Hükümete yakınlığıyla bilinen Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın sorumluluğunda olan hükümetin yeni ekonomi politikası hakkında "Düşük faiz, makul yükseklikte bir kur politikası olarak adlandırabiliriz." görüşünü belirtti. Selvi, Erdoğan'ı seçimi kaybedebileceğini işaret ederek "Yeni bir durumla karşı karşıyayız. Bu politikanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Bu yeni politika halka acı reçete anlamına gelir mi? Dilerim gelmez. Çünkü Türk siyasi hayatı vatandaşa acı reçete yazanlara ilişkin örneklerle dolu." yorumunu yaptı.

Selvi'nin Hürriyet'te yayımlanan bugünkü yazısının bir kısmı şöyle:

YENİ EKONOMİ POLİTİKASI

Bu soruların peşine düştüm. Araştırdıkça karşıma iktidarın yeni ekonomi politikası çıktı.

Düşük faiz, makul yükseklikte bir kur politikası olarak adlandırabiliriz.

Biraz ayrıntı vermek istiyorum.

1) İktidarın belirlenmiş bir kur hedefi yok.

2)Dalgalı kur rejimi var. O nedenle doların, ekonominin dengeleri içinde bir yere oturması hedefleniyor.

3)Doların düşmesi için Merkez Bankası rezervleri kullanılmıyor. Piyasaya dolar sürülmüyor.

4)Makul yükseklikteki kurla ihracatı ve ihracatçıyı destekleme önceleniyor.

5)Büyüme öncelikli bir ekonomi yönetimi tercih ediliyor. O nedenle yukarıda verdiğim düşük faiz, yüksek kur denklemine bir ek yapmam gerekiyor. O da yüksek büyüme. Yüksek büyümenin aynı zamanda istihdamı da artıracağı düşünülüyor.

6)Bir üçgenden söz edebiliriz. Düşük faiz, makul yükseklikte bir kur ve büyüme.

Kimi bunu Çin’in büyümesine benzetiyor. Ama iktidarın bu enstrümanları devreye sokarak üç-dört ay içerisinde ekonominin belli bir dengeye oturmasını hedeflediği anlaşılıyor.

VATANDAŞA NASIL YANSIYACAK

Peki bu durum vatandaşa nasıl yansıyacak? Şimdiye kadar olumlu yansımadı. Çünkü fiyat artışları nedeniyle dar ve sabit gelir sahipleri sıkıntı yaşıyor. Zaten geçinmekte zorlanan kesimler, 2021 yılının mayıs ayından itibaren artan fiyatlar nedeniyle geçim sıkıntısı yaşıyor. Piyasa ise dövizdeki dalgalanma nedeniyle çölde kum fırtınasına yakalanmış kafileler gibi yönünü bulmakta zorlanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce kendisini ziyaret eden iş konseyi üyelerine, halkın 2022’nin ikinci yarısından itibaren ekonomideki rahatlamayı hissedeceğini söylemişti. Erdoğan, kimsesizlerin kimsesi olduğu için onu Pınarhisar Cezaevi’ne attılar ama bu millet onu Cumhurbaşkanı yaptı.

ACI REÇETE Mİ DEDİNİZ

Erdoğan, yoksulun, fakirin, fukaranın, dar gelirlinin refah düzeyini yükselttiği için şimdiye kadar girdiği tüm seçimleri kazandı.

Ama yeni bir durumla karşı karşıyayız.

Bu politikanın doğru olduğunu düşünmüyorum.

Bu yeni politika halka acı reçete anlamına gelir mi?

Dilerim gelmez.

Çünkü Türk siyasi hayatı vatandaşa acı reçete yazanlara ilişkin örneklerle dolu.