Özgür Özel'den Erdoğan ve Bahçeli'ye 50+1 yanıtı: Haydi oradan keratalar, meşgul etmeyin memleketi

Özgür Özel'den Erdoğan ve Bahçeli'ye 50+1 yanıtı: Haydi oradan keratalar, meşgul etmeyin memleketi
Özel, Filistin'e gitmek için girişimlerde bulunacaklarını söyledi. Yüzde 50+1 tartışmasına değinen Özel, AKP ile anayasa yapmayacaklarını vurguladı. Özel, Erdoğan ve Bahçeli'ye "Hadi oradan keratalar, meşgul etmeyin memleketi" diye seslendi.

Artı Gerçek - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 50+1 çıkışı ile alevlenen ve bugün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamasıyla boyut kazanan 50+1 tartışmasına değinen Özel "Ayrılsanız ne birleşseniz ne biz kendi yolumuzdayız. Memleketi meşgul etmeyin" dedi.

ilişkin Özgür Özel, Erdoğan'ın daha önceki sözlerini de hatırlatarak konuyla ilgili, "10 Kasım 2021'de bir şeyler olmuş. 50+1'in mahsurlu olduğunu anlamış. 16 Kasım'da Bahçeli yanıt veriyor. 23 Kasım'da da bunun masum bir talep olmadığını söylemiş. Geçtiğimiz günlerde de Erdoğan Almanya dönüşünde bundan bahsediyor" dedi.

Özel ayrıca, "Öyle MHP ile baş başa verdik seni böyle esir alırlar kardeşim. Derdine kendin yan. Bu yürümeyen evliliği, birinin bitirmeye, birinin sürdürmesi gibi oluyor. (Hulusi Kentmen benzetmesi yaparak) Hadi oradan keratalar meşgul etmeyin memleketi" dedi.

CHP lideri Özel, Yargıtay'ın, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında verdiği ihlal kararına uyulmamasına hükmederek karara imza atan üyeler hakkında suç duyurusunda bulunmasına ilişkin, "Mesele bir mahkemenin ve ona cesaret veren bir genel başkanın, Anayasa'yı tanımamasıdır. Mesele bir devlet krizidir. Belki yarın bir gün seçimi yapmama keyfiliğine, bir darbe girişimine direnip direnmeme meselesidir" ifadelerine yer verdi.

'ERDOĞAN’IN BAŞINA GEÇTİĞİ DARBE GİRİŞİMİ…'

Özgür Özel konuya ilişkin şunları söyledi:

"Bütün partilere sesleniyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı gazilerimizin beklentilerini çözmek boynumuzun borcudur. KKTC dönüşü Meclis Başkanı’yla bir araya geldik. Can Atalay özelinde… Yargıtay 3. Dairesi birkaç yere had bildiriyor. Hatay’daki milli iradeye meydan okuyor. Mesele Can Atalay krizini çoktan aşıyor. AYM’ye diyor ki “Ben anayasayı tanımam.” Meclis “Ben 600’ünüzü de takmam.” diyor. Meclis Başkanı’na ayar veriyor.

Sayın Kurtulmuş da duyuyor ama yapması gerekenleri tam olarak yapmıyor. Yaşanan mesele bir anayasa krizi değil, mesele bir mahkeme ve ona cesaret veren bir parti genel başkanının anayasayı tanımama krizidir. Yarın Meclis’i de tanımamanın, belki yarın seçimleri de yapmamaya kalkan, Erdoğan’ın başına geçtiği darbe girişimine direnme kararı aldık. Nöbetçi arkadaşlarımız adalet oturumu yapıyorlar. Eylemimizi ikinci bir faza taşıyana kadar mücadelemiz orada sürecek."

İklim krizinin varlığının kabul etmenin önemli olduğunu belirten Özel, bunun bir doğal afet olmadığını vurgulayarak 'dirençli kentler' için iktidarın hazırlık yapması gerektiğini ifade etti.

CHP'li ilçe belediyelerinde bu hafta sonunun bu açıdan sorunsuz geçtiğini vurguladı ve "Yağmur suları denize ulaştırıldı" dedi. Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve ekibini tebrik etti.

'HAMAS, FİLİSTİN HALKINA DA ZARAR VERİYOR'

Hamas'ın Filistin halkına da zarar verdiğini ve 7 Ekim'de İsrailli sivilleri hedef aldığını belirten Özel, İsrail'in bu saldırıları araçsallaştırdığını ve Gazze'de her gün katliam yaptığını ifade etti. Sosyalist Enternasyonel'de CHP'nin bundan sonra genel başkan düzeyinde temsil edileceğini belirten Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonel'deki bütün liderlere mektup yazdığını söyledi.

Filistin'de yaşananlara dair solcuların sessiz kalamayacağını savunan Özgür Özel, herkese Filistin'deki katliamların durdurulması için gayret göstermeleri gerektiğini belirten bir mektup kaleme aldıklarını açıkladı. CHP'li yerel yönetimlerin de Gazze'ye insanî yardımlarını iletmek amacıyla Filistin'e gitmek için girişimlerde bulunacaklarını söyledi.

Özel, "Bugün yapılması gereken, timsah gözyaşları yerine Filistin'e sahip çıkmaktır. İlk fırsatta insani yardımların ulaşmasını sağlamak, soruna dikkat çekmek için Filistin'e gideceğiz. Bunun için girişimlerde bulunuyoruz" dedi.

'EKREM BAŞKANI VE EKİBİNİ TEBRİK EDİYORUZ'

Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"Bu yaşanan süreçte iktidar partisi ilk kez 'iklim krizini' kabul etti. Ereğli'de büyük bir felaket yaşadık. İklim krizi var ne yapalım diyemezseniz. Dirençli kentlerle ilgili siz ne yapıyorsunuz derseniz, İstanbul'dan bahsedebilirim. İstanbul'a geçen hafta sonu 30-50 kg yağış düştü. Bu AK Parti döneminde yaşandığında günlük 50 kilogramlık yağışta Üsküdar'ın ne hale geldiğini hatırlayın. Denizle kara birleşiyordu.

Pandemi döneminde biz İstanbul'da hazırlık yaptık. Esenyurt'ta, Fatih'te, Beşiktaş'ta, 120 kronik noktada sorun yaşamadık. İBB bu yatırımlara 40 milyar TL harcadı. Bu hafta sonu mahsur kalan arabalar, bir göllenme görmedik. Dünyaca ünlü bir metropolün ne olduğunu gördük. Ekrem başkanı ve ekibini tebrik ediyoruz.

'BU HAFTA SONU BOSNA HERSEK'TE OLACAĞIZ'

Bu hafta sonu Bosna Hersek'te olacağız. Aile kökleri Balkanlara dayanan birisi olarak bütün akrabalarımıza bin selam olsun. Bosna Hersek 1990'larda çok büyük acılar yaşadı. Dünyanın gözü önünde büyük soykırım yaşadı. Türkiye olması gereken yerdeydi. Şimdi İsrail-Filistin meselesinde olduğu gibi.

Filistin'de halka en büyük zararı veren Hamas'ın sınır aşmasıyla başladı. Bunu araç sallaştıran İsrail adeta bir soykırıma girişti. 13 bin 300 kişi hayatını kaybetti. Öldürülen çocukların sayısı 4 bin 600'e ulaştı. Bu kadar büyük bir zulmün karşısında dünyanın güçlüleri Bosna'da 1995'te girdikleri suskunluğa girdiler. Sonra gözyaşı döktüler. Yapmaları gereken bu zulme dur demektir.

'FİLİSTİN'E GİDECEĞİZ'

Sosyalist Enternasyonel'e genel başkan düzeyinde katılacağım ve burada bunları söylemekten geri kalmayacağım. Gazze'de yaşananlara sol değerlere sahip olanların sessiz kalamayacağını, Filistin'deki katliamın durdurulması, ateşkesin sağlanması ve bölgeye bir barış gelmesi gerektiğini bir mektup olarak yazdım ve gerekli yerlere gönderdik. Ayrıca bir grup olarak Filistin'e gideceğiz.

İlk ziyaretimizi geçen hafta yavru değil; kardeş vatana yaptık. Bağımsız bir cumhuriyete, yavru ilişkisi kuruyorsunuz bu oradaki insanları mutlu etmiyor. 40. yıllarını coşku ile kutladık. Baş başa görüşmeler gerçekleştirdik. Kıbrıs davası ile ilgili CHP'nin tutumunu, Karaoğlan'ın barış harekatını konuştuk.

'MESELE BİR DEVLET KRİZİDİR'

Mesele bir mahkemenin ve ona cesaret veren bir genel başkanın, Anayasa'yı tanımamasıdır. Mesele bir devlet krizidir. Belki yarın bir gün seçimi yapmama keyfiliğine, bir darbe girişimine direnip direnmeme meselesidir. Eylemimizi ikinci bir boyuta geçen kadar eylemimizi devam edecek. 280 saattir eylem yapıyoruz ancak bazı kanallar bunu vermiyor. Anayasa'ya karşı darbe girişiminde olan Recep Tayyip Erdoğan'a karşı arkadaşlarımız direniyorlar, direnmeye devam edecekler.

DİSK'in yürüyüşüne güzergahtaki CHP'nin tüm örgütleri destek verdiler, hepsine teşekkür ediyoruz.

CUMHUR İTTİFAKI’NA 50+1 YANITI

5 Ekim 2019'da Erdoğan “50+1 rastgele bir tercih değildir. Gayet bilinçli ve vazgeçilmez bir kriterdir” diyor. Birilerini, solcuları, sosyal demokratları, Kürtleri, Alevileri bu devleti yönetmeye değer görmüyor ya kendince bir koalisyon yapacak hiç oradan ayrılmayacak. Kürdü, Aleviyi, solcuyu ve onların temsilcilerini dışarda tutan bir anlayış. 10 Kasım 2021'e gelince “50+1'in mahsurlu olduğunu anladık” diyor. 16 Kasım'da ittifak ortağından cevap geliyor. Bahçeli “50+1'i eleştirenleri anlayışla karşılamamız abesle iştigal olur” diyor. 25 Kasım'da da “Bu masum bir talep değildir” diyor.

Geçtiğimiz günlerde Almanya dönüşü uçakta Erdoğan, “50+1 şartının değişmesi isabetli olur. Partileri yanlış yollara sevk ediyor, yanlış işler yapılıyor” diyor. MHP'nin yanlış bir yol olduğunu, onunla birlikte olmanın hata olduğunu, MHP'nin sırtında kambur olduğunu açıkça ifade ediyor. Devlet Bey bugün “Eksikleri olabilir ama taviz verilemez ama sayın Cumhurbaşkanımızla aramızı da kimse bozamaz” dedi. CHP olarak bunlarla meşgul olmamız mümkün değil. Erdoğan, sen ne değiştireceksin bilmiyorum. Sistem mi, ittifak mı, ortak mı değiştireceksin bilmiyorum. Ne değiştireceksen değiştir emin ol bizimle birlikte anayasa değiştiremeyeceksin. Öyle MHP ile baş başa verdik seni böyle esir alırlar kardeşim. Derdine kendin yan. Bu yürümeyen evliliği, birinin bitirmeye, birinin sürdürmesi gibi oluyor. (Hulusi Kentmen benzetmesi yaparak) Hadi oradan keratalar meşgul etmeyin memleketi."


ERDOĞAN NE SÖYLEMİŞTİ?

Erdoğan, Almanya dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlamış ve cumhurbaşkanlığı seçimi için yüzde 50+1 şartının değişmesinin "isabetli olacağını" söylemişti.

Erdoğan, yaptığı açıklamada, "50+1 şartının değişmesi konusunda aynı fikirdeyim, isabetli olur. Çoğunluğu alan adayın seçilmesi usulüne geçilmesi halinde Cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz ve yanlış yollara da sevk etmez. Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil. Yok altılı, yok on altılı masa… Bundan sonra kim bilir daha neler çıkar? Ama oy sayısı itibarıyla 'en fazla oyu alan aday seçilir' denildiği zaman seçim hızlıca tamamlanır" ifadelerini kullanmıştı.

BAHÇELİ NE DEDİ?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugünkü partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 50+1 çıkışına ilişkin, "Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli yüzde 50+1'dir. Milletvekili seçmiyoruz, cumhurbaşkanı seçiyoruz" değerlendirmesini yaptı. 'Erdoğan, Bahçeli’yi sırtından atacak' eleştirilerine çıkışan Bahçeli, "Hiç kimsenin sırtına binmedik, hiç kimseyi de sırtımıza bindirmedik" dedi. Cumhur İttifakı'na sahip çıkan Bahçeli, "Bu ittifakın bozulmasına kendi adımıza söylüyorum geçit vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın yüzde 50+1 ile ilgili sözlerine anımsatan Bahçeli, "Sayın Cumhurbaşkanımızın tespit ve değerlendirmeleri tutarlı ve anlamlıdır. 50+1 hususunda bizim geçmişten bugüne söylediğimiz sözler bellidir ve esasen hiç değişme göstermemiştir. MHP olarak dün ne demişsek bugün de aynı çizgide, aynı görüşteyiz" diye konuştu.

"MİLLETVEKİLİ SEÇMİYORUZ, CUMHURBAŞKANI SEÇİYORUZ"

Bahçeli, şöyle devam etti:

"7 Haziran'da yapmış olduğum konuşmada şöyle demiştim '16 Nisan halk oylaması milat olmuştur. Kutuplaşma ihtimali en aza çekilmiştir. Siyasi partiler ahlaki ittifaktan başka seçeneği kalmamıştır.' Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli yüzde 50+1'dir. Halk tarafından seçildiği ve hükümet TBMM'den güvenoyu almadığı için yönetimde istikrar ilkesi kendiliğinden gerçekleşmiştir. Yüzde 50+1 oyla Cumhurbaşkanı seçilmesi çoğulcu demokrasinin dünyaya emsal olacak şeklidir. Milletvekili, belediye başkanı, muhtar seçmiyoruz. Cumhurun bütününü temsil edecek cumhurbaşkanı seçiyoruz." (HABER MERKEZİ)

Öne Çıkanlar