104 emekli generalin açıklaması “darbe kokulu” propaganda için iktidara yeni bir fırsat gibi görüldü ama bu kez pek tutmadı. Yeni bilgiler, isimler ortaya çıktıkça, sayısız soru işareti ile soruşturma üzerindeki şaibe de koyulaşıyor. Ergenekon, Balyoz süreçlerinin kötü bir kopyası gibi.

Yavaş yavaş netleşiyor ki, başka hedefler için uygun görülmüş çok işlevli bir kaldıraç olarak kullanılacak.

Bir kere açıklamaya imza atanların büyük kısmı siyasi yelpazenin ulusalcı/milliyetçi kısmında yer alsa da sosyal demokrat; diğerlerinden farklı olarak Türkiye’nin IŞİD’le ve cihatçılarla ilişkilerine, Suriye politikasına karşı çıkan isimler de var imzalayanlar arasında.

Farklı isimleri, diplomatlar, milletvekilleri gibi farklı grupları Montrö’ye sahip çıkmaya, benzer tepkiler vermeye iten nedenin bildiğimizden fazlası olduğu anlaşılıyor.Bir istihbarat devletine dönüşmüş ülkede her muhalifin ve özellikle söz konusu grupların mercek altında olmadığı düşünülemez. Dolayısıyla açıklama son halini almadan, ‘darbe’ iması yüklenebilecek ifadelerin sonradan eklenmesi, öngördükleri zaman diliminden önce yayınlanması şaşırtıcı değil. Açıklamanın ilk olarak Perinçek’in uzantısı bir "kanalda" yayınlanması da…

Çeşitli senaryolar yazılabilir. Nitekim kimileri Doğu Perinçek’in etki altına alamadığı isimleri bertaraf ederek, masada tek başına kalma isteğine dayandırırken, kimileri de önümüzdeki YAŞ’ta ulusalcı/milliyetçi/Avrasyacı askerlerin tasfiye edilmesine hazırlık yapıldığını söylüyor.

Ekonomik ve siyasal alandaki sıkışmışlığını ABD ve Avrupa’ya yakınlaşarak aşmaya çalışan Erdoğan’ın Avrasyacılardan kurtulmak istemesi anlaşılır. Ama yeni rotanın, ortağı MHP ile aralarında kriz nedeni olup olmayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ne de olsa Bahçeli, siyasi sürprizleriyle anılan biri.

Öne sürülen iddialar arasında ABD’nin Türkiye’yi, Halk Bank, Erdoğan’ın mal varlığı ve titizlikle gizlenen yeni dosyalarla, Montrö’yü işlevsiz kılarak Karadeniz’i açması konusunda pazarlığa zorladığı da var.

Buradan bakınca Devlet Bahçeli’nin muhalefete yönelik sözleri bir yana “Montrö kırmızı çizgimizdir” sözü daha anlamlı hale geliyor.

Erdoğan’ın Kanal İstanbul çılgınlığını dillendirdiği günden beri Montrö hatta Lozan’ı peşine eklemesi kuşkusuz öylesine savrulmuş laflar değildi.

Erdoğan dün yine “gavur” ve “kılıç” retoriğine sarılarak şu lafları etti:

 “ Türkiye Cumhuriyeti Devleti kimliğine sahip olduğu halde gavurun kılıcını sallayarak üzerimize gelenleri gördükçe de üzülüyoruz. Proje ürünü olduğu açıkça belli olan şahsiyetlerin konuların, kampanyaların bizim ve ülkemizin dikkatini asıl hedeflerimizden uzaklaştırmak gayesiyle ortaya sürüldüğünün farkındayız.”

Bunca yılda öğrendik ki Erdoğan ne zaman bu dile sarılsa “dış güçlere” karanfil, içeriye de “kılıç” uzatır.

Zaten hemen ardından sözü CHP’ye getirdi ve “CHP yeni bir misyon oluşturdu. Türkiye karşıtı her senaryonun içerisinde yer alarak, yalan, yanlış ve iftira ürünü iddiaları sürekli tekrarlamak suretiyle kendisine yeni bir misyon oluşturmaktadır” dedi.

Erdoğan’ın epeydir hedefe koyduğu CHP ile ilgili vahim adımlar atma olasılığı güçleniyor. Sözün ötesinde çok emare ortaya çıkmaya başladı.

Yandaş gazetelere göz atarsanız birinci sayfalarında, manşetlerinde artık amiraller değil CHP var. Daha dikkat çekici olanı, A Haber’in yayınlamaya başladığı CHP belgeseli.

HDP operasyonları başladığında gerçek dışı doldurmalarla PKK-HDP bağlantısını anlattıkları belgeselin yerini şimdi “darbeci”, “Milli Şef”ci CHP’nin almasının taşıdığı anlamın herhalde onlar da farkındadır.

“CHP’ye müstahaktır” diyenler olduğunu duyabiliyorum. İktidarın Akdeniz, Suriye Ve Libya gibi yayılmacı politikalarını destekleyen, cihatçıların yalnız o ülkelerin değil Türkiye’nin de başına bela olduğunu görmemezlikten gelen askerlere de müstahak diyen olabilir.

Ne de olsa AKP’nin iktidar karşılığında “ne istediyse verdiği” bir cemaatin karıştığı 15 Temmuz kalkışmasından Allah’a havale edip sıyırmasına göz yummuş, Yenikapı’da kendini aklama şovuna destek vermiş bir muhalif kesimden söz ediyoruz.

İktidara geldiği günden bu yana sırasıyla dava arkadaşlarını, ölüleri bile mezardan kaldıran ‘Hocasını’, liberalleri, Kürtleri, önce Avrasyacıları sonra NATO’cuları, sonra yine Avrasyacıları trenden indirerek yola devam etmiş bir siyaset figürünü deşifre edememeleri de hayret verici gerçekten.

Yeni bir ittifak aramadıkları da ortada. AKP’lileştirdiği devlet mekanizmaları, cihatçı-İslamcı tarikatları, SADAT ile oluşturduğu alternatif ordusu sayesinde yeni ittifak araması bir yana yeni seçmen katmaya bile ihtiyaç duymayan bir iktidar var yönetimde.

Nitekim emekli amirallerin bildirisine tepki veren resmi kurumların adeta emir-komuta zinciri içinde yaptıkları kopya açıklamalar, iktidarın en yüksek hukuk kurumları dahil bütün devlet gücünü elinde tuttuğunun ilanıydı.

 Aynı zamanda elindeki güçlerle iç siyaseti istediği gibi dizayn edeceğini de böylece dosta düşmana duyurdu.

Artık gerisini muhalefet düşünsün.