Türkiye’de koronavirüsün hızla yayılması üzerine tıka basa dolu cezaevlerindeki 300 bin kadar tutsağın da ciddi yaşam tehlikesi altında olduğu gerçeği af konusunu yeniden gündeme getirdi.

Salgının sıçramasıyla cezaevlerinde büyük bir felaketin yaşanması ihtimali üzerine, özellikle hasta ve yaşlı tutukluların tahliyesine dönük düzenleme talepleri yoğunlaştı.

İktidar da bu uyarılar ve talepler üzerine ceza infaz sisteminde değişikliğe gidilmesi için geçen yıl MHP’nin talebiyle gündeme gelen, ancak sonra rafa kaldırılan öneriyi devreye sokmaya karar verdi.

Böylece hem kamuoyundaki bu talepler hem de MHP’nin bir süredir ısrarla istediği ama Erdoğan’ın karşı çıkması üzerine gerçekleştirilemeyen kısmi af beklentileri karşılanmış olacak.

Ayrıca da kapasitelerinin çok üzerinde, 300 bin civarında tutuklu ve hükümlünün insanlık dışı koşullarda tıkıldığı cezaevleri rahatlatılarak yeni tutuklananlara ve mahkûmlara yer açılacak.

‘İnfaz düzenlemesi’ adı verilen ama aslında sınırlı bir affı içeren bu düzenlemede TMY (Terörle Mücadele Yasası) kapsamına giren ve genel olarak ‘Siyasi suçlar’ olarak nitelendirilen suçlar kapsam dışında kalıyor.

İktidar, 7 Haziran 2015 seçimi öncesinde yasada yaptığı terör ile şiddet bağlantısını koparan değişikle ifade ve örgütlenme özgürlüklerini kullanan kişilerin terörist olarak nitelendirilip ağırlaştırılmış cezalarla mahkûm edilmelerinin yolunu açmıştı.

Şiddet içermeyen her eylem, hatta yazı, söz ve diğer ifade şekilleri de terör suçu kapsamına sokulduğu için gazetecilerin, yazarların, bilim insanlarının, siyasilerin vb. yaptıkları çalışmalar ve iktidarın hoşuna gitmeyen her çeşit eleştiri terör ya da teröre destek suçu sayılıyor.

TİHV (Türkiye İnsan Hakları Vakfı) Başkanı Prof. Şebnem Korur Fincancı, “Türkiye’de terör deyince düşünen, tartışan, eleştiren insan kastediliyor ne yazık… Eleştirdiği için, muhalif duruşu için, hakikati paylaştığı için terörist olarak tanımlanıyor insanlar.” diyor.

İKTİDAR CHP VE DİĞER MUHALEFİN DESTEĞİNİ İSTİYOR

Bu kapsama giren en az 50-60 bin kişi bu uygulamadan yararlanamayacak.

Değerli hukukçu Ümit Kardaş da Artı Gerçek’teki son yazısında meselenin infaz boyutuna da değinerek şunları söylüyor:

“Terör suçlusu sayılanlara yönelik ayrımcılık yapılarak farklı uygulanan infaz rejimi de kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olup, adil yargılanma hakkının da bir ihlalidir. Adi suç işleyenlerin koşullu salıvermeden yararlanmaları için verilen cezanın 2/3’ünü cezaevinde iyi halle geçirmeleri yeterliyken, terör suçlusu sayılanlar için bu oran 3/4’tür. Yine adi suç işleyenler koşullu salıverme tarihinden 2 yıl önce denetimli serbestlikten yararlanırken, terör suçlusu sayılanlar için bu süre 1 yıldır. Ortada bu derece vahim bir ayrımcılık varken yeni çıkarılacak kanunla terör suçlusu sayılanların kapsam dışı bırakılması hukuken ve vicdanen kabul edilemez.”

Kabul edilemez ama Saray yönetimi bu kısmı affı ya da ‘infaz düzenlemesi’ni bu sefer tek başına değil, Meclis’teki muhalefet partilerinin de desteği ile gerçekleştirmek istiyor.

Böylece bir taşla birkaç kuşu birden vurmanın hesaplarını yapıyor.

Bir yandan, kamuoyunda korona salgınının getirdiği hassasiyetlerle yükselen af taleplerini kısmen de olsa karşılayarak, daha genel kapsamlı bir af beklentisinin önünü kesmiş olacak.

Bir yandan, MHP’nin talep ettiği uyuşturucu suçlarının kapsam içine alınmasıyla ortağının taleplerini yerine getirecek.

Öte yandan da cezaevleri kısmen boşaltılarak bir sosyal facia haline gelen cezaevleri meselesi bir süre gözlerden uzak tutulacak.

Ayrıca da siyasi tutuklu ve hükümlüleri uygulama dışında bırakarak bu tutsakların bir süre daha zindanda kalması sağlanacak.

Ve iktidar bir anlamda emrindeki yargı organının verdiği haksız hukuksuz kararları böylece Meclis’te muhalefete onaylatmış olacak.

İktidar, muhalefet partilerinin tabanlarından gelen af taleplerini yerine getirebilmek adına bu paketi nasılsa kabul edeceğini hesap ediyor olmalı.

Bir anlamda, özellikle CHP’ye, “Eğer cezaevlerinin kısmen boşalmasını, kendi tabanından gelen taleplerin yerine gelmesini istiyorsan bizim getirdiğimiz paketi destekle. Bırak teröristler kapsam dışında kalsın” demek istiyor.

Şimdi gözler CHP’de. Ana muhalefet partisinin bu sefer ne yapacağı, nasıl davranacağı merak ediliyor.

Daha önce benzerlerini gördüğümüz devletçi tavrı mı benimseyecek?

Dokunulmazlıkların kaldırılmasında ya da sınır ötesi harekât tezkerelerinde olduğu gibi, içlerine sinmediği halde gidip, siyasi suçların kapsam dışı bırakıldığı iktidarın infaz düzenlemesini mi destekleyecek?

Yoksa böylesine bir adaletsizliğe ve ayrımcılığa karşı çıkıp, muhalif siyasilerden, gazetecilerden, ifade ve düşünce özgürlüğü ihlal edilerek tutsak edilenlerden yana mı tavır alacak?

CHP İKTİDARIN PAKETİ KARŞISINDA NE YAPACAK?

Son günlerde CHP cenahından gelen sesler pek umut verici değil.

İktidarın paketinde siyasi tutsakların yer almayacağı belli olduktan sonra bir iki bireysel çıkışın ötesinde CHP yönetiminin kararlı bir açıklamasını duymadık.

Belki AKP’nin partilerini ziyaret etmesi bekleniyordu. Belki de AKP’yi bazı konularda ikna edebileceklerini düşündükleri için susmuşlardı. Bilmiyoruz.

Şimdi ziyaret ve görüşme gerçekleşti. Artık tavırlarını açıkça beyan etme zamanıdır.

CHP böylesine önemli bir konuda, “Ne yapalım, sayıları tek başlarına bu paketi çıkartmaya yetiyor. Biz destek vermesek de geçirebilirler. O nedenle destekledik” mazeretine sığınamaz.

Bunu yaparsa TMY’nin neden olduğu bugünkü vahim görüntünün destekçisi sayılacaktır.

İktidarın ‘terör suçlusu’ olarak ilan ettiği gazetecilerin, bilim insanlarının, muhalif siyasilerin, sanat ve kültür insanlarının hukuksuz, kanunsuz bir şekilde zindana atılmalarına onay vermiş olacaktır.

Diğer muhalefet partileri bir yana, CHP bana kalırsa bu sefer bir dönüm noktasında.

CHP’yi yönetenler verecekleri kararla ya bu gayri ahlaki ayrımcılığa karşı tavır koyup, demokratik kamuoyu ile bağlarını güçlendirecek.

Ya da iktidara bir kez daha destek çıkıp onun uygulamalarına meşruiyet kazandıracak.

Böyle bir durumda sonucun ne olacağını söylememe gerek yok.

Onu CHP’nin seçmenleri takdir edecektir muhakkak.