Salgında, kimi örneklerde barbarlığa varan durumları işaret ederek bir kez daha kapitalizmin berbat bir sistem olduğu hakkındaki fikirlerimizi yineledik. Çok sayıda politik yorumcu ağır eleştiriler yaptı, saptamalarda bulundu. Bunlar elbette önemli. Daha fazlası da yapılmalıdır. Kavrayışımızı yükseltir, aklımıza açar, doğru sözü, sesi bulmamıza yardım ederler.

Bununla birlikte, daha önemli bir meselemiz olduğunu da hatırlatmak isterim. O da küresel ölçüde yankılanan salgın fırtınasının milyarlarca insanın aklında neleri depreştirdiği, ne tür kanaatler, tepkiler, onaylar oluşturduğunu anlamaktır. İncitici ve kötü hissettirici bile olsa bizim heyecanlarımızı, arzularımızı hiç mi hiç dert etmeden, öyle aldırışsız ve başka her şeyi ezerek ilerleyen tarihin, bu evresinde, yarın, öbür gün, bir sonraki gün neler olabileceğini sezmeye çalışanlar için bu küresel med-ceziri gerçekçi şekilde anlamak önemli. Çabalarımıza isabetle ayar verebilir, beklentilerimizi doğru kurar, hiç olmazsa hayal kırıklıkları ile savrulmaz, emeklerimizin boşa gitmesine yanmayız.

Kökünü, fikrini, olgunluğunu günümüz yüzleşmelerinden, deneyimlerinden alan karşıtlıkların, hayıfların, adaletsizliklerin peşine düşen, yeni amaçlar etrafında toplaşan, dernekler, birlikler kuranlar olacaktır. Dünyanın birçok ülkesinde bu tip kuruluşlar, organizasyonlar göreceğiz. Bunlardan, amaçlarını karşılayabilecek örgütlülükler yaratanlar ayakta kalabilecektir. Daha fazlası… Hiç olmazsa daha ileri mücadele birlikleri mümkün müdür? Şimdi ne imkan dahilindedir? Ne olabilirdir?

İşte bu sorunun peşinde koşanlar için önemli; toplumsal dinamiklerin şimdi nasıl işlemekte olduğu… 

Çeşitli şekillerde tepkiye dönüşme potansiyeli taşıyan yeni fikri olgunlaşmaların ne ve nerede olduğu, ne güçte motive, kaç bar tazyikte oldukları, tekil mi yoksa akıma dönüşmekte mi oldukları… 

Ve bunu anlamak da mümkündür.

Dünya muazzam bir sosyal deney laboratuvarına dönüştü. Birçok karakterde yaygın eylemler var. Sistemi savunan, anti kapitalist özellikler taşıyan, önlem yetersizliğini protesto eden… Aynı değiller. Marsilya’da, bir McDonald’s şubesine el koyarak evde kaldıkları için çalışamayan yoksullara gıda dağıtımı yapan Yoksul Mahalleleri Sendikası ile şubenin eski çalışanlarının eylemiyle… 

Polis saldırısından sonra yaptığı açıklamada, "Gelip bu evleri işgal etmemizin suç olduğunu söylüyorlar ama bu suç değil, adalet!" diyen Evsizler Hareketi’yle… 

ABD Başkanının salgın yönetimini protesto için Washington'da Trump'ın otelinin önüne ceset torbaları bırakanlarla…

Michigan Eyalet Meclisi’ni basarak ekonominin açılmasını, yasakların kaldırılmasını isteyen silahlı Turmpçı Evangelist kovboyların eylemi aynı değil. 

Protestolar yapılan Fransa’da yakınlarını kaybedenlerin yaygın biçimde kamu davası açtıkları haberleri var.

Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin yerel haberleri toplayan Payday Report’tan aktardığına göre sadece ABD’de mart ayının başından beri en az 140 fiili grev meydana geldi. 

İrili ufaklı, farklı amaçlarla yapılmış binlerce protesto izledik. Bunların, bir çetele çıkarmanın ötesinde akım özelliği taşıyıp taşımadıklarının, çalışan bir hareketlilik olup olmadıklarının anlaşılması, sosyal, siyasal çözümlemeleri bana önemli geliyor. Muhakkak ki buna kurumsal ve akademik çabalarla karşılık verilmesi gerekir. Sadece bunun bilgisine sahip olanlar, yarın neler olabileceğini doğru kestirebilecekler, bugünden doğru kurumsal cevaplar verebileceklerdir. 

Benim, başından beri görüşüm şuydu: Pandemi bu kez kapitalizmi salgın hastanelerinde tartışmaya açıyor. Hakkındaki en ağır sözlere bile cevap verme cesareti kırılmış görünüyor. Kimse savunamıyor. Patronlar suskun, danışmanlar, gurular ortalıkta anti kapitalist takılıyor. Perde açılıyor ve gittikçe vicdansız, gayri insani, vahşi bir siluet netleşiyor. 

Huzurevlerinde yaşlı yakınlarını yatağında, tekerlekli sandalyelerde ölü bulan İspanyolların, İngilizlerin, sokaklardan ceset toplayan Ekvatorluların, solunum cihazı yetmediği için bazı hastalarını ölüme terk etme kararı vermek zorunda kalan doktorların, birçok ülkede, yakınlarını, pozitif tanıya karşın sağlık sistemi yetersizliği gerekçesiyle gönderildikleri evlerinde kaybeden on binlerce, belki yüzbinlerce kişinin, ABD’de beyaz hastalara öncelik veren ırkçı ayrımla yüzleşenlerin (ABD’de ölenlerin yüzde 60’ı siyah ABD’liler!) adalet, eşitlik, kamu sorumluluğu, ırkçılık hakkındaki eski fikirlerini koruyacaklarını, inkarcı teranelere prim vereceklerini düşünmek zor. Bu yıkıcı deneyim, kaybedilmiş yüzbinlerce insanın yası, neden dernek, birlik, eylem ve girişim olgunlukları olarak dönmesin?

Bir açıdan döndü bile! Haber şu:

“Bernie Sanders ve Yanis Varufakis öncülüğünde 'İlerici Enternasyonal' kuruluyor. 'Dünyanın ilerici güçlerini birleştirme, örgütleme ve harekete geçirme' misyonuyla yola çıkan İlerici Enternasyonal, eylülde İzlanda'da toplanacak. 31 ülkeden 50’yi aşkın danışman arasında Türkiye’den Ertuğrul Kürkçü ve Ece Temelkuran da var.” (Gazeteler)

İlk önemli sonuç budur!

“Hiç bir şey değişmeyecek” diyen umutsuz fikirler için üzgünüm. Salgınla birlikte yükselen anti kapitalist dalga, yaşlı dünyamızın kıyılarına bir enternasyonal girişimi bırakıyor. 

O henüz bir girişimdir ama… Şimdiden, çok kimse, danışmanlarına, öncülerine bakarak bu hareketin gerçekte ne kadar ilerici olduğu, olabileceği hakkında konuşabilir, kendi durduğu yerden ileri düştüğünü tasdik edebilir veya geri bulabilir. Anons edilen amaçlarının yetersizliği ileri sürülebilir. Kuşkular dile getirilebilir. “Kapitalist çarpıtma komplosu” oldu iddiasına kadar yolu var. Bunlar tartışılabilir ama ortaya çıkışının zamanla, salgınla, salgınla ortaya çıkan yeni konjonktürle ilgisi herhalde tartışma götürmez. Bu girişimi, salgının yarattığı dinamikler açıklıyor. Hiçbir akıllı girişim ölü bir konjonktüre yaslanarak erken bir fiyaskoyu göze almak istemez ayrıca. İlerici Enternasyonal’in gerçek bir mücadele odağı yaratıp yaratamayacağından bağımsız olarak, buna dikkat çekmek istiyorum; bu girişim bir fikir, bir girişim olmadan önce hayattı. Salgında yaşadığımız vahşete karşı çeşitli ülkelerde politik de olmayan yurttaşların anlık, somut, bulanık ve dağınık tepkileriydi.

Gerisini bekleyip göreceğiz. Ama beklemeyelim de… Hangi makam, kimi “salt eleştirici” lüksüyle taltif etmiş olabilir ki o kişi, kotarılan işlerin, bir noktaya getirildikten sonra değerlendirmesine sunulması beklesin… 

***

Son bir şey… Günümüz dünyasında anti kapitalist mücadelenin bir temeli de budur… Bu, eskisi gibi komünist partilerin enternasyonali değil diye burun kıvırmaya gerek yok. Proktetus yataklarını yakıp, her vicdanlı, adaletli, ileri girişimi desteklemek gerekir.