Sol Parti milletvekili ve kalkınma politikası sözcüsü Helin Evrim Sommer, Alman Federal Meclisi'nin Bilimsel Hizmetler Dairesi’nden Türk Silahlı Kuvvetlerinin “PKK’ye karşı" Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin denetimindeki alanlarda başlattığı ve halen devam eden operasyonların uluslararası hukuka uygunluğuna ilişkin bir rapor talep etti.

"Türkiye’nin Irak'a yönelik kuvvet kullanma yasağının ihlalini haklı çıkarabilecek bir meşru müdafaa durumu yok" denilen raporla ilgili Helin Evrim Sommer’in değerlendirmesi şöyle:

"Türk Silahlı Kuvvetlerinin “PKK’ye karşı ”Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin denetimindeki alanlarda başlattığı ve halen devam eden operasyonlar çeşitli çevrelerin tepkileri ile karşılaşıyor.

Bilimsel Hizmetler Dairesi yayınladığı raporda çok net bir kanıya vardı:
 
“Sonuç olarak, şu anda PKK'nın silahlı saldırısına dair bir kanıt yok ve dolayısıyla Türkiye’nin Irak'a yönelik kuvvet kullanma yasağının ihlalini haklı çıkarabilecek bir meşru müdafaa durumu da yok (S.7)."

Rapor Kuzey Irak’ta konuşlanan ve Türk devletinin güvenliğini tehdit eden ‘terörist Kürtler’ tezini, Erdoğan'ın savaş propagandası olarak ifşa ediyor.  Ayrıca, Türkiye BM anlaşmasının 51. Maddesi uyarınca, meşru müdafaa hakkına başvurabilmesi için, aldıgı askeri tedbirleri derhal BM Güvenlik Konseyine bildirmek zorundadır. Bu şartı yerine getirmeyen Ankara, uluslararası hukuku alenen çiğniyor.

BM ve NATO üyesi Türkiye'nin devamlılık hali alan uluslararası hukuk ihlalleri artık sonuçsuz kalmamalıdır. BM Güvenlik Konseyi Başkanlığını devralan Alman hükümeti’nin, Türkiye’nin kuvvet kullanma yasağı ihlaline ilişkin derhal acil durum toplantısı talep etmesi gerekiyor. Bir sonraki adımda, BM Güvenlik Konseyi en azından bir açıklama yapmalı ve daha önemlisi Türkiye’nin uluslararası hak ihlallerini kınayan bir BM Güvenlik Konseyi kararı alınmalıdır.

Erdoğan rejimi şüphesiz Irak'ın ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin egemenliğini askeri güç kullanarak kasıtlı bir şekilde ihlal ediyor. Bu nedenle Almanya federal hükümeti Ankara ile askeri işbirliğini derhal sona erdirmeli ve Türkiye'ye tüm silah ihracatını  durdurmalıdır. Ayrıca NATO’nun da bu konuyu gündemine alması gerekiyor. Türkiye'nin savaş ve şiddet politikası NATO ittifakını kasıtlı olarak yeni çatışmalara sürükleme riski taşıyor. Bu, Erdoğan rejimini giderek Ortadoğu'nun çok ötesinde bir barış tehdidi haline getiriyor."