Türkiye yoğun bir şekilde Orta Asya’da etkinliğini artırıyor. 2009 yılında Nahçıvan’da Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi kuruldu. Bu konseye Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan katılıyor. Türkmenistan ise henüz üye değil. Türk Konseyi’nin demografik ve ekonomik potansiyeli bakımından Avrasya Ekonomik Birliği’nden daha büyük olduğu iddia ediliyor.

Türkiye’nin Orta Asya ülkeleriyle işbirliği giderek daha da yoğunlaşıyor. Özbekistan ve Türkiye arasındaki ticari ve ekonomik işbirliği giderek daha da büyümekte. 2018 yılına göre % 22,7 artış yaparak 2019 yılında 2,5 milyara ulaştı. Özbekistan ve Türkiye önümüzdeki kısa vade içinde ticaret hacmini yılık 2,5 milyar dolardan 5 milyar dolara çıkarmayı planladıklarını açıkladı. Bunu Özbekistan ve Rusya arasındaki ticaret boyutuyla kıyaslarsak 2019 yılında yüzde 17 artarak 6,6 milyar oldu. Yani Türkiye, hızla Rusya’nın Özbekistan’la olan ticaret boyutuna yaklaşıyor.

Kazakistan’ın Türki-ülkelerle olan ticaretinin en büyük payı Türkiye’ye düşüyor ve 2019 yılında bu 3,13 milyardı. Kazakistan Türkiye’ye genel olarak buğday, bakır, gaz, petrol, alüminyum ve çinko ihraç ediyor ve Türkiye’den elektronik aletler, araba, tekstil, mobilya ve benzeri başka ürünler ithalat ediyor. Kazakistan’da en az 2 binden fazla Türkiye menşeli şirket çalışmaktadır.

Türkiye ve Türkmenistan arasındaki ticaret hacmi, 2018 yılında 216,314 milyon dolar iken 2019 yılında 944,477 milyon dolara kadar artmış ve bu artış devam etmektedir.

Eğer kıyaslamak gerekirse 2019 yılında Rusya ve Türkmenistan arasındaki ticaret hacmi1,5 milyardı ve bunun 695 milyonunu gaz alımı teşkil ediyordu. Yani Türkiye her yıl daha da artırıyor ticaret hacmini ve bu gidişle Rusya’nın Orta Asya ülkeleriyle olan ticaret hacmini de aşacak. Bunun yanında Türkiye ayrıca Orta Asya ülkelerine karşı yumuşak güç kullanarak onları kendi denetimine alıyor. Bununla beraber Türkiye Moldovya’yla da ilişkilerini geliştiriyor, özelikle de Gagavuz bölgesiyle.

Son yıllarda Türkiye Ukrayna’yla da sık ilişkiler içinde ve bunu yaparken de Rusya’yla olan işbirliğinin bozulmamasına özellikle dikkat ediyor.

Tüm bu ilişkiler dışında Türkiye’yi Gürcistan’da, en büyük yatırımcı olarak görmekte mümkün. Gürcistan yönetimi, Türkiyeli yatırımcılar için büyük kolaylıklar sağlamak için her türlü koşuları hazırlıyorlar.

Azerbaycan’ın büyük kısmını yutmuş bulunan Türkiye ‘Bir Milet iki devlet’ ilkesi çerçevesinde istediğini elde ediyor Azerbaycan’da.

Tabi ki sorunlu ilişkilerin yaşandığı ülkeler de var. Mesela Katar ,Türkiye ve İran’la olan işbirliğinden çıkmak istiyor. Bu durum, Erdoğan’ın büyük bir finansal destekten kesilmesi olur. Bunun sayesinde lirayı dengede tutan ilişkiler, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin düşüşünü de engelliyordu.

Afganistan’da ise söz sahibi olmak isteyen Türkiye, kendi statüsünü güçlendireceğini düşünüyor fakat bu bir jeopolitik tuzaktır. Taliban yumuşak bir dil kullansa da Türkiye’yi Kabule yaklaşmaması konusunda uyardı; kayıpsız  ve savaşsız bir şekilde çekilmesini istedi. Eğer Erdoğan, Taliban’la savaşı göze alırsa o zaman sonu çok daha kötü olur. Erdoğan, Taliban karşısında yenilgiye uğramakla kalmayıp Amerika, Fransa, Almanya ve İngiltere’ye karşı da kaybetmiş olur. Böylesi bir hatayla Erdoğan’ı kendi taraftarları bile af etmezler. Şayet buna bir de Suriye’deki yeni çatışmalar ve Kafkas’larda gerilimlerin artması da eklenirse durum vahim olur. Dolayısıyla tüm bunlar Erdoğan’ın Yeni Osmanlıcılık ve Pan Türkçülük hayallerinin sonu olur.

Erdoğan’ın sona yaklaştığını sanırım herkes farkında ama böyle devam ederse onu Taliban gömecek. Allah kulunu cezalandırmak istediği zaman, onu aklından yoksun kılıyor. Önümüzdeki dönemde bu gelişmelerin hangi yönde seyir edeceğini izleyip göreceğiz.