DİSK Genel Başkanı: Enflasyon karşısında asgari ücrete yapılan artış tümüyle anlamını yitirdi

DİSK Genel Başkanı: Enflasyon karşısında asgari ücrete yapılan artış tümüyle anlamını yitirdi
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, enflasyon verileri karşısında asgari ücrete yapılan zammın tamamen anlamsızlaştığını söyleyerek Asgari Ücret Tespit Komisyonu'na çağrı yaptı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dün açıkladığı yıllık yüzde 61,14’lük enflasyon artışına ilişkin, "TÜİK’in resmi enflasyon rakamları karşısında bile asgari ücrete yapılan artış tümüyle anlamını yitirmiş durumda. Resmi gıda enflasyonun yüzde 71 olduğu bir yerde asgari ücrete yapılan yüzde 50’lik artışın hiçbir anlamı kalmadı" dedi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun derhal toplanarak asgari ücreti yeniden belirlemesi çağrısı yapan Çerkezoğlu, "Bütün ücretlere de asgari ücret artış oranı kadar artış yapılması ve en düşük emekli aylığının da en azından asgari ücret düzeyine yükseltilmesi gerekli" diye konuştu.

TÜİK’in dün açıkladığı verilere göre enflasyon mart ayında yüzde 5,46 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 61,14 ile son 20 yılın zirvesine çıktı. Akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) araştırmasına göre ise mart ayı enflasyonu yüzde 11,93, yıllık enflasyon da yüzde 142,63 olarak hesaplandı.

Enflasyon verilerini ANKA Haber Ajansı’na değerlendiren DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu; hayat pahalılığı karşısında yurttaşların, yaptıkları tüm harcamalarda gerçek enflasyonu yaşayarak gördüklerini vurguladı.

Asgari ücretin ve bütün ücretlerin güncellenmesinin zorunlu olduğunu belirten Çerkezoğlu, "Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun derhal toplanarak asgari ücreti güncellemesi ve bütün ücretlere de asgari ücret artış oranı kadar artış yapılması, en düşük emekli aylığının da en azından asgari ücret düzeyine yükseltilmesi gerektiğini ifade ediyoruz" dedi.

Çerkezoğlu, satır başlarıyla şunları söyledi:

'FATURALARDA, HARCAMALARDA, ALIŞVERİŞTE GERÇEK ENFLASYONU GÖRÜYORUZ' 

Verilerden önce enflasyonla, pahalılıkla ilgili şunu söylemek gerekir: Bütün veriler bir tarafa, bu ülkede yaşayan, emeğiyle geçinen herkes, hepimiz her gün çarşıya, pazara, manava gittiğimizde; evimize elektrik, su, doğal gaz faturası geldiğinde gerçek enflasyonun, fiyat artışlarının ne kadar olduğunu yaşayarak görüyoruz. Açıklanan bu rakamların ötesinde herkesin çok somut bir biçimde kendi hayatında yaşadığı bir pahalılık, yoksullaşma ve bir enflasyon gerçeği var.

'TÜİK'İN AÇIKLADIĞI RAKAMLAR GERÇEKLERİ YANSITMAKTAN ÇOK UZAK' 

TÜİK’in açıkladığı rakamlar gerçekleri yansıtmaktan çok uzak. İşsizlik rakamları açısından, enflasyon açısından böyle… Bağımsız araştırmacıların yaptığı hesaplar da bizim açımızdan son derece önemli. DİSK’in araştırma dairesi DİSK-AR. Ortalama enflasyonun ötesinde özellikle Türkiye’de yaşayanların, çalışanların çoğunluğunu oluşturan dar gelirliler, emekliler, asgari ücretliler açısından yine TÜİK’in rakamları üzerinden hesaplama yaptığımızda daha çarpıcı verilere de ulaşıyoruz.

'RAKAMLAR, ÇOK CİDDİ YOKSULLAŞMA YAŞANDIĞINI GÖSTERİYOR' 

TÜİK, enflasyon rakamını yüzde 61 olarak açıkladı. Yine aynı TÜİK’in resmi gıda enflasyonu rakamı yüzde 71. TÜİK rakamları açısından bile rekor seviyeler. AKP ilk iktidar olduğunda 2002 yılında, yüzde 29’lar düzeyinde aldığı enflasyonu, bugün resmi verilerle bile iki katına taşımış durumda. Dar gelirlilerin harcama kalemleri içerisinde gıda öncelik ve çok büyük bir paya sahip. Çünkü öncelikle karnımızı doyurmaya çalışıyoruz. Bu şekilde hesapladığımızda en düşük gelirli yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 100’ün üzerinde, yüzde 103. Bu DİSK- AR’ın hesaplaması. Yine emeklilerin gıda enflasyonu yüzde 80’in üzerinde. Dolayısıyla Türkiye’de gerek TÜİK rakamları gerek resmi rakamlar, gerek bizim yaptığımız hesaplamalar, gerek bağımsız araştırmacıların yaptığı hesaplamalar ve gerekse de hepimizin her gün yaşadığı gerçeklik, Türkiye’nin artık çok yüksek enflasyonlu bir sürece girdiğini, hayat pahalılığının giderek daha fazla artacağını ve bunun karşısında gelirlerimiz artmadığı için, asgari ücret başta olmak üzere çok ciddi bir yoksullaşmayı yaşadığımızı gösteriyor. Bugün Türkiye’de ne yazık ki, hayat pahalı ama emek ucuz.

'MİLLİ GELİRDEN PAYINI ALAN BİR ASGARİ ÜCRET İÇİN MÜCADELE ETTİK' 

Bu dönemde asgari ücret, her zamankinden daha önemli demiştik. Özellikle 2022 yılı asgari ücreti belirlenirken DİSK olarak Asgari Ücret Tespit Komisyonu masasında değiliz ama Türkiye’de asgari ücret, ortalama bir ücret. Sadece bir masa başı pazarlığı olarak da görmüyoruz asgari ücretin belirlenmesi sürecini. O nedenle asgari ücretle ilgili taleplerimizin, rakam önerilerimizin bilimsel temelleri ve iş yerlerinde başlayan bir mücadeleyle bu sürece biz de müdahil oluyoruz. Özellikle ekonomik kriz ve ardından yaşanan pandemiyle birlikte tablonun ağırlaştığını ve 2022 yılı asgari ücretinin, işçilerin ailesiyle yaşayacak bir düzeyde belirlenmesi, enflasyon, dolar kuru karşısındaki kaybının giderilmesi, milli gelirden payını alan bir asgari ücret olması için mücadele ettik.

'ASGARİ ÜCRETE YAPILAN ARTIŞIN BİR ANLAMI KALMADI' 

Asgari ücret, 16 Aralık’ta belirlendi. Büyük bir artış oranıyla, 45 yılın asgari ücreti denilerek yüzde 51’lik bir artış yapıldı asgari ücrete. Biz o gün, asgari ücret açıklandığında söylemiştik DİSK olarak. Ne yazık ki bu doğrulandı. ‘Asgari ücrete yapılan artış, suya yazılan bir yazıdır’ demiştik. Daha zamlı asgari ücret elimize geçmeden yaşanan enflasyon karşısında yapılan artış, eridi gitti, 'uçtu gitti' deyim yerindeyse. Yüksek enflasyon ve TÜİK’in resmi enflasyon rakamları karşısında bile asgari ücrete yapılan artış tümüyle anlamını yitirmiş durumda. Resmi gıda enflasyonun yüzde 71 olduğu bir yerde asgari ücrete yapılan yüzde 50’lik artışın hiçbir anlamı kalmadı. Gerçekten olağanüstü bir pahalılık, somut olarak yaşıyoruz. Asgari ücret ve bütün ücretlerin güncellenmesi şart. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun derhal toplanarak asgari ücreti güncellemesi ve bütün ücretlere de asgari ücret artış oranı kadar artış yapılması ve en düşük emekli aylığının da en azından asgari ücret düzeyine yükseltilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.

'ASGARİ ÜCRET BUGÜN, HEMEN, DERHAL GÜNCELLENMELİDİR'

Şu an Türkiye’de asgari ücret 4 bin 253 lira. 2022 yılının sonuna kadar da bu asgari ücretin geçerli olması şeklinde bir politikası var iktidarın. Sadece açlık sınırı dediğimiz, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması için gerekli olan tutar 5 bin liraya dayandı. Yoksulluk sınırı 16 bin lirayı aştı Türkiye’de. Açlık sınırının altına daha yılın ikinci ayında gerileyen bir asgari ücret var. Asgari ücret bugün, hemen, derhal güncellenmelidir. Bunun için bir tarih kısıtımız da yoktur. Asgari ücretin mutlaka ama mutlaka, ülkenin içinden geçtiği ekonomik ve sosyal koşullar, işçilerin geçinebilme olanakları göz önüne alınarak değerlendirilmesi ve belirlenmesi gerekir. Asgari ücret düzenlemesinin hemen yapılması gerektiğini ifade ediyoruz.

AÇLIK SINIRININ ALTINDA BİR ASGARİ ÜCRET KABUL EDİLEMEZ: Her gün evinden işine gitmek üzere çıkan işçinin otobüse binebilmesi, evine ekmek alabilmesi, çocuğuna 2 lira değil, 3 lira harçlık verebilmesi için asgari ücretin bugün güncellenmesi lazımdır. Hiç kimsenin de keyfiyetine bırakılabilecek bir durum değildir. Açlık sınırının altındaki bir asgari ücret kabul edilemez. Hele bu asgari ücretin 2022 sonuna kadar geçerli olması asla kabul edilemez. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma Bakanlığı’nın çağrısıyla derhal toplanmalı ve asgari ücret güncellenmelidir. Ne kadar olmalı derseniz, bizim DİSK olarak temel ilkelerin ve kriterlerin altını çizdiğimizi hatırlatmak isterim. En azından bir evde iki kişi çalıştığı zaman, o eve yoksulluk sınırı kadar gelir girebilmelidir. Asgari ücret belirlenirken bu göz önüne alınmalıdır.

'2 BİN 500 LİRA EMEKLİ AYLIĞI, UTANILMASI GEREKEN BİR İTİRAFTIR' 

Türkiye’de emekli maaşları gerçekten içler acısı durumda. En son yapılan açıklamayla Cumhurbaşkanı, ‘En düşük emekli aylığını 2 bin 500 lira yapacağız’ diye çok övünerek açıkladı. Ülkeyi yöneten siyasi iktidar açısından övünülmesi değil, utanılması gereken bir itiraftır. Açlık sınırının 5 bin lira olduğu bir yerde, asgari ücretin bile yarısı düzeyinde bir ücretle emeklileri yaşamaya mahkûm etmek asla kabul edilemez. Emekliler bu ülkede yıllarca çalışmış, bu ülkeye değer üretmiş ve emeklilik hakkını kullanan insanlarımızdır. Her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de belli bir süre çalıştıktan sonra emekli olabilmek ve emekli olduktan sonra son nefesimize kadar da insanca yaşayabileceğimiz bir ücret ve sağlık hakkı başta olmak üzere sosyal haklara sahip olmak, hepimiz açısından bir yurttaşlık görevidir. Devletin de temel sorumluluğudur. En düşük emekli aylığının en azından asgari ücret düzeyine yükseltilmesi ve bütün emekli aylıklarının da bu şekilde düzenlenmesi, özellikle de emeklilikte yaşa takılanların (EYT) mağduriyetine son verilerek herkesin emeklilik hakkının teslim edilmesi gereklidir." (ANKA)

 

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar