ARTI GERÇEK - Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, bugünkü yazısında, "Eski bir Hazine çalışanı Hazine'nin nakit dengesindeki kasa artışının iki kurumda nasıl farklı görünebileceğini sorguluyor: "Artışın Hazine'ye göre 71 milyar, Merkez Bankası hesaplarına göre 151 milyar olmasını birileri izah etsin" diye yazdı.

Aktaş, "Yıllarca Hazine’de görev yapmış, emekli olduktan sonra finans sektöründe çalışmaya devam etmiş, yarı zamanlı olarak Mülkiye’de ders vermiş bir isim bir veriyi yorumlamakta çaresiz kalıp “Lütfen yardım edin” diye çağrıda bulunuyorsa aslında adres biz değilizdir. Biz olsak olsak aracı olabiliriz bu yardım çağrısına...

Emekli bürokrat tarafından bize gönderilen mektubu özetleyerek yayımlıyoruz. Bakalım bu yardım çağrısı karşılık bulacak mı? Dile getirilen bu karmaşık durumu izah edebilen bir merci mutlaka olacaktır, zaten mektupta muhatapların nereler olduğu da belli. Bekleyeceğiz, oralardan bir ses çıkacak mı, diye..." dedi.

Aktaş'ın bugünkü yazısında yer alan değerlendirmeler şöyle:

"Hazine hesaplarını 1993 yılından beri yakında takip ederim, aynı şekilde bütçe ve kamu finansmanı verilerini de.

Doğal olarak her şeyi bilemem. Ancak genel olarak bazı sonuçlar çıkarabilecek kadar bilgim olduğunu düşünüyorum.

Ama şimdi yardıma ihtiyacım var. Neden yardım istediğimi anlatayım, daha iyi anlayacaksınız.

Gelin önce Hazine nakit dengesi ile Hazine’nin Merkez Bankası’ndaki hesaplarının ilk sekiz ayda nasıl gerçekleştiğine bakalım.

Hazine bu dönemde 42 milyar lira kadar nakit açığı vermiş. Buna karşılık, 21 milyar lirası dış borç, 71 milyar lirası iç borç olmak üzere 92 milyar lira yeni borç almış. Gereğinden 50 milyar lira fazla borçlanmış, kasasına koymuş. Bu miktara garantili borçlardan gelen 2 milyar lirayı ve kasasındaki döviz hesaplarından elde ettiği 19 milyar liralık kur farkı gelirlerini de ekleyince, yılın ilk sekiz ayında kasasında 71 milyar artış olmuş.

Bunlar ocak-ağustos arası dönemdeki değişimler, akım değerler.

AÇIKLAYAMADIĞIM NE?

Şimdi gelelim kafamı karıştıran, açıklayamadığım bölüme...

Hazine’nin Merkez Bankası’nda, 3 Eylül 2021 itibarıyla toplam 303 milyar lira parası var. Bunun 131 milyar lirası TL, 136 milyar lirası yabancı para, 36 milyar lira kadarı ise altın.

İlk sekiz aydaki bütçe gerçekleşmesinde gelir performansının gayet iyi olduğunu, ancak tahakkuk/ tahsilat oranı açısından biraz sıkıntılı bir durum yaşandığını vurgulayıp şimdi iki soru sorayım:

İlki; gelir performansı bu kadar iyi olan Hazine, kasasında neden bu kadar TL, yabancı para ve altın tutar?

Bu sorunun yabancı para için cevabını bulabiliyorum. 128 milyar dolarlık rezerv kaybını kapatmak, döviz rezervlerini arttırmak için Hazine dışarıdan borç alıp Merkez Bankası’ndaki hesabına koyuyor. Yılbaşında kasada 9.8 milyar dolar varken, ağustos sonunda 16.5 milyar dolar bulunuyor. Dünyada faizler yüzde 1-1.5 arasında iken, Hazine yüzde 6 civarında faiz ödeyerek borç alıp rezerv arttırmaya yardımcı oluyor. Oysa yeteri kadar TL’si var. Normal zamanlarda Hazine dövize ihtiyacı olunca, Merkez Bankası’na TL verip döviz alabilir. Ama orada döviz olmayınca, kendisi yüksek faizle dışarıdan borç alıp Merkez Bankası’na yardım ediyor.

İkinci soruya gelince... Hazine’nin Merkez Bankası hesapları stok verilerdir. Hazine nakit dengesi verileri ile karşılaştırmak için ocak-ağustos arasındaki farkı bulmak gerekir. Hazine diyor ki; benim nakit dengemde kasamdaki artış 71 milyar lira idi. Oysa Merkez Bankası verilerine göre artış 151 milyar lira. Hazine ile Merkez Bankası verileri arasındaki 80 milyar liralık bu fark nereden geliyor?

Bu sorunun cevabının ne olabileceğini birkaç kişiye sordum. Aldığım cevaplar IMF’den rezervlere destek için sağlanan SDR’larla ilgili. Nakit değil, kullanılabilir imkanmış, onun için nakit dengesinde görülmüyormuş. İlginç olan, bu tutar hem Hazine hem de Merkez Bankası’nda görülüyor. Varlık ve yükümlülük hesapları birbirini götürüyor. Ama Hazine borç yazmıyor. Kafam tam karıştı. İşte bu yüzden yardım istiyorum.

Konu karmaşık ve çetrefilli görünüyor; konu belki de üst düzey muhasebe ya da bilanço okuma yeteneği gerektiriyor.

Ya da konu hiç öyle karmaşık değildir, bu ayrıntıyı yorumlamak ve izah etmek gayet kolaydır.

Bürokrat dostumuzun da bilmediği basit bir ayrıntı vardır. Herhalde birileri izah eder.

Yok eğer bu izahat verilmezse o zaman da "Hayrola, 128 benzeri yeni bir sümen altı operasyonuyla mı karşı karşıyayız” diye düşünenler çıkabilir."