Ankara, Orta Asya’ya aktif yayılma politikasını sınırlandırmış gibi gözüküyor. Bazı kaynaklar bunun nedeninin Rusya’nın, Türkiye’nin bazı politik inisiyatiflerini bloke etme tehdidi olduğunu söylüyorlar.

Türkiye, Orta Asya’da "yumuşak güç" kullanmaktadır ve SSCB’nin çözülüşünden itibaren bu bölgeye yoğun müdahale ediyor. Türkiye; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi Orta Asya ülkelerinin bağımsızlığını kabul eden ilk ülkelerdendir.

‘TÜRKİYE FIRSATI GÖRDÜ’

Ankara, SSCB çözülüşünün Türki milletlerin yaşadığı bu bölgeye Türkiye’nin yayılması için çok iyi bir fırsat olduğunu çok çabuk kavradı. Ve buraya "yumuşak güçle" müdahale etti.

Bunun için önce TİKA gibi kültür-eğitim örgütünü kurdu. TİKA’nın resmi sitesindeki hedeflerinin arasında, “Türki Cumhuriyetlerinin yapısının, kimliğinin ve altyapısının oluşturulması ile Türki halkların ortak canlanması, kültür ve sanatının geliştirilmesi” gibi maddeler söz konusu. Aynı zamanda bunun gibi çalışmaları TÜRKSOY ve Yunus Emre Enstitüsü de yürütmekte. Türkiye, o zamanlardan başlayarak kendisi için gerekli olan ilişkileri geliştirmeye başladı. Orta Asya Cumhuriyetlerinde okullar, çocuk bahçeleri, mescitler, kültür merkezleri ve huzur evleri inşa etti.

DİNİ ÖRGÜTLER KURULDU

Türkiye, bu cumhuriyetlerde ayrıca dini örgütler kurmaya başladı ve bunların çoğu insani yardım adı altında yapıldı. Bir de öğrencilere burs verdi ve öğrencileri Türkiye’de okutmaya başladı. Açık açık Türk milliyetçiliğinin propagandasını yaydı ve İslamiyet’in değerlerini yayma ve birleştirme adı altında her yere girdi. Ama zamanla bu çalışmaların hızını azalttı, çünkü Rusya, cumhuriyetlerinde bu tür çalışmalara karşı rahatsızlığını ifade etti; çünkü Rusya, bu yerlerin kendisinin yetki alanı olduğu iddiasında.

Tabi ki Türkiye, Orta Asya’daki bu aktivitesini azalttı. Çünkü Rusya’yla karşı karşıya gelmeyi göze almıyordu. NATO’nun yardımını garanti etmeden bunu yapmak istemiyordu. 2013’te, Çinin “Bir Kuşak Bir Yol” inisiyatifinin üyesi oldu ki bu Çin’in; Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Avrupa’ya ulaşma projesidir. Türkiye dışında bu projeye Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan, Ukrayna, Polonya ve Romanya dahil oldu. Bu proje çerçevesinde Bakü-Tiflis-Kars demiryolu inşa edildi.

UKRAYNA İLE İLİŞKİLER

Türkiye’nin, Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışmada oynadığı rol de çok tehlikeli. Halbuki SSCB’nin çözülüşünden sonra Türkiye bu ülkeyle ilişkilerini geliştirmeye başlamıştı. Ama 2014’te Kırım’ın Rusya’ya dahil edilmesinden sonra Ankara ve Kiev arasındaki ilişkiler daha ileri bir seviyeye ulaştı. Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarları Rusya’nın “işgaline” karşı protesto eylemlerini yapmaya başladılar. Şimdi ise Türkiye ve Ukrayna, “Kırım Adası’nın geri alınması ve Kırımlıların haklarının korunması” için birlikte hareket ediyorlar. Erdoğan ‘Kırım Platformunu’ oluşturma konusunda Kiev’in inisiyatifini destekledi.

Türkiye eğer Orta Asya ve eski SSCB Cumhuriyetlerine yönelik bu politikalarını değiştirmezse, giderek Moskova için istenmeyen komşuya dönüşecek. Şimdiden başlayarak Rusya buna karşı tepkisini ifade etmeye başladı. Önümüzdeki zamanda bunun nasıl gelişeceğini göreceğiz.