Esra KOÇAK MAYDA - ARTI GERÇEK


Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yapılan boykot mitinginin ardından düzenlenen yürüyüşte sivil polislerin ateş açması sonucu ağır yaralanarak felç kalan işitme engelli Cembeli Erdem’in Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru sonuçlandı.

Mahkeme Erdem'in yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmederek kendisine 30 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. AYM verdiği yaşam hakkının ihlali kararıyla yeniden yargılama yolunu açtı.

EVİNE GİDERKEN POLİS KURŞUNUYLA FELÇ OLDU

27 Ağustos 2010 tarihinde gerçekleşen olayda omurilik hasarına bağlı olarak geçirdiği felç nedeniyle bel altı bölgesini kullanamayan Cembeli Erdem, ifadesinde kendisini bir polisin vurduğunu belirtmişti. İfadesinde ayrıca işinden evine giderken gerçekleşen olayda işitme engelli olduğu için olaylar sırasında atılan havai fişek ya da silah seslerini duymadığına yer veren Erdem, sırtından vurulduğunu ve olaylarla hiçbir ilgisinin de olmadığını dile getirdi.

Yaralandıktan bir süre sonra kolluk kuvvetlerinin çağırdığı ambulansla önce Diyarbakır Devlet Hastanesi'ne götürülen Erdem burada hayati tehlikesi olduğunun anlaşılmasının ardından Dicle Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü.

Erdem’i yaralayan polis memuru R.Ç. ise ifadesinde kimseye silahını doğrultmadığını, kontrollü bir şekilde havaya ateş ettiğini, kasıtlı bir hareketin olmadığını söyledi. Ancak Anayasa Mahkemesi merminin sekerek Erdem’i yaraladığı sonucuna vardı.

Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde R.Ç. hakkında “olası kasıtla nitelikli yaralama” suçundan dava açıldı. Polis memuru R.Ç.’ye 17 Ekim 2014 tarihindeki kararla “taksirle yaralamadan” 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi ancak cezanın açıklanması geri bırakıldı.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi Erdem’in bu karara itirazını reddetti. Erdem ise bunun sonucunda AYM’ye başvurdu.

GAZETELER 'HAVAİ FİŞEK YARALANMASI' DEMİŞTİ

Gazete ve televizyonlar olayı havai fişek yaralanması olarak verirken Erdem’in sırtından 9 mm çapında mermi çıkarıldı. Erdem savcılıkta verdiği ifadede şunları söyledi:

Esnafım, semt kasabına hayvan pazarlaması yapmaktayım. O akşam işim bittikten sonra evime gitmek üzere Balıkçılarbaşı mevki, Dört Ayaklı Minare’nin önünden geçiyordum. Tahminen önümde 10 metre insan kalabalığı gidiyordu. Arkamda ve yan tarafımda polisler vardı. Benim kulaklarım iyi duymadığından herhangi bir şey duymuyordum.

“Bir ara sırtımda bir yanma hissettim. Dönüm arkama baktığımda resmi polis elbiseli bir polisi beylik tabancasını bana doğru doğrultmuştu. Ben hiçbir şey söylemedim. Polis de bir şey söylemedi. Yere düştüm. Daha sonra yardım için bağırdım. Polisler başıma toplandılar.

“Beni vuran polis memurudur. Arkamdan polisler dışında gelen yoktu.”

Erdem, yaşadığı bu olay sonrasında bir dizi ameliyat geçirdi, uzun süreler farklı hastanelerde tedavi gördü. Adli raporlara göre “Erdem’in yaşadığı ağır nörolojik tablonun iyileşme olasılığı bulunmuyor.”

DELİLLER ZAMANINDA TOPLANMADI

Erdem’in avukatı Keziban Yılmaz başvurusunda olaya ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürerek, olay yerindeki kamera kayıtlarının ellerine altı ay sonra ulaştığını, iki ay muhafaza edilmesinin ardından da silindiğini belirtti. Yılmaz yine olayın aydınlatılabilmesi için Erdem’e isabet eden mermi ile kovanların karşılaştırılması için altı ay beklendiğini söyledi. Soruşturma sürecinde olay yerinde uygulamalı keşif yapılmadığına da başvurusunda yer veren Yılmaz, “Soruşturma üzerinde durulması gereken en önemli husus ise şüpheli polis memurunun ilk ifadesinin bir engel bulunmadığı halde olaydan yaklaşık 3 yıl, silahın olayda kullanıldığının ekspertiz raporu ile anlaşılmasından yaklaşık 2 yıl sonra alınmış olmasıdır” dedi.