Fehim Taştekin Ortadoğu’da yaşanan hızlı gelişmeleri şöyle özetledi:

“ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Kenneth McKenzie, 10 Eylül’de Rojava’yı ziyaret edip Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’yle görüştü. Bunun yanı sıra Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi ile ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı düzeyinde başlayan siyasi temaslara yeni bir boyut ekleniyor. Bunun için Washington’dan Rojava’ya bir davet geldi.

Suriye Demokratik Meclisi Eş Başkanı İlham Ahmed, özerk yönetimdeki Arap ve Süryani temsilcilerle birlikte Moskova’da temaslarda bulunduktan sonra Washington’a gidecek. Heyet Moskova’da Suriye dosyasının iki çarı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin ve Kremlin Suriye Özel Elçisi Aleksander Lavrentev ile durum değerlendirmesi yapacak. Beri tarafta BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen 11 Eylül’de Cenevre süreci çerçevesinde anayasa komitesiyle ilgili tıkanmayı aşmak için Şam’daydı.

Suriye’de olumlu geçen bu görüşmeyi, İstanbul'da Suriye Ulusal Konseyi Başkanı Salim el Muslat ve Suriye Müzakere Komisyonu Başkanı Enes el Abde ile buluşma izledi. İstanbul’daki muhalif ekip birkaç gün önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile birlikteydi. Ardından 14 Eylül’de Suriye Devlet Başkanı Beşşar el Esad, gecenin bir vaktinde Kremlin’de Rusya Federasyonu Başkanı Putin’e konuk oldu. 5 gün önce de İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’un konuğuydu. 

Bütün bunlar, hazirandaki Putin-Biden zirvesinden sonra ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk’un, Verşinin ve Lavrentev’le yürüttüğü temaslara paralel gelişiyor. Rusya, Ürdün ve İsrail üçgenindeki görüşmeler de bu trafiğin bir diğer yüzünü oluşturuyor. Kürt kaynaklara göre McKenzie, IŞİD’e karşı SDG’ye desteğin devam edeceğini söyledi. Bunu söylemek ABD’nin Suriye’den çekilip çekilmeyeceğine dair nihai bir karara işaret etmiyor.

McKenzie, IŞİD’e karşı etkili bir direniş gösteren SDG ile Taliban karşısında dağılan Afgan ordusunun hiçbir şekilde birbirine benzemediğini vurguladı. McKenzie’nin SDG’nin organize bir güç olarak her türlü saldırıya direnebileceğini söylemesi iki zıt çıkarıma açık:

Birincisi, ABD güvenilir ve istikrarlı bir gücü terk etmez.

İkincisi, kendini savunma kapasitesine sahip olduğuna göre ABD, Suriye’den de çekilebilir.

ABD’nin Orta Doğu’daki mesaisini azaltma konusundaki stratejik yönelimi, Rus-Amerikan temaslarının olumlu gündemi satın alması ve İran’la yeniden kurulan nükleer masa, taşları yerinden oynatma potansiyeli taşıyor.

Dera’daki mutabakat, Sezar Yasası’nı delecek şekilde Mısır doğalgazı ve Ürdün elektriğinin Suriye üzerinden Lübnan’a taşınması planı, İran petrol gemilerinin Suriye ve Lübnan için Tartus limanına yanaşması ve yazının girişinde sıraladığım görüşme trafiği, Biden yönetiminin farklı bir şeyi denediğine işaret ediyor. Bütün bunlar hâlâ birbirine çok uzak duran farklı düğümlerin uçları. Buluşmaları zaman ve çaba alacak.”