İran Devrimi ve Trump’ın emperyalist savaşı
Şahlık rejimi altında Azeriler en ağır zulmü gören halklar arasındaydı. Tebriz savaşacaksa, Demokratik Cumhuriyet için savaşır, Şahlık için değil. Yine, kendi içinde birleşen İranlı Kürtlerin, ABD-İsrail saldırganlığının bir parçası olmayı reddetmesi de önemli bir değer göstergesidir
Emperyalist rekabetin askerileştiği, hammadde kaynaklarının tekelleştirilmesinde savaşın başat yöntem hâline geldiği bir dönemde, ABD emperyalizmi Venezuela’dan sonra İran’ı hedef alıyor. Bu savaşın açık ve ilan edilmiş amacı İran petrollerine el koymak ve İsrail’in güvenliğini sağlamaktır.
Trump’ın tümüyle tekelci ve emperyalist amaçlarla yürüttüğünü kanıtlamak için fazla çabaya gerek yok. Trump kendisi zaten “İran’da demokrasi umurumda değil” diyerek bunu kanıtlıyor.
İran Devrimi’nin açık ve ilan edilmiş bir programı olmasa da, onun temel taleplerini kitle eyleminin dinamiğinden süzebiliyoruz. Demokratik Cumhuriyet, kadının hak ettiği eşitliği, velayet-i fakih (molla hâkimiyeti) rejiminin son bulması ve laik bir yönetim talepleri, kitlelerin en geniş kesimlerini birleştiriyor. Trump’ın savaşı ise bu amaçlara tam zıt yönde bir politikanın askerileştirilmiş hâlidir. İran’ın başında kim olduğunun, halka nasıl zulmettiğinin bir önemi yoktur: Petrol ABD’nin olmalı ve İran İsrail’in müttefiki olmalı. Bu rolü oynadıktan sonra, İran’ın başında mollalar da kalabilir. Ya da ABD’ye askerlik yapmış Şah evladı da kukla bir yönetim için İran’ın başına geçirilebilir.
İran tarihinde özgürlük için verilen her savaşımın en önünde yer alan, Mahsa Amini isyanında da temel rol oynayan Tebriz’in Şah evladının çağrıcısı olduğu son gösterilerden uzak durması önemli bir göstergedir. Şahlık rejimi altında Azeriler en ağır zulmü gören halklar arasındaydı. Tebriz savaşacaksa, Demokratik Cumhuriyet için savaşır, Şahlık için değil.
Yine, kendi içinde birleşen İranlı Kürtlerin, ABD-İsrail saldırganlığının bir parçası olmayı reddetmesi de önemli bir değer göstergesidir. Özellikle Suriye’de Kürtlere yönelik uluslararası komplonun – bizzat Trump tarafından örgütlenen bir komplo – bunda etkili olduğu anlaşılmaktadır.
İran Devrimi, can düşmanı olan mollalara saldırsa dahi ABD ve İsrail’le birlikte hareket etmiyor. O kendi sırasını bekliyor.