldığında biz imza toplayıp Avrupa’ya bildirmiştik diyor.”

'TÜRKİYE'NİN CANINA OKUYACAK'

Böylesi bir kararın, “Türkiye’nin canına okuyacağını” öne süren Prof. Dr. Baskın Oran, “Kendi müttefiklerinin büyükelçilerini dışarı atarım diyorsun yahu. Dahası var mı bunun. Üstelikte hakaret ederek. Çok terbiyesizce bir davranış çok edepsizce bir davranış diyerek, ağırlama lüksümüz yok diyerek. Daha ne olsun” dedi.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan en söylememesi gereken şeyleri söylüyor, en yapmaması gereken şeyleri yapıyor” diyen Baskın Oran şöyle devam etti:

“Ben anlamaktan çok uzağım. Bunu ya oy almak için yapıyor anlaşılan kendi seçmenlerinden ama kendi seçmenleri artık, bırak kendi seçmenlerini kendi milletvekilleri meclisteki başka partilere geçmek için görüşmeler yapmaya başladılar. Bakın şunu söyleyeyim Cumhurbaşkanı Erdoğan, içişlerimize müdahale ettirmeyiz diyor. Hangi içişleri? Sen kalkmışsın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları kesindir, ben bunları uygulayacağım diye imza atmışsın. Ayrıca 1991 yılında Türkiye’nin de dahil olduğu AGİT toplantısında Cenevre toplantısında uluslararası meşru ilgi alanlarına girer diyor.

Bu nedenle de sadece ilgili devletlerin içişlerine müdahale değildir. Bu içişi değildir. Uluslararası meşru ilgi alanlarına girer diyor. Türkiye öyle bir ülke oldu ki artık bir adam karısını dövdüğü zaman komşular kapıya dayanıp sen dövemezsin diye. Artık bu böyle. Kendi insanımızı zülüm yaparız demek siz bizim içişlerimize karışamazsınız dedikleri zaman.”