Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, Covid-19 salgını sürecinde tüm dünya gibi Türkiye ekonomisinin de zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, "Başlangıç olarak enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'nın gereken adımı atmış olması olumlu bir gelişmedir" dedi.

Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) tarafından bu yıl 12'ncisi düzenlenen Rekabet Kongresi, "Sürdürülebilir Sektörler: Yeni Dönemin Rekabet Senaryoları" ana temasıyla online olarak başladı.

Etkinliğin açılışında konuşan Kaslowski, Covid-19 salgınının etkisini ve yayılımını yeniden artırdığı, Türkiye'de ve dünyada hükümetlerin ardı ardına kısıtlayıcı tedbirler almak zorunda olduğu bir dönemde olduklarını, diğer taraftan aşı çalışmaları konusunda umut verici gelişmeler yaşandığını söyledi. Salgınla artan belirsizlik durumunun, ayakta kalmak ve rekabet edebilmek için değişime hızlı uyum sağlamanın önemini bir kez daha gösterdiğini aktaran Kaslowski, son yıllarda küresel rekabetin değişen unsurlarına dikkat çektiklerini kaydetti.

TÜM DÜNYA GİBİ EKONOMİMİZ ZORLU BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR

Kaslowski, içinde bulunulan Covid-19 salgını sürecinde tüm dünya gibi Türkiye ekonomisinin de zorlu bir süreçten geçtiğini aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Başlangıç olarak enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'nın gereken adımı atmış olması olumlu bir gelişmedir. Yolumuz ise uzun. Ekonomide atmamız gereken adımları planlı bir şekilde, kısa vade ve uzun vadeli stratejiler olarak ayırmamızda fayda bulunuyor. Bu zaman zarfında, özellikle önümüzdeki 4-5 aylık vadede tüm dünya gibi bizler de başta istihdam ve üretim alanlarında zorlanacağız. Türkiye, bu süreçte bir taraftan da enflasyonla mücadele etmek zorundadır. Enflasyonla mücadeleden taviz vermezsek, önümüzdeki kısa vadede sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışını yakalama şansımız doğar. Finansal koşulların geçici olarak sıkılaşması böyle bir dönemde elimizi zorlaştırsa da orta vade perspektifte enflasyonu düşürmenin, serbest piyasa ilkelerini benimsemenin ve yatırım ortamını iyileştirmenin faydasını öncelikle büyüme ve istihdam artışında göreceğiz."

Kaslowski, odaklanılacak konuların doğru seçilmesi, iktisadi alanda atılacak adımların planlı şekilde ve piyasalarla doğru iletişimle oluşturulması gerektiğini vurguladı.

EKONOMİ YÖNETİMİNİN İLETİŞİMİ ARTIRMASINI ETKİN BİR POLİTİKA ARACI GÖRÜYORUZ

Kaslowski, ekonomi yönetiminin piyasalarla ve reel kesimle iletişim düzeyini artırmasını doğru ve etkin bir politika aracı olarak gördüklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Şeffaflık ve öngörülebilirlik, ekonomide güvenilirliği artıran en önemli unsurlar. Kısa vadede atacağımız bu adımlar, uzun vadede kapsamlı bir ekonomi politikası uygulama kapasitemizi de yükseltecektir. İstihdam, vergi, sermaye piyasaları gibi konularda gereken dönüşümü sağlayabilmemizin ön koşulu doğru para politikası ve disiplinli maliye politikasına geri dönülmesinden geçmekte. Yakın vadede de her iki alanda, pandemi koşulları, ekonomi üzerindeki baskı ve istihdama olan destek ihtiyacı da gözetilerek gerekli adımların planlı bir şekilde geleceğine inanıyoruz."

Kaslowski, ekonomik istikrar, demokrasi ve hukuk devleti konusunda kararlı politikalar eşliğinde adımlar atılmasının, güven ve öngörülebilirliğin artırılması bakımından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Bu politikalar aynı zamanda AB ve ABD ile ilişkilerimizde yeni açılımlar sağlayabilecek, küresel ve bölgesel ekonomik iş birliklerindeki konumumuzu da olumlu yönde etkileyecektir" dedi.