ARTI GERÇEK- Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık, ARTI TV canlı yayınına katılarak, Türkiye'deki aşı çalışmaları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. 

Saltık, aşı olup olmayacağı konusunda, "Dün hak ettiğimi öğrendim, randevu aldım, çağrıldığımda gideceğim" dedi.

'4 AŞI DA HASTALIĞIN AĞIR VE ÖLDÜRÜCÜ FORMLARINDAN KORUMADA NEREDEYSE TAMA YAKIN DÜZEYDE ETKİLİ'

Aşının yan etkileri hakkında "Aşılar 4 evrede değerlendirilir. Ancak Covid aşılarıyla ilgili henüz 3. evre çalışmaları bile tamamlanabilmiş değil. Evre-3 çalışmaları nereden bakarsanız 1-2 yıl süren çalışmalar. Bilindiği gibi terazinin diğer kesesinde olağanüstü bir durum var. Her bakımdan salgın dünyayı çok olumsuz etkiliyor, özellikle gelişmekte olan yoksul ülkeleri. Dolayısıyla birçok otorite hızlandırılmış süreçlere onay verdi" diyen Saltık, şöyle devam etti:

"Bu aşıların güvenliğini tehlikeye atmıyor, etkinliği bakımından bir ödün verilmekte. Olası risklerle ilgili evre-4'e ihtiyacımız var. Evre-4 ise belirttiğim evre-3 çalışmaları tamamlandıktan sonra uzun yıllar, belki onlarca yıl hatta bitmeyen bir süreç içerisinde ilaçların, aşıların etkilerinin toplanmasına dayanır. Bu aşıyla ilgili istenmeyen etki bildirimi için zamana gereksinimimiz var. Şunu söyleyebilirim ki, Sputnik V aşısı hakkında fazla bilgimiz olmamakla birlikte, diğer 4 aşıda yan etkilerle ilgili ciddi bir sorunla karşılaşmıyoruz. Şunu vurgulayım ki, yaygın kullanılmakta olan 4 aşı da hastalığın çok ağır ve öldürücü formlarından korumada neredeyse tama yakın düzeyde etkili. Bu çok önemli."

'TÜRKİYE'DEKİ AŞININ KORUYUCULUK ORANINI BİLMİYORUZ'

AKP iktidarının salgın yönetimi konusunda ciddi sorunları olduğunu vurgulayan Saltık, iktidarın yapması gerekenleri "Güven kazanmak, saydamlık ve katılımcı olmak" şeklinde sıraladı fakat bunların uygulanmasını beklemediğini de sözlerine ekledi. 

"Türkiye'deki aşının koruyuculuk oranını bilmiyoruz" diyen Saltık, şu ifadeleri kullandı: 

"Türkiye çok sıkıntı içinde. Siyasal iktidar, çok üzgünüm ama bu sorunu yönetemedi, çok açık bir şekilde yüzüne gözüne bulaştırdı. Öncelikle halkı kandırdı, gerçek verileri paylaşmadı, gözümüzün içine baka baka aptal yerine konulduk. 'Belirti vermeyen testi pozitif olanları biz hasta saymıyoruz' denildi. Baskılar artınca, mızrak çuvala sığmayınca itiraf etmek durumunda kaldılar. Ancak ölümlerle ilgili hâlâ doğru rakamların açıklanmadığını, 3'te 1'i dolayında olduğunu kestirmekteyiz. Türkiye'de Bilim Kurulu denen bir kurul var. Bu sözcüğü bilerek kullandım, Bilim Kurulu denen. Oradaki meslektaşlarıma kişisel saygı kusuru göstermek istemem ancak Türkiye'de Çin'den gelen aşının koruyuculuk oranının yüzde 91,25 olduğunu hesaplayan, kamuoyu önünde rakamları yansıtarak 'Buradan yüzde 91 hesaplıyoruz' dediklerinde ben çıldırdım. Yani böyle bir şeyi tıp fakültesi birinci sınıf öğrencisi yapsa sınıfta bırakırdım. Bilim Kurulu'nun pek çok seçimi, tercihi tartışılabilir ancak bu hatası çok utanç verici, skandal düzeyindedir. Kabul edilmesi ve bağışlanması mümkün değil, tarih affetmeyecek. Dolayısıyla Türkiye'deki aşının koruyuculuk oranını bilmiyoruz. Bil-mi-yo-ruz."