Tarım ve Orman Bakanlığı, Karadeniz’de erişkin balık sayısının azalması ve denizlerde yavru balık sayısının artması üzerine 10 günlük süreyle Karadeniz’de hamsi avını yasakladı. Türkiye’nin de arasında olduğu uluslararası sözleşmelerle avı yasak olan yunusların, hamsi popülasyonunu etkilediği görüşünü öne süren Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Kocabaş, açıklamalarıyla eleştirildi.

Kocabaş, yaptığı açıklamada hamsi popülasyonunu tüketerek tehdit ettiği öne sürülen yunusların kontrollü avlanması önerisinde bulunmuştu.

'1983'TE YASAKLANMASINA RAĞMEN MİLYONLARCA YUNUS KARADENİZ'DE ÖLDÜRÜDÜ'

Bazı balıkçıların da zaman zaman yunuslardan yakınması ve Kocabaş'ın açıklamalrını değerlendiren Doç.Dr. Arda M. Tonay, şunları söyledi: "Türkiye dışındaki Karadeniz ülkeleri 1966 yılında, Türkiye 1983 yılında yunus avcılığını yasakladı. 20'nci yüzyılda milyonlarca yunus, Karadeniz'de öldürüldü. Dolayısıyla yunus popülasyonu çok ağır bir şekilde tahrip edildi. Popülasyonun sağlıklı bir noktaya gelmesi çok uzun vakit alacaktır. Çünkü bunlar balık değil. Yumurtlamıyor, yılda 1 adet doğurarak, yavru veriyorlar ve emziriyorlar. Dolayısıyla çok artmaları mümkün değil. Besin azalmasına bağlı olarak bağışıklık sistemleri çöküp ne yazık ki hastalanıyorlar toplu karaya vurma vakaları oluyor. Bu vakalar Karadeniz'de de oluyor."

Doç.Dr. Arda M. Tonay

'BALIK AZALIYOR AMA SUÇLUSU YUNUSLAR DEĞİL'

Doç. Dr. Arda M.Tonay,  yunusların zaman zaman balıkçı ağlarına takılabildiğini, dip uzatma ağlarında her yıl binlerce "Mutur" türü yunusun öldüğünü vurgulayarak şöyle devam etti:

"Besin azalmasına bağlı olarak özellikle afalina türünde balıkçıların karşı karşıya gelme durumları var tabii. Çünkü ikisi de ortak bir kaynaktan besleniyor, birbirlerine gittikçe yaklaşıyorlar. Çünkü balık azalıyor. Ama bunun suçlusu yunus değil. Sonuçta endüstriyel balıkçılık ile yapılan aşırı balıkçılıktan dolayı yunuslar da aç. Ne yazık ki böyle karşılaşmalar oluyor. Yunus ağırlığının normalde yüzde biri, ikisi kadar balık tüketirken bir gırgır teknesi bir seferde en az 4 ton, 8 ton, balık avlıyor. Böyle bir durumda yunusun yediği, midesine giren balık üzerinden şikayette bulunmak çok doğru bir yaklaşım değil."

'BALIKÇI DEVLETTEN HİÇBİR ŞEY İSTEMEDEN ÜRETİYOR'

Kamuoyundaki eleştirilere yanıt veren Doç. Dr. Kocabaş ise "Yunuslar bir etkendir. Benim iddiam bu. Balıkçı böyle şikâyet ediyor. Ortada azalan bir balık var. TÜİK verilerine göre, 2000 yılında yaklaşık 500 bin ton balık avlarken 2019 yılında 250 bin tona düşmüşse Karadeniz’de balık miktarı yarı yarıya düşmüş gözüküyor. Balık azaldıysa rekabet arttı. Bir balıkçı en az 4 kişiye bakıyor. Balığı satan, teknesini onaran da 4 kişiye bakıyor. Vergileri devlete gelir oluyor. Balıkçı devletten hiçbir şey istemeden üretiyor. Hem balıkçıyı koruyacağız hem balığımızı koruyacağız. İkisi birden dengeli gidecek” dedi.

‘POPÜLASYON YÖNETİMİNİN ARKASINDAYIM’

Yunusların popülasyonu için Karadeniz’de çalışma yapılması gerektiğini belirten Kocabaş, “1983’e kadar yunus avlanıyordu. Et ve Balık Kurumu da bunu işleyip satıyordu, yağı çıkarılıyordu. Bundan ekmeğini çıkaran insanlar vardı. Şimdi avlanmıyor, kontrol altında. Uluslararası yaptırımlara biz de taraf olduk. Ben avlanmasını hiçbir zaman söylemiyorum ama stok yönetimi var. Hamsi, palamut, diğer balıklar da birer candır. 'Yunuslar kontrollü avlatılsın' demişim diye günah keçisi ilan ediliyorum. Demedim ama popülasyon yönetimi diye bir kavram var. Onun arkasındayım. İnsanlar fikirlerini beyan ederler, fikirler çatışır ve hakikatler ortaya çıkar. Ben aldığım eğitim açısından söylüyorum. Ortaya bir yanlış varsa kim olursa olsun düzeltilmesi gerekir” diye konuştu.

‘KARALAMA KAMPANYASI YAPILIYOR’

Karadeniz’de hamsinin azalmasının başlıca nedenlerinden biri olarak aşırı ve kaçak avcılığa dikkat çeken Kocabaş, “Hamsinin azalma nedenlerinin başında aşırı avcılık var. Balıkçılık şu anda mesleki olarak değil hobi olarak yapılıyor. Mesleki olarak yapsa 6 santimetrelik hamsiyi avlamaz. Burada yanlışlık var. Bunda yöneticilerin de eksiği var. Şu anda yapılan şey karalama kampanyası. Durduk yere günah keçisi aranıyor. Ben özel konuşma hakkımı kullanıyorum. Kanunlar var. Söylediklerimde yanlışlık payı varsa gereğini yapsınlar. Yapmadım dediğim bir şeyi kimse yaptı dedirtemez, yaptım dediğim şeyi de kimse geri çevirtemez. İnsanlar atıp tutabilir ama onlar da doğruyu öğrenecekler” dedi.

2019 YILINDA KARADENİZ'DE YUNUSLAR HAVADAN SAYILMIŞLARDI

2019 yılında Karadeniz'de yaşayan yunus popülasyonun miktarı ve dağılımı ile ilgili doğru bilimsel veriler elde etmek amacıyla Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Gürcistan ve Türkiye'de uçaktan yunus sayımı yapılmıştı. Avrupa Birliği tarafından ortak olarak finanse edilen "CeNoBS" adı verilenlı proje kapsamında Karadeniz'de sahili bulunan 4 ülkeden 8 uzmanın katıldığı 3 hafta süren ve 2 uçakla 12 bin kilometrelik bir alanı kaplayan çalışmaların Türkiye bölümüne TÜDAV Genel Kurul üyeleri katılmıştı. Proje bu sene içinde bitecek ve sonuçları TÜDAV tarafından açıklanacak. (DHA)