Savaşın olup olmayacağına karar veren o birkaç kişi Moskova’da farklı alternatif gerçeklikte yaşamaktalar. Bu savaşta neyi öngördükleri ise sır.

Aklı başında olan uzmanlar savaşın olma ihtimalinin çok az olduğunu söylüyorlar ama onlar yanılıyorlar çünkü fazla aklı salim düşünüyorlar. Aslında Rusya elitlerinin gerçekte varolan çıkarlarından yola çıkarak bunu söylüyorlar. Gerçekçi yaklaşmak gerekirse tabiki böylesi bir savaşın faydasından daha çok zararı olacaktır.

Ancak Kırım’da yaşanan zaferin burada tekrarlanması hiçte olası değil. Yaptırımların boyutu ve yaşanacak kayıplar çok yüksek olacaktır. Askeri açıdan bile sonucun ne olacağı belli değil. Çok güçlü olmasa da hazır olan bir düşmanla karşılaşma ihtimalleri yüksek. Donbass bölgesini ele geçirseler ve Kırım’a kara yolunu açsalar da bu bir şey değiştirmez. Zaten bunu hiç kimse kabul etmez ve bu sürekli  bir yük haline gelecektir.

Şayet bir savaş planlanmıyorsa, o zaman hangi amaçla bu kadar propaganda yapılıyor ve bu kadar ordu Ukrayna sınırına neden yığılıyor? Büyük ihtimalle, bu sadece göz dağı vermek ve Ukrayna’ya kayıp ettiği toprakların acısını hatırlatmak için. Avrupa’ya da akıl vermekten vazgeçmelerini sağlamak… ABD’ye ise ‘Kuzey Akımı-2’yi rahat bırakmalarını belirtmek.

Uzmanların çoğu ise savaşı başlatma girişiminin Kiev tarafından Donbas’ta yapılabileceğini söyledi. Azerbaycan gibi, ki bu kadar çok zaman bekleyerek 30 yıl aradan sonra darbe yaparak toprakların büyük kısmını geri almış oldu. Ama bu da yanılgılıdır çünkü Aliyev’in arkasında Erdoğan vardı ve her ikisi de bu arada Moskova’nın bu işe karışmayacağını düşünme gerekçelerine sahiptiler. Zelenski ise Moskova’nın karışacağını kesin olarak biliyor ve onun bir Erdoğan’ı yok. Batılı yöneticiler ise hiçte Kiev’e yardım yapacak güçte değiller. Erdoğan’a benzemezler ve Putin onlardan hiç çekinmiyor. Zelenski’nin barış yanlısı izlenimi veren yurtsever bir devlet yöneticisi pozisyonundan, kendi ülkesini ve kendi hayatını tehlikeye atan hayalperest bir savaşçıya dönüşmüş olması inanılır gibi değil.

İster Moskova’dan ister Kiev’den bakalım, gerçek sadece söylemde olmayan savaş için her iki tarafın da çıkarına değil. Gerçek çıkarları savunanlar ve savaşın olup olmamasına karar veren merciler tamamen farklıdırlar. Bunlar sadece üç beş insandır; yani Vladimir Putin ve onun birkaç ortakları. O insanların ne dediğine kulak vermemiz lazım. Sürekli Ukrayna konusunda konuşan Dimitri Peskov veya Sergei Lavrov’un dediklerini dikkate almamak lazım. Peskov, konuyu netleştirmek için değil tam tersine daha da anlaşılmaz kılmak için konuşuyor. Lavrov ise sadece görevi itibariyle önemlidir, gerçekte ise öyle değil.

Putin şu anda sessizliğini koruyor. Ama yakın çevresinden olan iki kişi görüşlerini belirtiler. Bunlardan biri Dmitri Kozak, Kremlin yönetiminin içerisinde DHC (Donetsk Halk Cumhuriyetinden) ve LHC (Lugansk Halk Cumhuriyetinden) sorumlu olan kişi; O’nun görüşü gerçeğe daha yakın gibi gözüküyor. Diğeri ise MGK sekreteri Nikolay Patruşev, nerdeyse herkes tarafından ülkedeki en güçlü ikinci şahıs olarak kabul edilen. Patruşev aslında barışçıldır. Ukrayna’yla savaş konusunda ‘Bizim öyle bir planımız yok’ ve ABD’yle savaş konusunda ‘Biz yine de Washington’da aklıselim ligin baş göstereceğini ve sağlam Rusya - ABD diyaloğunun başlayacağına inanıyoruz’ demişti. Ama onun söylediklerine ayrıntılı bir biçimde baktığımızda her iki ülkenin de buna hazır olmadığını farkedebiliriz.

Her zaman birbiriyle zıt olan ve birbirine düşmanca yaklaşanlar arasında uzlaşma değil, sadece savaş mümkündür.

Putin, Patruşev ve çevreleri alternatif bir dünyada yaşamıyorlar, sadece yaşıyorlarmış gibi yapıyorlar. Aslında her şeyi gayet iyi görüyor ve anlıyor olmalılar. Belki de savaş böyle başlayan bir şeydir; çok uzun süre bir oyun oynandı mı, sonra geri dönüşü zor olan. Neyi görüyorlar neyi görmüyorlar bu bir sır. Gerçek çıkarlara rağmen savaşı başlatabilirler mi? Tabi ki isterlerse başlatabilirler. Zamanla durumun nasıl gelişeceğini göreceğiz.