Akşener, AKP-HDP görüşmesi için 'Açılımcılar kumpanyası' dedi

Akşener, AKP-HDP görüşmesi için 'Açılımcılar kumpanyası' dedi
Yayınlanma:
A+ A-
İYİ Parti lideri Akşener, AKP'nin HDP ziyareti için, “Açılımcılar kumpanyası yeniden seyircisiyle buluşuyor" dedi. Akşener "Eğer ki şimdiye kadar Erdoğan’a iktidarı müjdeleyen şey açılım süreci olsaydı PKK ile müttefik olurdu" ifadesini kullandı.

Artı Gerçek - İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, başörtüsü konusunda anayasa değişikliği için destek arayan AKP'nin HDP'yi ziyaretini eleştirirken, "Karşınızda ‘Açılımcılar kumpanyası!' Zaten hiç ayrılmadılar ki... Zaten hiç küsmediler ki..." dedi.

Partisinin Meclis grubu toplantısında konuşan Akşener'in açıklamaları şöyle:

OKULLARDA İKİ ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK VAADİ

İYİ Parti iktidarında ilk işimiz günde bir değil iki öğünü okullarda ücretsiz sunacağımız Rüzgar Gülü projemizi hayata geçirmek olacak.

İktidarın birbirinden yanlış tercihlerinin ve akıl dışı hamlelerinin soncunda yoksulluk o kadar derinleşti ki, artık buna sadece yoksulluk diyemeyiz. Artık millete yaşatılan düpedüz sefalettir. Sefalet endeksinde Türkiye en yakın takipçisi Arjantin'e fark atarak birinci oldu.

ERDOĞAN'A: GERÇEKLİK ALGISINI YİTİRMİŞ, AYNI ÜLKEDE YAŞAMIYORUZ

Bay krize göre bunlar aslında iyi günlerimizmiş. Şükredin şükredin... Parlamenter demokrasi zamanında daha kötü durumdaymışız. Çamaşır makinesini kim buldu acaba. Renkli televizyonu kim getirdi acaba... Partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçtikten sonra Türkiye'ye istikrar gelmiş. Sağlıklı ekonomi ile yolumuza devam ediyormuşuz. Tamamen emin oldum ki biz bu arkadaş ile aynı ülkede yaşamıyoruz. Hatta biz onunla aynı evrende, aynı uzay zaman düzleminde bile yaşamıyoruz. Gerçeklik algısını tamamen kaybetmiş durumda. Adeta paralel evrende yaşıyor. E saray hayati insanı paralelleştirir. Bu ucube sistemin neden olduğu yıkımı daha fazla gizleyemezsin. Evet bir istikrar getirdi bu sistem. Mesela istikrarlı şekilde fakirleşiyoruz. Mesela fantastik ekonomi politikalarıyla istikrarlı bir şekilde elimizde ne varsa kaybediyoruz. Mesela dolar kuru istikrarlı şekilde artıyor. Yüzde 11.92 olan enflasyon ise istikrarlı şekilde tırmanarak bugün yüzde 85.5 oldu.

Pollyanna ve arkadaşlarına sorarsanız sefalette bir dünya rekorumuz oldu derler. Önemli olan rekordur. Bay kriz ve ucube sisteminin tek rekoru bununla da sınırlı değil. Büyük ekonomist bay kriz ve üstün yetenekli kadrosu rekorlarla dolu bir tarih yazıyor.

'İŞ ADAMIMSI VE SİYASETÇİ NASIL 500 MİLYON DOLARA SAHİP OLUYOR?'

Bir arkadaş geldi, bir iş adamından bahsetti. Şu kadar parası var diyorlar doğru mu yok abla o kadar yok 300-500 milyon dolardır. 300-500 milyon dolardır. Arasında 200 milyon dolar fark var. 2 liraymış gibi söylenen 200 milyon dolardan bahsediyorum. Bu ne demek biliyor musunuz? Paralar o kadar acayip çarpılmış hazine öyle soyulmuş ki 2 liraymış gibi 200 milyon dolardan canı yanan bir şahıs bahsediyor. Hem iş adamı hem siyasetçi, iş adamımsı ve siyasetçi bir şahıs nasıl oluyor da 500 milyon dolara sahip olabiliyor? 200 milyon doları saymazsak 300 milyon doları var. Ama emin olun biz o 200 milyon doları sayacağız."

NEBATİ'YE: AYAKLI IŞIK GÖSTERİSİ

İktidar mensupları her ne kadar saymasa da ülkemizin içinde bulunduğu durum ortada. OECD ve Avrupa Birliği ülkelerinde en yüksek enflasyona sahip ülke, maalesef biziz. Dünyada ise, en yüksek enflasyona sahip, beşinci ülkeyiz. Peki, tablo bu kadar vahimken, bu rezalet rekorlarına, imza atanlar ne yapıyorlar dersiniz? Her zamanki arsızlıklarıyla, akıl ve bilim dışı, sözde ekonomi modellerini savunmaya, ısrarla devam ediyorlar. Her zamanki yüzsüzlükleriyle, ekonomide çağ atlıyormuşuz gibi davranmaya, devam ediyorlar. Her zamanki ciddiyetsizlikleriyle, Saçma sapan açıklamalar yapmaya, devam ediyorlar. Evet, kimden bahsettiğimi biliyorsunuz. Tabii ki, bay krizin prensi, iktidarın kara mizahşörü, ayaklı ışık gösterisi, Doçent Doktor Nebati Bakan’dan bahsediyorum. Biliyorsunuz kendisi, geçtiğimiz hafta da yine akıl dolu bir açıklama yaptı. Dedi ki; ‘20 yıldır bu ülkede, hiç ama hiç kimse; ‘Beni enflasyonun altında ezdirdiler’ diyemez…’ Bu arkadaş, gerçekten saçmalama çıtasını her hafta biraz daha yükseltiyor. Üstelik hiç utanması da yok. Allah aşkına, hangi ülkede ekmek fiyatları son 1 yılda yüzde 95 arttı? Hangi ülkede, sütün fiyatı, yüzde 132 yükseldi? Hangi ülkede, peynire, yüzde 99 zam geldi? Hangi ülkede, un, yüzde 118, şeker de yüzde 153 zamla karşılaştı?

GOLGOL'UN PALTO HİKAYESİ

Milletimiz bayram harcamasının ve okul alışverişinin ardından artık kış için mont alırken bile bankaya borçlanmaya başladı. Hatta bazı bankalar mont parası için 36 ay vadeli kredi bile açtılar. Bu acı tablo karşısında; Bay Kriz ve saz arkadaşlarını, tebrik etmek lazım. Çünkü, Gogol bile, bu kadarını yazamadı. Gogol’un Palto hikâyesindeki baş karakter bile palto parasını 6 ayda toplamıştı. Sayın Erdoğan’ın trajik ekonomi masalında ise bir mont parası için 3 yıllık taksit gerekiyor. İşte size vizyon! İşte size başarı! İşte size, enflasyona karşı verilen, destansı mücadele! İşte size, dünyayı imrendiren, sözde ekonomi modelinin sonuçları!"

'ONLAR BİRBİRİNE KALPLE BAĞLI, OMERTA YASALARIYLA BAĞLI'

Ve beklenen nihayet gerçekleşti! “Açılımcılar kumpanyası” yeniden seyircisiyle buluşuyor! Kumpanyacılar en sonunda merdiven altlarında yürüttükleri sufle çalışmasını bırakıp kamuoyuna resim verme aşamasına geldiler. Kumpanya afişi ve basın bülteni, şöyle olmalı: 'Cumhuriyete karşı, el ele, omuz omuza.' 'Yüz yıllık yıkım süreci olan, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı anayasa değişikliği kisvesiyle sokulacak yeni çomaklar kaşınacak yaralar ve verilecek yeni hasarların büyük tiyatrosuna, hepiniz hoş geldiniz.' 'Başı sıkışınca, ‘vesayet’ diyenlerle, başı sıkışınca, ‘demokrasi’ diyenler, yine bir arada.' 'Uzun bekleyiş artık sona erdi. Karşınızda; ‘Açılımcılar kumpanyası!' Zaten hiç ayrılmadılar ki… Zaten hiç küsmediler ki… Çünkü onlar birbirine kalple bağlı, ruhla bağlı, zihinle bağlı. Dahası onlar birbirine omerta yasalarıyla bağlı. Onlar birbirine, uzattıkları kırmızı karanfillerle bağlı… Evet, belli ki, 'Açılımcılar kumpanyası' yeniden seyircisiyle buluşuyor. AK Parti ve HDP milletvekilleri, Sayın Erdoğan’ın direktifleriyle başlayan, anayasa yapım süreci için, bir araya gelip oldukça mutlu, neşeli ve sevinçli, bir görüntü vermişler. Ne diyelim, Allah bozmasın.

'KOLTUĞU SALLANANA KADAR VATANSEVER'

Biliyorsunuz Sayın Erdoğan bir süredir fellik fellik, bir arayış halindeydi. Arıyordu, tarıyordu, bir türlü bulamıyordu. Sonunda muradına ermiş. Altılı masanın sağında, solunda, altında ararken; kendisi nihayet HDP’yi kendi bakan ve milletvekillerinin yanında bulmuş. Ama görüyorum ki, bu tablonun içinde barındırdığı çelişkileri, anlamakta zorluk çekenler, garipseyenler var. Hatta, AK Parti’yi içine düştüğü tutarsızlıktan dolayı, eleştirenler de var. Ama açıkçası, biz bu durumu, hiç garipsemedik. Çünkü biz, Sayın Erdoğan’ı çok iyi tanıyoruz. Kendisinin, sadece koltuğu sallanana kadar var olan, vatanseverliğini, biz en başından beri biliyoruz.

'ERDOĞAN'IN TEK İDEOLOJİSİ VAR, İKTİDARDA KALMAK'

Hatırlayın; Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçebilmek için, PKK ile yürüttüğü, “Açılım Süreci’ni”, o başlatmıştı. Hatırlayın; Oslo’yu o planlamıştı. Habur’da konfetileri, o patlatmıştı. Hatta teröristlere, lahmacun partileri bile vermişti. Hatırlayın; İstanbul seçimlerini kazanabilmek için, Teröristbaşının mektubunu, devletin kanalında, yine o okutmuştu. Çünkü Sayın Erdoğan için PKK ile masaya oturmak ile PKK'ya karşı mücadele etmek arasında, ideolojik bir fark yok. Çünkü onun tek bir ideolojisi var; o da, iktidarda kalmak. Eğer ki şimdiye kadar Sayın Erdoğan’a, iktidarı müjdeleyen şey, açılım süreci olsaydı; geçtim HDP’yi, bugün, PKK ile müttefik olurdu. Bakın, Sayın Erdoğan, en başından beri ne demokrasiye, ne sivilleşmeye, ne çözüme, ne de terörle mücadeleye inandı. Çünkü; onun ve çevresindekilerin, bu tür fikirlerle, ideallerle, siyasi programlarla ve tutarlılıkla, işi yoktur. Yeter ki, kendi işleri görülsün, her türlü kılığa girerler. Düzenleri sürsün diye, her şeyi mübah görürler.

'SADECE ERDOĞAN'I YENMEYECEĞİZ...'

Bu yüzden, biz 2023 seçimlerinde sanıldığının aksine, sadece Sayın Erdoğan’ı yenmeyeceğiz. Biz aslında bu ilkesizliği yeneceğiz. Biz aslında, bu omurgasızlığı yeneceğiz. Biz aslında iktidarını korumak için bir gün FETÖ’yü, bir gün PKK’yı muhatap almaya bile razı olan ve bu işbirliklerinin acı sonuçlarını ödememek için de şekilden şekile giren, bir büyük iki yüzlülüğü yeneceğiz.

'BAZI HDP'LİLER BİZİ FAŞİSTLİKLE, FAİLİ MEÇHULCÜLÜKLE SUÇLUYORDU'

AK Parti ve HDP’yi bir masanın etrafında buluşturan bu tablo, İYİ Parti’nin tarihin doğru tarafında durduğunu göstermesi bakımından da oldukça önemli. Çünkü biliyorsunuz, uzun zamandır AK Parti cenahı akıllarınca bizleri HDP ile gizli ittifak kurmakla itham ediyordu. Bazı HDP’liler de bu açıklamaları tebessümle karşılayıp, bizi faşistlikle faili meçhulcülükle, suçlayacak kadar alçalıyordu. E tabi, Allah büyük. İYİ Parti’yi yaftalayanlarla İYİ Parti’yi izole etmeye çalışanlar nihayet aynı kampta buluştu. Resim iyice netleşti, saflar belli oldu.

'BU MAKYAVELİST GÖRÜŞME VESİLESİYLE TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ'

AK Parti vekilleri, PKK'yla bir tuttukları HDP ile aynı masaya otururken utanmadılar. İşin ilginç tarafı, HDP vekilleri de genel başkanlarını tutukladığı belediyelerine kayyum atadığı için sabah akşam eleştirdikleri, Ak Parti ile aynı masaya oturmaktan, zerre utanmadılar. Yaaa görüyor musunuz? Kadere bakın, kimler kimlerle yan yana geldi… Demek ki neymiş? İki taraf için de, ilkeler, değerler hikaye, at pazarlığı şahaneymiş. Bu saatten sonra kimse, milletimize vatan-millet-beka tiratları atmaya kalkmasın. Hele demokrasi, barış ve müzakere hamasetine hiç başvurmasın. Bu makyavelist görüşme vesilesiyle artık takke düşmüş, kel görülmüştür. Bu kadar açık. Tüm bu ilkesiz siyaset sirkinin ortasında; Bizim İYİ Parti olarak; tavrımız da, duruşumuz da, anlayışımız da, en başından beri nettir. Kim ne derse desin, net olmaya da devam edecektir." (HABER MERKEZİ)

Öne Çıkanlar