Ekonomist Prof. Dr. Korkut Boratav, iktidarın uyguladığı ekonomi politikasıyla ilgili olası gelişmeleri ele alırken, muhalefete yönelik Cummhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sokak tehditine dikkat çekti.

Boratav, sol.org'daki 'Ekonomi yönetimi Üsküdar’ı geçer mi?' başlıklı yazısında, "Saray, bir “istikrar algılaması”nı arızalı bir seçimle birleştirmeyi ve 2017’deki gibi “atı alıp Üsküdar’ı geçmeyi” tasarlamış olabilir. Tutar mı?" diye sordu ve şöyle devam etti:

Bir süre önce “Türkiye’de kriz yok; toplumsal bunalım var” tespiti yaptım (Sol Haber, 6 Ağustos 2021). Güncel gözlemler bir yana, son yılların gelir dağılımı, istihdam, işsizlik, yoksullaşma, sefalet istatistiklerinin, anket verilerinin desteklediği bir tespit…  

İşçi sınıfına ait bölüşüm göstergelerinden sadece iki örnek vereyim: Son GSYH tabloları ortaya koydu ki Ocak-Eylül 2016-2021 arasında ücretlerin cari fiyatlarla millî gelirdeki payı 6,2 puan (%45,3 → %39,1) gerilemiştir.

Benzer bir diğer bölüşüm bulgusunu meslektaşım Serdal Bahçe’nin 24 Aralık 2021’de yayımlanan yazısındaki (“Mortem II”, Sol Haber) verilerden aktarayım: Temmuz-Eylül 2016-2021 döneminde Türkiye’de kişi başına reel ücretler ile reel emek verimi endeksleri arasındaki makas 23 puan (100,0 → 77,0) aşınmıştır.  

Bu iki bulgu, diğer göstergelerle birleştirilirse, son altı yılda ülkemiz emekçi sınıf ve katmanlarının Türkiye iktisat tarihi boyunca benzerine rastlanamayacak bir bölüşüm şoku yaşadığını gösteriyor. 

Saray politikalarının yaratabileceği istikrarın kalıcı olması için ekonominin orta dönemde durgunlaşması gerekiyor. Bu, bugünkü toplumsal bunalımın sonraki yıllara taşınması anlamına geliyor. Ekonomide istikrar ve halkın sefaleti… Özlenecek bir bileşke olabilir mi? 

Kritik etken: Toplumsal bunalımın mağdurları 
İktidarda kalmak için Saray’da oluşan “ekonomi paketi”nin kritik bir zafiyeti var: Son yıllarda ayrıcalıklı şirketleri, rantiyeleri, patronları ihya eden; bedelini insafsızca emekçilere yıkan politikaların bir uzantısıdır. 

Toplumsal bunalımın mağdurları, AKP’nin geleneksel seçmen tabanında da ağırlık taşımaktadır. O yüzden anketlerde AKP hâlâ birinci partidir. Önümüzdeki seçimleri kazanabilmesi için, bu taban muhalefete kaymamalıdır. 

Bu zorunluluğu Saray algıladı; bu yüzden “sokağa dökülenlere” karşı iç savaş tehdidinde bulundu. Sokak ne zaman tehlikelidir? Ezilenler örgütlenip “artık yetti…” iradesini açıkça ilan ettikleri zaman… 

Saray’ın tehdidi, muhalefete de doğru yöntemi işaret ediyor: İktidardan kaynaklanan sınıfsal zulmü emekçilere açıklamak; onları fabrikalarda, mahallelerde örgütlemek; meydanlardan geçerek sandığa taşımak… 

Millet İttifakı gibi “sokak tehlikelidir…” tutumu izlenirse ne olur? Ekonomi paketi ve “arızalı” yöntemler iktidara seçim kazandırabilir. Saray da Üsküdar’ı geçer…