ARTI GERÇEK - Coronavirus salgınında dört ay geride kalırken vaka sayıları binin üzerinde seyretmeye devam ediyor. Resmi rakamlara göre Türkiye’de 214 bin vaka bulunurken, can kaybı sayısı ise 5 bin 382’ye yükselmiş durumda.

Salgın sürecinde Kürt illerinde vaka sayılarının hızlı artması ve hastanelerin yetersiz kalması muhalefet tarafından sık sık dile getirilmişti. Kürt illerindeki son durumu dair Artı TV’de yayınlanan Gün Başlıyor programında Nazım Alpman’a anlatan TTB Merkez Konseyi Üyesi Halis Yerlikaya Diyarbakır başta olmak üzere birçok ilde günlük vaka artışının hızlandığını belirtti.

‘BÖLGEDEKİ SAYILAR İSTANBUL’U GEÇTİ’

Salgın yokmuş gibi bir algı yaratıldığını ve bu durumun rehavete yol açtığını dile getiren Halis Yerlikaya’ya göre salgın bütün hızlı ile devam ediyor.

Kürt illerinde 100 bin kişiye ortalama 24 vaka düştüğünü dile getiren Yerlikaya son durumu “Görev yaptığım Diyarbakır başta olmak üzere bölgede daha katmerli biçimde salgını yaşıyoruz. Salgın konusunda Sağlık Bakanlığı’ndan verilerin açıklanmasını talep etmiştik. En son 1 Temmuz’da bir rapor açıklandı, burada da veriler fazlasıyla kısıtlıydı. Bu rapora göre bölgede 100 bin kişi başına 24 vaka düşüyor ki bu İstanbul’dan bile yüksek bir rakam. Sağlık Bakanlığı İstanbul’u Wuhan olarak nitelemişti, ancak bölge İstanbul’u geçmiş durumda. Her gün 40 ya da 50 yeni vaka yatıyor, yoğun bakımlar dolmuş durumda. Mardin’de neredeyse hastanelerde hasta yatırılacak yer kalmamış durumda” sözleri ile anlattı.

‘SALGIN KÖTÜ YÖNETİLİYOR’

Salgının devam etmesinde sorumluluğun yurttaşlara atıldığını ve bunun kolaycı bir yaklaşım olduğunu söyleyen Halis Yerlikaya salgın sürecinin kamusal düzeyde yönetilmesi ve sorumluluğun yurttaşlara atılmaması gerektiğini vurguladı.

Diyarbakır’da yoksul ve kalabalık ailelere sosyal destek verilmesi gerektiğini ve desteğin salgınla mücadelede önemli rol oynadığı dile getiren Yerlikaya değerlendirmelerinin devamında “Süreç bireyler üzerinden yönetilemez, kamusal bir akıl ile yönetilmelidir. Bizler bölgenin yoksulluğunu ve kalabalık aile ortamlarını biliyoruz. Bağlar ve huzurevleri gibi kabalalık evlerde yoksul insanların yaşadığı yerleri biliyoruz. Sizler bu insanlara gerekli sosyal desteği sağlayamazsanız, maske ihtiyaçlarını karşılayamazsanız uyarıların çok da gerçekliği olmuyor. İşe gitmek ve toplu taşıma kullanmak zorunda kalan insanlar varken salgınla mücadelenin yetersiz olacağını düşünüyoruz. İl ve ilçeler düzeyinde toplumsal katılım ile sürecin daha iyi olacağını düşünüyoruz. Türkiye’de salgın iyi yönetilemiyor, ancak bölgede çok daha kötü yönetiliyor” ifadelerini kullandı.