ARTI GERÇEK - Barış Bildirisi İmzacısı Hukukçular, Selami Kuran’ın Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesine dekan olarak atanmasına dair açıklama yaptı.

Selami Kuran’ın, Barış Bildirisi’ne imza atmış akademisyenlerin işlerinden edilmesinden yana oy kullandığı hatırlatılan açıklamada, “Gece yarısı kurulan bir fakülteye dekan olarak atanmasında şaşırtıcı hiçbir şey yoktur” denildi.

Boğaziçi Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi kurulmasını “keyfi, üniversitenin özerkliği ile kapasite ve ihtiyaçları hiçe sayılarak” alınmış bir karar olarak gören hukukçular, Kuran'ın isminin böyle bir fakültesiyle yan yana gelmesine şaşırmadıklarını ifade etti.

‘MARMARA’DA İHRAÇ KOMİSYONUNUNUN ÜYESİYDİ’

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

“Selami Kuran, Marmara Üniversitesi'nden Barış Bildirisi’ni imzaladıkları için, hukukun bilinen bütün ilkelerine aykırı olarak olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleriyle ihraç edilen akademisyenler hakkında açılan disiplin soruşturmasını yürüten beş komite üyesinden biriydi. Kuran, bu komitede imzacıların ihraç edilmesi yönünde oy kullanan üyeler arasında yer aldı ve sonuç olarak komite, İdare Hukuku Anabilim Dalı Başkanı heyet üyesinin aleyhte görüşüne rağmen, 1'e karşı 4 oyla bildiri imzacısı akademisyenlerin kamu görevinden çıkarılması yönünde görüş bildirdi. Bu dört hukukçu üye, kararda Barış Bildirisi’ne imza atan akademisyenlerin ifade özgürlüğünün sınırlarını nasıl aşmış olabileceklerine ilişkin tek bir hukuki gerekçe dahi gösteremediler. Olağanüstü hal rejiminin hukuksuzluklarından yararlanan Rektörlük, imzacıları kanun hükmünde kararnamelerle ihraç listelerine eklerken, Kuran’ın da içinde bulunduğu hukukçular tarafından yürütülen bu soruşturmaya işaret etmişti.

‘DEMOKRASİ, HUKUK, AKADEMİK ÖZGÜRLÜK, BİLİM GİBİ KAVRAMLARLA İLGİSİ YOK’

“Selami Kuran, daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğünün koruması altında olduğunu tespit ettiği bir eylemin ağır bir şekilde cezalandırılmasını isteyen, sonuçları bugün hala ortadan kaldırılmamış bir kararın altında imzası bulunan bir akademisyendir. Şimdi de antidemokratik şekilde rektör ataması yapılan, anayasal haklarını kullanan öğrencilerine polis şiddeti ve yargı taciziyle cevap verilen, gelenekleri yok edilmeye çalışılan bir üniversitenin gece yarısında açılmış hukuk fakültesine dekan olarak atanmıştır. Kuran'ın dekanlığının simgelediği şeyin demokrasi, hukuk, akademik özgürlük, üniversite özerkliği, bilim gibi kavramlarla bir ilgisinin olmadığı açıktır. 

“Ağır hasar almış yargıya ve hukuka duyulan güvenin yeniden tesisi için, bir binadan ibaret hukuk fakültelerinin açılmasına ve içlerinin de siyasal iktidar tarafından doldurulmasına değil, zaten var olan hukuk fakültelerinde eleştirel düşünceyi ve temel hak ve özgürlüklere riayeti esas alan bir hukuk eğitimini hayata geçirmeye ihtiyacımız var.”