Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kalan Vedat Erkmen, 19 Aralık 2021 tarihinde kaldığı hücrede şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

Cezaevi idaresi, Erkmen’in “intihar” ettiği yönünde açıklama yapsa da otopsi işlemleri ailesi ve avukatları beklenmeden yapıldı.

Erkmen, ölümünden önce 23 Ocak Perşembe günü telefon görüşmesinde yapılacak açık görüşe çağırdığı ailesinden, cezaevi idaresi hakkında suç duyurusunda bulunmalarını istemişti. 

Mezopotamya Ajansı'ndan Mehmet Güleş'in haberine göre, Erkem’in ölümünden hemen önce yine bu cezaevinde tutuklu bulunan Yasin Eneç, 17-18 Aralık tarihlerinde gardiyanlar tarafından “Pis terörist, senin gibilerin yaşamaya hakkı yok” denilerek feci şekilde darp edilmiş ve süngerli odaya atılmıştı.

Yaşanan bu olay ve Erkmen’in şüpheli ölümü sonrasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, Tekirdağ Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na başvuruda bulunup, Meclis Araştırma önergesi verdi ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle soru önergesi sundu. 

AÇLIK GREVİNE BAŞLADILAR

Bu cezaevinde kalan ve arkadaşları olan Erkmen’in intihar ettiğine inanmayan Mehmet Süleyman Uçağan, Turfan İlbaş, Hüseyin Karadaş ve ismi öğrenilemeyen iki tutuklu, “can güvenlikleri bulunmadığı” nedeniyle açlık grevine başladı. Tutuklular 17 Ocak tarihinden beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladıklarını haftalık telefon görüşmesinde ailelerine aktardı. 

9 gündür açlık grevinde olan tutuklulardan Mehmet Süleyman Uçağan, Erkmen’in ölümüne dair kimi bilgilerle cezaevindeki durumu yaptıkları açık görüşte kardeşi Kubbettin Uçağan’a anlattı.

‘BİZİM DE BAŞIMIZA GELEBİLİR’

Kubbettin Uçağan, yaptıkları görüşte cezaevindeki koşulların çok ağır olduğunu ve keyfi uygulamaların baş gösterdiğini dile getiren ağabeyinin, Erkmen’in ölümüne dair kendisine verdiği bilgileri şu şöyle aktardı:

“Cezaevi idaresi, istemi dışında Erkmen’in koğuşunu değiştirmek istiyor. Bunu kabul etmeyen Erkmen ve arkadaşı fiziki saldırıya maruz kalıp, bulundukları odadan tekli hücreye götürülmüş. Daha sonra Erkmen’in intihar ettiği söyleniyor.” 

Böyle biri olmamasından dolayı cezaevindekilerin Erkmen’in intiharına inanmadığını belirten Uçağan, ağabeyinin şüpheli şekilde hayatını kaybeden Erkmen’in başına gelenlerin kendi başlarına da gelebileceği kaygısı içerisinde olduğunu ifade ettiğini paylaştı.

Uçağan, geçtiğimiz Perşembe günü yaptıkları son haftalık telefon görüşmesinde ise, ağabeyinin dört tutuklu ile birlikte 17 Ocak’tan itibaren açlık grevine başladıkları bilgisini aktardı. Uçağan, can güvenliği kaygısı taşıyan ağabeyi ve arkadaşlarının yine cezaevinde yaşanan keyfi uygulamalar, çıplak arama dayatması, yeni tutukluların 3 ay süreyle tekli hücrelerde tutulmaları, havalandırmaların üstünün tel örgüyle kapatılması, koğuşlarda yapılan keyfi aramalar ve psikolojik baskıların son bulmasını istediğini ifade etti.

Uçağan, cezaevi koşullarının iyileştirilmesi talebiyle açlık grevindeki ağabeyi ve diğer tutukluların sesinin duyulması konusunda ilgili kurum ve sivil toplum örgütlerine çağrıda bulundu.

'SAVCI TEHDİT ETTİ' İDDİASI

Açlık grevinde olan bir diğer tutuklu Hüseyin Karadaş’ın eşi Sevgül Karadaş ise Erkmen’in intihar ettiğine inanmayan eşi ve arkadaşlarının bunu ifadelerini alan cumhuriyet savcısına anlatmaları sonrasında tehdit edildiklerini iddia etti.

İnsanlık dışı yaklaşımlar, kışkırtıcı söylemler, fiziki saldırılara varan tehditler, keyfi koğuş baskınları ve aramalarına karşı açlık grevine başlayan tutuklular üzerindeki baskıları kabul etmediklerini söyleyen Karakaş, taleplerin karşılanmasını istedi.