Avustralya'da Alevi olmak... AFA Başkanı Saka: İnancımızı özgürce yaşıyoruz, azınlık konumunda değiliz

Avustralya'da Alevi olmak... AFA Başkanı Saka: İnancımızı özgürce yaşıyoruz, azınlık konumunda değiliz
Avustralya'da yaklaşık 15 bin Alevi yaşıyor. Avustralya Alevilerinin çatı örgütü Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Saka, Avustralya’daki Alevi toplumunu anlattı: "Cemlerimizde, özellikle semahımız ön planda. Hiç azınlık olarak hissetmiyoruz."

Mehmet MENEKŞE


AMASYA - Türkiye'den 1968 yılından başlayarak Avustralya’ya göç eden Aleviler, Melbourne’de 18 Şubat 1992’de ilk Alevi örgütü olan Avustralya Alevi Toplum Konseyi’ni kurdu. 1993'te Sivas Katliamı'ndan sonra Victoria bölgesinde Dandenong Alevi Kültür Merkezi ve Mildura Sunrise Çağdaş Aleviler Kültür Merkezi’ni, Canberra'da Alevi Kültür Merkezini kuran Aleviler, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) çatısı altında toplandı. Ayrıca Sydney’de kurulan iki Alevi örgütü de federasyona bağlı olmadan çalışmalarını yürütüyor.

İLK KADIN BAŞKAN

Mesleki göçmen statüsünden 2007'de ailesiyle birlikte Avustralya'ya yerleşen AFA Başkanı Suzan Saka, "Avustralya'nın ilk Alevi örgütü olan Alevi Toplum Konseyi'ne üye oldum ve burada yapılan etkinliklerde görev aldım. 2019'da da Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu'na, Avustralya Toplum Konseyi delegesi olarak seçildim. Aynı yıl federasyonun ilk kadın başkanı seçildim.

Bildiğim kadarıyla o dönem dünya genelindeki tüm Alevi federasyonlarının tek kadın başkanı bendim. 2019'dan beri de her iki senede bir yapılan seçimli genel kurulunda başkan olarak seçiliyorum. Bu benim Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu başkanlığında üçüncü dönemim ve altıncı yılım" dedi.

whatsapp-image-2024-04-20-at-13-53-58.jpeg

ALEVİLERİN ÇATI ÖRGÜTÜ

Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nün çatı örgütü olduğunu ve bu çerçevede çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Saka, "Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu 2005 yılında başlayan çalışmalar sonucunda resmi olarak 2008 yılında kurulmuş. Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi örgütlerinin çatı örgütüdür. Yani Avustralya'daki Alevi kurumlarını temsil eden, onların siyasi, özlük, inanç, medya anlamında, politika anlamında hem Avustralya'da hem de dünya genelinde temsil eden bir kurumdur. Melbourne’de Hallac-ı Mansur Cemevinde cem ibadeti yanında Alevilik ile ilgili paneller, toplantılar, konserler, yapıyoruz.

Yardım kampanyaları için kermesler düzenliyoruz. Elde ettiğimiz gelirleri Türkiye’deki kamu yararına çalışan dernek ve vakıflara gönderiyoruz. Örneğin Ali İsmail Vakfı’na ve Aziz Nesin Vakfına yardımlar yapıyoruz. Alevilik ile ilgili görüş, öneri ve tepkilerimizi dile getiriyor, dünya ile paylaşıyoruz. Konfederasyonun iki yıl önce başlattığı Madımak Katliamı Hafıza Merkezi çalışmalarına katkı ve destek sağlıyoruz" diye konuştu.

whatsapp-image-2024-04-20-at-13-54-01.jpeg

'AVUSTRALYA DEVLETİ ALEVİLERİ RESMİ OLARAK TANIYOR'

Aleviliğin ve Alevi örgütlerinin Avustralya’da resmi olarak tanındığını belirten Saka, "Bizim kurumlarımız Avustralya dernekler yasasına göre çalışmalar yapan tüzüğü olan resmi kurumlar. Federasyonumuz Alevilerin buradaki özlük hakları, Türkiye'de Alevilerin, özellikle Kürtlerin ve diğer ezilen sınıfların yaşamış olduğu insan hakları ihlallerine ilişkin dönem dönem tek başına dönem dönem de buradaki diğer demokratik kitle örgütleri, milletvekilleri, bakanlar, senatörler nezdinde çalışmalar yapıyor.

Geçtiğimiz yıl 6 Şubat depremi sonrasında Avustralya’nın federal bakanı kurumumuzu ziyaret etti ve onlarla depremde yaşananları, kaygılarımızı, beklentilerimizi paylaştık. Sivas Katliamı'nın 30’cu yılında Victoria Parlamentosu’nda milletvekilleri, bakanlar, belediye başkanları, parti meclisi üyeleri, encümen üyeleri ve İngilizce konuşan toplum örgütleri ile bir anma gerçekleştirdik. İnsanlığa karşı yapılan katliamların zaman aşımına uğramaması gerektiğine dair yaptığımız açıklamalar büyük bir yankı uyandırdı" dedi.

'ALEVİLİĞİMİZİ ÖZGÜRCE YAŞIYORUZ'

Avustralya'da inançlarını özgürce yaşayabildiklerini dile getiren Saka, "Avustralya sosyal devlet, hükümeti seküler bir hükümet. Yani bir resmi dini yok. Bununla birlikte her inanç, her dil kendi kültürünü, inancını, yaşam biçimini yansıtabilir, yaşayabilir. Bunun için hafta sonları okullar var. Bizim Alevi kurumlarımızın, cemevlerimizin olması gibi.

Herkes saygı ve hoşgörü içerisinde birlikte yaşamayı öğreniyor. Kendi haklarını savunabilmenin haklılığı ve özgürlüğü anlamında bizler kurumsal anlamda hem partilerde hem devlet nezdinde çalışmalar yaptığımızda daha güvende hissediyoruz. Başımıza bir şey gelmeyeceği konusunda emin olabiliyoruz" diye konuştu.

whatsapp-image-2024-04-20-at-13-54-02.jpeg

'AZINLIK KONUMUNDA DEĞİLİZ'

Kendilerini azınlık olarak hissetmediklerini vurgulayan Saka, "Tam tersine Avustralya ile ailenin içerisinde yaşayan birer toplum olarak hissediyoruz. Buraya adapte olan ve buranın yaşamına, kültürüne, siyasetine, sanatına, edebiyatına katkısı ve etkisi olan topluluklardan bir tanesiyiz. Bizim inancımız, 'sözlü telli Kuran'ımız' dediğimiz bağlamayla dilden dile nesilden nesile aktarılır. Dolayısıyla cemlerimizde, gecelerimizde, anmalarımızda her zaman bağlamamız özellikle semahımız ön plandadır. Bu anlamda hiç azınlık olarak hissetmiyoruz.

Ana vatanımız olan Türkiye'de bizim sahip olduğumuz bu özgürlükleri Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, göçmen olarak son yıllarda savaştan kaçan diğer ülke vatandaşlarının da sahip olmasını istiyoruz Hiçbir şekilde ötekileştirilmeden, canlarına mal olmadan, ırkçılığa, şiddete, yoksulluğa maruz kalmadan da özgürce, insanca yaşamaları gerektiği yönünde buradan Avustralya'dan onların hakları için de dünyanın neresinde olursa olsun insan haklarına karşı yapılmış her ihlale karşı da elimizden geldiği kadar mücadele ediyoruz" dedi.

'TÜRKİYE’DE ASİMİLASYON POLİTİKALARI SÜRÜYOR'

Türkiye'de Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının son yıllarda yoğunlaştığını vurgulayan Saka, "Türkiye’de cumhuriyetin ilk yüzyıllı biz Aleviler ve Kürtler açısından ve azınlıklar açısından iyi bir bilanço çıkaramadı. Alevilerin asıl örgütlenmesi ve kendi kimliklerine sahip çıkması 1993 Sivas Katliamı ile başlamıştır. Çünkü 93 Sivas Katliamının diğer katliamlardan farkı tüm Türkiye'nin gözleri önünde yaşanmış bir katliamdır.

Alevi katliamı olmakla birlikte aynı zamanda bir sanatçı, edebiyatçı ve çocuk katliamıdır. Türkiye'nin bugününü, yarınını şekillendiren çok değerli, çok kıymetli sanatçıları, akademisyenleri, yazarları, çizerleri, ozanlarımızı Madımak Katliamında kaybettik" diye konuştu.

whatsapp-image-2024-04-20-at-13-54-03.jpeg

'TÜRKİYE’DE İNANCIMIZIN TANIMLANMASINI DEĞİL TANINMASINI İSTİYORUZ'

"Türkiye’de Alevi inancının tanımlanmasını değil, tanınmasını istiyoruz" diyen Saka, şunları söyledi:

"Alevilik başlı başına bir inançtır. Binlerce yıldır Anadolu'da vardır. Doğayla bütünleşmiş, sevgiyi, hoşluğunu içerisinde taşıyan; su, ateş, hava ve toprağı merkezine alan, dört kapı kırk makamda olgunlaşmak, kamil insan olmak için elinden geleni yapan ve Hacı Bektaş Veli’nin buyurduğu gibi 72 millete bir nazarda bakan bir inancın evlatlarıyız biz.

Dolayısıyla da bunun var olabilmesi için de hiçbir devlet güdümlü çalışmanın içerisinde girmeyeceğimizi, onlara biat etmeyeceğimizi de söylüyoruz. Aleviliğin var olabilmesi için Türkiye’de cemevlerimizin resmi olarak tanınmasını istiyoruz. Aleviliğin tanımlanmasının Alevilere bırakılmasını istiyoruz. Aleviliği en doğru tanımlayacak olan yine biz Alevilerdir."

'ÖRGÜTLÜ OLURSAK VAR OLABİLİRİZ'

Katliamlara rağmen Aleviliğin binlerce yıldır Anadolu'da var olagelmiş kadim bir inanç olduğunu dile getiren Saka, örgütlülük çağrısı yaptı.

Saka, "Yol bir sürek binbir. Bunu hiç unutmamamız gerekiyor. Birliktelik dayanışma, örgütlü olmak çok önemli. Örgütlü olursak direniriz, mücadele ederiz ve ancak bu şekilde var olabiliriz. Dönem dönem çok ciddi baskılara maruz kalıyoruz. Türkiye'deki Alevi çatı örgütleri, Avrupa'daki konfederasyon ve federasyonlar ile Avustralya'daki Alevi Bektaş Federasyonumuzun yaptığı çalışmaların çok önemli ve kıymetli olduğunu biliyorum. Bu tür organizasyon ve örgütlülüklerimiz temel taşlarımızdır. Örgütlü olmasaydık şu andaki kazanımlarımızı elde edemezdik. Çok bedeller ödedik ve çok da ciddi kazanımlar elde ettik" dedi.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar