ARTI GERÇEK-Artı TV’de Ezo Özer’in sunduğu 'Odak' programına katılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Mezarlıklar Dairesi Başkanı Doktor Dr. Ayhan Koç, Coronavirus (Covid-19) pandemisindeki veriler, defin işlemleri ve hayatını kaybeden vatandaşların ölüm raporlarına dair çarpıcı bilgiler verdi.

Sağlık Bakanlığı dün akşam tüm Türkiye için Covid-19 toplam ölü sayısını "174" olarak açıklarken, Dr. Koç, sadece İstanbul’da dün akşam (26 Kasım) 210’dan fazla cenazeyi ‘bulaşıcı hastalığa' bağlı ölüm olarak defnettiklerini belirtti.


Dr. Koç, Sağlık Bakanlığı’nın, ‘bulaşıcı hastalık’ nedeniyle hayatını kaybeden yurttaşların ölüm raporlarına da, pandeminin başından bu yana hiçbir şekilde “Covid-19 nedeniyle öldüğünü” yazmadığı bilgisini de verdi. Koç, toplumun, gerçek rakamları açıklayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na da teşekkür etmesi gerektiğini belirtirken, şimdiye kadar hiçbir personelinin de yaptığı iş nedeniyle Covid-19’a yakalanmadığını sözlerine ekledi.

Hükümetin mali yük gerekçesiyle kapanma çağrılarına kulak tıkaması eleştirilerine de değinen Koç, "Tek bir insanın hayatı trilyon dolarlarla değiştirilmez" diye belirtti.  

İlk olarak defin işlemlerine değinen Dr. Koç, Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı olarak ne tür tedbirler aldıklarını anlattı:

‘BİZ, 1 HAZİRAN’DA ‘NORMALE DÖNMEDİK’

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Dairesi olarak pandeminin ilan edildiği gün itibariyle bütün tedbirlerimizi aldık. İlk toplantı sırasından bütün arkadaşlara üst düzey tedbirler almak zorunda ve ne zaman biteceğiyle ilgili fikrimiz olmadığı için bu tedbirin süreklilik arz etmesi gerektiğini, hatta 1 Haziran’da “normale dönüş” yapıldığında bile Mezarlıklar Dairesi olarak Büyükşehir Belediyesi’nde tüm tedbirlerimize sanki “normale dönüş” olmamış gibi davrandık.”

‘DEFİN İŞLEMLERİNDE, PANDEMİ NEDENİYLE DİNİ İNANÇ RİTÜELLERİNDE HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK YAPMADIK’

“Normalde defin işlemlerini din inanç gruplarına göre bütün ritüellerini yerine getiriyorduk ve pandemiden sonra bu dini ritüellerde hiçbir değişiklik yapmadan aynı şekilde bütün defin işlemlerini pandemi öncesi gibi yapmaya devam ettik. Bazı farklılıklar oluştu. Pandemiden dolayı alacağımız tedbirler önemliydi. Bu tedbirleri alıp ve şunu da belirtmek istiyorum, İstanbul’da her ölen her vatandaş Corona ile karşı karşıya kalmış gibi düşünmek zorundayız.”

‘BÜTÜN CENAZELER COVİD’MİŞ GİBİ TEDBİR ALIYORUZ’

“Ölüm raporu ne olursa olsun, sebebi ne olursa olsun, hangi sebepten ölümü gerçekleşirse gerçekleşsin, biz buna Covid olabilme ihtimaline karşılık tedbirli davrandık. Bütün cenazelere Covid’miş gibi davranıyoruz. Tabi ki bütün cenazeler Covid değil ama şu garantiyi veremiyoruz; sokakta dolaşan insanların hangisinin Covid olduğu bilinmiyor. Kalp krizinden, trafik kazasından ya da herhangi bir sebepten ölen birinin Covid’e yakalanıp yakalanmadığını bilmiyoruz. O yüzden biz hepsini üst düzey tedbir alarak yaptık.”

‘PANDEMİNİN BAŞINDAN BERİ, SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN HİÇBİR RAPORUNDA ‘COVİD SEBEBİYLE ÖLÜM’ YAZILMADI’

Dr. Koç, hayatını kaybedenlerin yakınlarının ölümlerin Covid-19’dan olduğu ancak ölüm raporunda buna yer verilmediğine dair açıklamalarını hatırlatan Ezo Özer’e şu değerlendirmeyle yanıt verdi:

“Pandeminin başladığı 8 ay içerisinde, bu süreç içerisinde Sağlık Bakanlığı’nın çıkan raporlarının içerisinde Covid-19 sebebiyle ölen tek vaka bize gelmedi. Hepsi tamamen “bulaşıcı hastalık” olarak geliyor. Bu bulaşıcı hastalık nedir? Covid midir, biz bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz; Sağlık Bakanlığı’nda bu veriler vardır. Diyelim bugün 200 cenaze geldi bulaşıcı hastalık olarak, bulaşıcı hastalıkların içerisinde şu an gündem olan ne? Covid. Başka bir bulaşıcı hastalık varsa bunu biz açıklayamayız, bilemeyiz. Ama Sağlık Bakanlığı’nın elinde bu verilerin alt yapısı vardır. 0 200 bulaşıcı hastalıktan ölen vakanın kaç tanesi tifodur, kaç tanesi tüberkülözdür, kaç tanesi Covid’dir ya da influenzadır, bunun alt yapıları vardır.”

‘BİR SEBEPTEN ÖTÜRÜ BUNU YAPIYOR OLABİLİRLER’

“Bundan kurtulmanın tek yolu şu; bu bulaşıcı hastalık dedikleri  200 vakanın hepsinin tasnifi yapılabilir. İnsanlar da kaç tane Covid kaç tane tübörkülöz öldüğünü bilmesinin bir sakıncası yoktur bence. Ama takdir devletin, muhakkak bir sebepten ötürü yapıyor olabilirler. Bu karmaşanın ortadan kalkması için şeffaflık olması şart.

İkincisi; herkes biliyor, herkes de söylüyor, artık normal bir vatandaş da söylüyor. Sokakta yürüyen birinin Covid’li olup olmadığını bilmiyoruz. Ölen insanları ayırmamız mümkün değil. Hangisi Covid’li hangisi Covid’li değil, biz mecburen hepsine Covid’li gibi davranmak zorundayız biz. Tedbir amaçlıdır bu. Yoksa hepsi Covid olduğu anlamına gelmiyor. Sadece tedbir amaçlı bulaşma ihtimalini azaltmak.”

‘CENAZE GELİR GELMEZ HIZLI ŞEKİLDE YIKAYIP DEFNEDİYORUZ’

“Biz çok şeyi değiştirdik aslında Mezarlıklar Dairesi’nde. Ne yaptık? Normalde İBB’de defin hizmetleri öğle ve ikinci vakitlerinden sonra yapılırdı. Covid başlar başlamaz ilk yaptığımız işlemlerden bir tanesi, cenaze gelir gelmez hızlı bir şekilde yıkamasını yapıp, vakit beklemeden definini hızlandırmak. Yoksa eğer bu vakitle yaparsak definini sağlamak, kaldırmak çok kolay olmayacaktı.”

‘YÜRÜYEN VİRÜS YOK, YÜRÜYEN İNSAN VAR’

“İkinci bir şey; bulaşıcılıktan kurtulmanın bir yolu var. Nedir bu yolu? Virüsle çok fazla kişiyi karşılaştırmamak. Yürüyen virüs yok, yürüyen insan var. Biz ne kadar hızlı yaparsak o kadar az cemaatle bunu halletmiş olacağız.”

‘İSTANBUL’DA İKİ GASİLHANE BELİRLEDİK’

“Bunu yapmak içinde İBB olarak Anadolu ve Avrupa yakasında ilk gün iki tane gasilhane belirledik. Sadece Covid’leri  gasilhanelerde yıkayacağız diye. Sonra, bilirsiniz İstanbul’da çok kolay değil mezar yeri bulmak. Hızlı olmak açısından Avrupa ve Anadolu yakasında iki tane boş mezarlığımızı, arkadaşlarla ortak akıl kullandık ne yapalım hızlanmak için. Hemen yer belli olmalı, defnedecek yerimiz olmalı. O mezarlıkları ilk planda aile mezarlığı yoksa talep ettikleri mezar yerinde sıkıntılı, 2-3 saat personelin dolaşıp yer bulmak durumunda, biz bunları hemen hızlı bir şekilde Anadolu yakasında Yukarı Baklacı, Avrupa yakasında da Kilyos mezarlığını belirledik. Ama hemen ardından da eğer kendi aile mezarlıkları varsa kendi aile mezarlıklarına defnettik. Yani ritüelde bir değişiklik yapmadık aslında sadece hız değişikliği yaptık. Hız değişikliği yapmamızın sebebi de buydu.”

‘BAŞKAN İMAMOĞLU BİZDEN ALDIĞI VERİLERİ AÇIKLIYOR’

Doktor Koç, “Verileri karşılaştırdınız mı hiç? İstanbul’da pandemi öncesinde ölen yurttaş sayısıyla, pandemi başladıktan sonra yaşamını yitiren yurttaş sayısındaki fark. Bunları karşılaştırdınız mı?” sorusunu da Sağlık Bakanlığı’nın ölüm raporlarını işaret ederek şöyle cevapladı:

“Tabi ki hepsini karşılaştırdık. Günlük, aylık, yıllık karşılaştırmalar yaptık. Ciddi bir fark var zaten. Sayın Başkanımızın (İmamoğlu) son bir hafta içerisinde açıklamaları oluyor. Bu açıklamaları bizden aldığı verilerle yapıyor bu açıklamaları. Bizim verilerimiz de bizim uydurduğumuz veriler değil. Sağlık Bakanlığı’nda bir vatandaş öldüğü zaman Sağlık Bakanlığı ilk olarak o vatandaşın ölüm raporunu düzenler. Ölüm raporu düzenlendikten sonra tamamen entegre bir şekilde Nüfus Müdürlüğü’ne düşer, ölümün gerçekleştiği nüfustan düşülür. Aynı anda aynı rapor bize de düşüyor. Biz bu verileri uydurmuyoruz. Bu veriler Sağlık Bakanlığı’nın resmi verileriyle bize geliyor.”

‘İSTANBUL’DAN NAKİL OLAN DA, DEFNEDİLEN DE KAYITLARIMIZDA VAR’

“Şunu da belirtmek istiyorum; son zamanlarda sanki böyle ‘işte daha önce nakil yapılıyordu, şimdi hepsi İstanbul’da gömülüyor, onun için miktar artmış gibi’.. Böyle bir şey söz konusu değil. İstanbul’da ölen vatandaş, şehir dışından tedavi için gelip İstanbul’da ölse bile bizim kayıtlarımıza giriyor. Hepsi. Nakil olan da giriyor defin yapılan da hepsi kayıtlarımıza giriyor. Yani İstanbul’da bir gün içinde ölen kaç vatandaş varsa hepsinin kaydı bizde var. Kayıtlarımız da şöyledir; ‘bir vatandaş öldü, falanca şehre nakli yapıldı’, ‘öldü, falanca mezarlıkta defin yapıldı’. Yani İstanbul’da ölüp de bizim kayıtlarımız içerisinde olmayan tek bir cenazemiz yoktur. Hepsi kayıtlarımızın içerisindedir.”

‘İSTANBUL’DA 210’UN ÜZERİNDE CENAZE VAR’

Sağlık Bakanlığı verileriyle İmamoğlu’nun açıkladığı veriler arasındaki çelişkilere dikkat çeken Ezo Özer, İstanbul’daki dünün ölüm verilerini sordu. Sağlık Bakanlığı tüm Türkiye için bulaşıcı hastalık yani pandemi nedeniyle ölü sayısını 174 olarak açıklarken, Koç, pandeminin başından beri en yüksek ölü sayısının dün (26 Kasım) yaşandığını belirterek, sadece İstanbul’da bu sayının 210’un üzerinde olduğunu belirtti.

“Şeffaf olmanın hiçbir sakıncası yok” diyen Koç, sadece İstanbul’da dün (26 Kasım) 210’un üzerinde bulaşıcı hastalıktan ölüm olduğunu belirterek, o verileri Artı TV’ye şöyle açıkladı:

“Dün de açıklama yapıldı. Dünün üzerinde yine rakamlar. 29 bin dediğiniz rakam test yapılanlar içinde pozitif çıkanlar. Türkiye genelinde test yapıldığını düşünün. Günde 5 milyon test yapılsa ne olur? Kaç çıkar. Oran önemli. 168 bin test yapılmış, 29 bin pozitif çıkmış. Yüzde 15-16 eder yanlış hesaplamıyorsam. Şu anda düşünün 82 milyonun yüzde 16’sı pozitif mi demek lazım? Ciddi bir rakam eder aslında.

Şeffaf olmanın hiçbir sakıncası yok. Pandemi boyunca en yüksek rakamlardan birisi bugün (26 Kasım). Yarın öbür gün bu daha da artabilecek.

Çok önemli şey şu; yürüyen virüs yok, yürüyen insan var. Biz stabil hayatı seçmek zorundayız. İnsanların ölümüne sebebiyet vermemek…”

Koç, Özer’in ikinci kez tekrarladığı “İstanbul’da bugün (26 Kasım) kaç kişi yaşamını yitirdi?” sorusuna “Dünün üzerinde. Dün 203 kişiydi. Bugün 210’un üzerinde” yanıtını verdi.

‘TEDAVİ EDEBİLİRSİNİZ AMA ÖNEMLİ OLAN HASTALANDIRMAMAK’

 “Sadece ölmek değil. Hepimiz öleceğiz, bunda tereddüt yok ama hastalananların, yoğun bakımda yatan veya tedavi sürecinde olan hastaların devlete mali yükünü de düşünmek de lazım. Yani hastalandırmamak da lazım. Tamam tedavi edebiliriz ama şu anda Sayın Sağlık Bakamızın açıklamasına göre İstanbul’da yüzde 70 civarında doluluk oranı var. Bu ciddi bir mali ekonomik yüktür aynı zamanda.”

‘BİR TEK İNSANIN HAYATI TRİLYON DOLARLARLA DEĞİŞTİRİLMEZ’

“Ama ne olursa olsun bir tek insanın hayatı trilyon dolarlarla bile değiştirilmez. Dua ediyoruz inşallah gider diye. Dua etmek yetmiyor. Duayı eyleme dönüştürmezseniz duanınız bir anlamı kalmaz.”

 

‘BAŞKAN İMAMOĞLU OLABİLDİĞİNCE ŞEFFAF DAVRANIYOR, BÜTÜN ÜLKENİN TEŞEKKÜR ETMESİ LAZIM’

Verilerin açıklanmasında İmamoğlu’nun şeffaflığına dikkat çeken Koç, “Ekrem Başkan sağ olsun çok şeffaf. Olabildikçe şeffaf. Olaylara bakış açısıyla, her şeyiyle aslında ülkemiz için, İstanbul için bir umut aslında. Çok güzel bir yol çizdi bize. Aslında ona teşekkür etmek lazım. Bütün ülkenin teşekkür etmesi lazım. Bu verilerin halkla paylaşılmasının müsebbibi oldu. Herkesin teşekkür etmesi lazım. Bu kıymetli bir şey.”

‘ALMANYA YÜKSEK VAKALAR OLMASINA RAĞMEN AÇIKLIYOR’

“Sayın Başkanımızın tercihi açıklama yönünde. Doğrusu bu. Şu anda Almanya’da günde kaç tane vaka aldığı çok açık bir şekilde açıklanıyor. Yüksek rakamlar çıkıyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde… Onlar niye açıklıyor? Şu anda sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir pandemi, bulaşıcı hastalık olsaydı hadi anlayabilirdik. Ama bu bütün dünyada var, olmayan ülke yok ki.”

‘BAŞARI HİKAYESİ YAZMAK ADINA İNSANLARIN HAYATINI TEHLİKEYE ATAMAZSINIZ’

Koç, hükümetin başarı hikayesi yazmak adına verileri gizleme eleştirilerine ilişkin de şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bir başarı hikayesi yazmak için insanların hayatını tehlikeye atamazsın. Bu neyin başarısı olabilir ki? İnsanlar öldükten sonra, devlet büyük bir ekonomik yük yüklendikten sonra bu başarı olsa ne olur ki?”

Mezarlıklar Dairesi Başkanı Koç, Türk Tabipleri Birliği, belediyeler ve meslek örgütlerinin kapanma çağrılarına dikkat çeken Özer’in, hükümetin aldığı tedbirlerin salgın kontrolünde yeterli olup olmadığına ilişkin sorusunu ise şöyle yanıtladı:

‘MEZARLIKLAR DAİRESİ PERSONELİ CANHIRAŞ ÇALIŞIYOR’

“Hiç kolay değil, başa çıkmak mümkün değil. İş başında çalışırken ölen dediğiniz için ben bir şeyi belirtmek istiyorum. İBB Mezarlıklar Dairesi olarak personele çok çok teşekkür ederim. Canhıraş çalışıyorlar. Pandemiden öncekinden daha netler daha hızlılar. 200-210 civarı cenaze için kurgulanmış bir Mezarlıklar Dairesi ekipmanı, elemanı, iki buçuk katına yaklaşmış bir cenaze artışına rağmen ve aynı zamanda bir kısım personelimizi de risk grubunda olduğu için çalıştıramıyoruz. Buna rağmen günde 450’nin üzerinde cenazeyi defnetmek ya da şehirlerarası göndermek, çok kolay bir şey olmasa gerek.”

‘İBB YÖNETİMİ HER TÜRLÜ YARDIMI SAĞLIYOR’

“Onun için ben personele özellikle teşekkür ediyorum. Sayın başkanımıza ve İstanbul Büyükşehir Belediyemizin üst yönetimine bu konuda bize her türlü kolaylığı sağlıyorlar. Her türlü yardımı, her türlü yolu bize açtılar.

Dün sadece 100 küsur tane şehirlerarası nakil yaptık. Nakil işlemlerini de Büyükşehir Belediyesi yapıyor. 100 küsur tane cenazeyi nakletmek çok kolay bir şey değil. Zor işler, organizasyonu da kolay değil. Ama çok şükür şimdiye kadar bir sıkıntı yaşamadık. Devam ediyoruz.”

‘PANDEMİ DÖNEMİNDE YAPTIĞI İŞTEN DOLAYI COVİD OLAN PERSONELİMİZ YOK’

“Şu 8 aylık dönemde yaptığı işten dolayı Covid olan hiçbir personelimiz yok.

Ama dışarıdan kapanlar var. Hayatını sürdürürken kapanlar var. Ama işi gereği Covid vakası bizde söz konusu değil.”

DR. KOÇ: SAĞLIKÇILARIN ÖNÜNDE EĞİLİYORUM

“En büyük risk grubu sağlık. Sağlıkçılara da ekstra teşekkür etmek lazım. Dünyanın en güzel işini de yaptılar. Hepsine müteşekkiriz, hepsinin önünde eğiliyorum. Bunun kıymetini bilmek lazım. Sağlık personeline olan şiddeti de kınamak lazım. Bu dönemde bile yapmaması lazım.”

‘BÜTÜN PERSONELİ YOĞUN BAKIM ÇALIŞANLARI GİBİ GİYDİRİYORUZ’

“İkinci en riskli grup; Türkiye’nin her yerinde mezarlıklar müdürlüklerinde çalışan bütün personel ikinci sırada risk grubundadır. Ve biz ne yaptık? İlk gün itibariyle, yoğun bakımdaki sağlıkçıların giyim şeklini görüyoruz değil mi? Aynı şekilde bütün personeli giydirdik. Hepsi üst düzey korunaklı bir şekilde yapıyorlar. Ki o riskli grupta olan personelimiz yaptığı iş sırasında bir hastalanan olmadı. Çok şükür, hastalananların hiçbiri de hayatını kaybetmedi. Kısa sürede de kendi işlerine geri döndüler. Covid yaşayıp, gelip Covid’li cenazetle hasbihal olan personelimiz var. Bu yürek işi aslında.”

‘HİÇBİR PARA CANA BEDEL DEĞİL’

Dr. Koç, salgın tedbirlerinden olan kapanma çağrılarına dair de şunları söyledi:

“Sayın Başkanımızın bütün çağrılarının arkasındayız. Ekrem Başkan, bu işi gerçekten çok iyi yönetiyor. Kapandığı zaman İBB’nin maddi kaybı olacak ama biz bunu düşünemeyiz ki. Önemli olan insanların hayatı. Büyükşehir belediyesi otobüsleri çalışmayacak. Hiç önemli değil. Para kaybedebiliriz. Hiçbir para bir cana bedel değildir. Canla parayı yan yana düşünmek bile abesle iştigaldir. Onun için Ekrem Başkanımızın açıklamalarının haklı ve gerekli olduğunu düşünüyorum.”

‘HÜKÜMETTEN DESTEK GELMEDİ’

Mezarlıklar Dairesi Başkanı, “Pandemi döneminde merkezi yönetimden ekstra önlemler alan bir belediye olarak hiç destek aldınız mı?” sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Hayır. Biz Büyükşehir Belediyesi olarak, Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı olarak herhangi bir destek almadık. Ama Büyükşehir Belediyesi her türlü desteği sonuna kadar verdiği için çok da ihtiyaç duymadık aslında.”

BAKANLIKLARA YÖNELİK BİR TALEP: BULAŞICI HASTALIK DA BİR AFETTİR

“Bize olacak destek şu aslında; mezar alanı oluşturmak için çalışmalar yapıyoruz. Merkezi hükümetten, Orman Bakanlığı’ndan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan mezar alanı oluşturmakla ilgili bize yardımcı olurlarsa müteşekkir olacağız. Resmi yazışmalarla yapıyoruz bunu.”

 Belki ilan edilmemiş olabilir ama bu bir afet aslında. Sonuçta bulaşıcı hastalık da bir afettir.”

‘HİÇ KİMSENİN CENAZESİ YERDE KALMAYACAK’

“Biz şunu söylüyoruz; 16 milyon İstanbullu şuna emin olabilirler: Hiç kimsenin cenazesi yerde kalmayacak ve hiç kimsenin cenazesi kendi inançlarındaki ritüellerin dışında bir şekilde defnedilmeyecek. Buna emin olabilirler. Buna gönül rahatlığıyla söylüyorum bunu. Covid’li vakaların yıkanmamasıyla ilgili bir tavsiye kararı da geldi. Ama biz hiç öyle bir şey yapmadık. Yıkanmasından definine kadar normal neyse biz Covid’liyi de o şekilde yaptık. Yıkanmamasıyla ilgili tavsiye kararı olmasına rağmen yapmadık. Bu vebali biz alamazdık.

‘EN BÜYÜK SAVAŞ…’

Talepleri sorulan Koç, şu çağrılarda bulundu:

“Bu pandemi. Bu işte merkezi ya da yerel yönetim yok. 82 milyonun top yekun savaşı lazım. En büyük savaş nedir biliyor musunuz? Sahaya çıkmak değil, evine girerek. En büyük savaş o. Olabildiğince stabil bir hayatı seçmek. İçeride kalmak. Kalabildiğimiz kadar içeride kalmak. Yoksa kimse baş edemez.”

‘SAĞLIK SEKTÖRÜ BİR SIKINTI YAŞARSA ALTINDA HEPİMİZ KALIRIZ’

“Şunu unutmamak lazım; sağlık sektörü eğer bir sıkıntı yaşarsa bunun altında biz hepimiz kalırız. Onun için kendim de mecbur kalmasam çıkmayacağım ama maalesef ben mecburum. O personel Covid’li vakaları yıkarken ben orada olmasam vicdanen rahat olamam. Onların yanında, onlarla beraber olmaya çalışıyorum.”

‘İLK ÖLEN VATANDAŞLARIN YAKINLARI GELMEDİ, CENAZE NAMAZINI BİZ KILDIK, CEMAATİ BİZ OLDUK, TABUTLARINI BİZ TAŞIDIK’

“Bir önceki dönemde Covid dolayısıyla ya da bulaşıcı hastalık dolayısıyla ölen vatandaşımızın birinci derece yakınları yanlarına gelmediler. Cenaze namazlarını biz kıldık, cemaat biz olduk. Tabutlarını biz taşıdık. Defini yaptık. Bunu hep söyledim. Belki bu süreçte onların kimsesi yok ama onlar bizim kimsemiz.”

‘ÖLEN HER VATANDAŞ BİZİM, SAHİP ÇIKACAĞIZ’

“Her İstanbullu. Ölen her vatandaş bizim kimsemiz. Biz ‘kimsemize’ sahip çıkacağız, merak etmesinler.

İnşallah bir an önce bu pandemi süreci biter, normal hayata döneriz ama şunu söylemek istiyorum: ‘Normal hayat’, pandemiden önceki hayat değil. Hakkın, hukukun, insanlığın üst düzey yaşandığı bir hayat talep ediyoruz.”

‘PANDEMİ ÖNCESİNDEKİ YAPMACIK HAYATA DÖNMEMELİYİZ’

“Pandemi önceki o yapmacık hayata dönmeyelim. O gerçek hayat değildi. O gerçek olmayan hayat, pandemi gibi afetleri başımıza getirdi. İnşallah hakkın, hukukun üst seviyelerde seyrettiği ‘normal hayata’ dönüş olur.”

"Odak" programının tamamını buradan izleyebilirsiniz: