Melih Bulu'nun danışmanlığına getirilen Oğuzhan Aygören, görevi kabul etmedi

Melih Bulu'nun danışmanlığına getirilen Oğuzhan Aygören, görevi kabul etmedi
Dr. Oğuzhan Aygören, sosyal medya hesabından Rektör Danışmanlığı görevini kabul edemeyeceğini duyurdu.

ARTI GERÇEK - Rektör danışmanlığı görevine DEVA Partisi Kurucular Kurulu üyesi Dr. Oğuzhan Aygören, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklama ile görevi kabul edemeyeceğini duyurdu. Aygören açıklamasında, "Ayrıştırıcı ve hedef gösterici mesajlar, bugün üniversite ve çevresinde polis baskısıyla gerçekleşen olaylar, öğrencilerimize güvenlik görevlilerinin müdahalesi kabul edilebilir değildir. Tüm bu sebeplerle, bu atamayı kabul etmemin mümkün olmadığını tüm kamuoyu ile paylaşmak isterim" ifadelerini kullandı.

Oğuzhan Aygören'in yapmış olduğu açıklama şöyle:

'GÜNDELİK SİYASET HERŞEYİ BOĞUYOR VE BOZUYOR'

Ayrıştırıcılığın değil kapsayıcılığın dilini benimseyen, ülke gündeminde hepimizi boğan polemiklerden ve kısır çatışmalardan uzak durmayı tercih eden biri olarak iletişim ve empati yolu ile herkesle anlaşabileceğimize ve birbirimizi seveceğimize gönülden inanıyorum. İnsanlar yaralı, herkes bir çıkış yolu arıyor. Herkes kendince haklı ama deve misali her yerde bir eğrilik var. Gündelik siyaset her şeyi boğuyor ve bozuyor. Asıl konuşmamız gereken konuların gözden kaçmasına neden oluyor ve insanların enerjilerini polemikler üzerinde harcamalarına sebep oluyor. Tam da bu sebeple Sn. Ali Babacan ile beraber Deva Partisi'ni kurduk ve diğer siyasi partilere alternatif olan değil siyasi sistemin kendisine alternatif olan polemikten ve popülizmden uzak, doğru olmanın ve haklı işler yapmanın verdiği güçle hareket eden bir oluşum başlattık.

'EN UYGUN SEÇİM/ATAMA MODELİNİ KANUNLAŞTIRMALIYIZ'

Kapsayıcı olmaya çalışmanın zor olduğunu da biliyorum. Hatta bir hocamızın deyimiyle sevilen kişi olmayacağınızı göze almanız gerekiyor. Ama yine de doğru olanı yapmanın verdiği iç huzuru ile yapılması gerekeni yapar, söylenmesi gerekeni söyler ve görülmesi gerekeni görürsünüz. Daha dün üniversitedeki hocalarımızla olan mesajlaşmalarımızda Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri olarak bizlerin nerede hata yaptık diye sorgulamamızı önermiş ve 2016'da yapılan rektör atama kanunu değişikliğine yönelik alternatif çözüm önerimizi bu atama öncesinde sunmuş olmamız gerektiğini belirtmiş ve geçmişe dair ödevimizi zamanında yapmadığımızı kabul ederek bundan sonraki hedefimizin sadece Boğaziçi Üniversitesi için değil Türkiye için en uygun rektörlük seçim/atama modelini ortaya koymak ve bunun kanunlaşması için elimizden geleni yapmak olması gerektiğini dile getirmiştim. Bunları söylerken bizlere düşen rolün kurumun sürekliliğini sağlamak adına Boğaziçi kültürünü anlamaya, yaşamaya ve anlatmaya devam etmek olduğunu belirtmiştim. Bunun için haklı itirazlarımızı dile getirirken aşırılıklardan kaçınmayı, birbirimizi ötekileştirmemeyi, birbirimizi anlamaya çalışmayı ve yaraları iyileştirmeyi önermiştim. Eminim kapsayıcılığın dili ve empati bakışı sayesinde dipsiz gündem girdabına kapılmadan iyi, güzel, doğru ve adil olanda buluşabiliriz diyerek mesajımı bitirmiştim.

'ATAMAYI KABUL ETMEM MÜMKÜN DEĞİL'

Bana girişimcilikten sorumlu rektör danışmanlığı önerisi geldiğinde birçok kişi ile görüştüm, istişare ettim ve nihayetinde rektöre önce Senato ve ÜYK üyeleri ile iletişim kurmasını ve sonrasında rektör yardımcılarını belirlemesini önerdim. Benim bir ünvana ihtiyacım olmadığını, zaten Girişimcilik Merkezi müdürü olarak okulda bu alanda çalışmalar yaptığımı ve Boğaziçi'nin girişimcilik alanında öncü rol üstlenmesi için her zaman olduğu gibi elimden geleni yapmaya devam edeceğimi ilettim. Bu kadar şeffaf ve samimi bir iletişimle diyalog kurmaya devam ederken bugün sürpriz bir şekilde rektör danışmanlığı görevine atandığımı öğrendim. Kendisinin de aynı şeffaflık ile hareket etmesini beklerdim. Boğaziçi, bu ülkenin en değerli beyinlerini yetiştirme sorumluluğu ile sıradanlaşmayı haketmeyen çok özel bir yerdir. Gülse Birsel'in de 2017 mezuniyet konuşmasında söylediği gibi bizim Türkiye'yi koskoca bir Boğaziçi yapmaya ihtiyacımız var. Ancak Boğaziçi'ni küçük Türkiye yaptığımızda ne yazık ki hepimiz kaybederiz. Ayrıştırıcı ve hedef gösterici mesajlar, bugün üniversite ve çevresinde polis baskısıyla gerçekleşen olaylar, öğrencilerimize güvenlik görevlilerinin müdahalesi kabul edilebilir değildir. Tüm bu sebeplerle, bu atamayı kabul etmemin mümkün olmadığını tüm kamuoyu ile paylaşmak isterim.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar