Sedat Ergin: M-4 üzerindeki saldırıda iki Türk askerini kim şehit etti?



Artı Gerçek

'Saldırının ardından pek çok kişinin aklına İdlib’de en geniş alan hâkimiyetine sahip olan Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) örgütü gelmiştir. Ancak bu ihtimal yok sayılmasa da zayıf görülüyor.'


Hürriyet yazarı Sedat Ergin, Türkiye'nin Rusya ile Moskova Anlaşması sonrası cihatçıların Suriye'nin İdlib bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) saldırarak 2 askerin kaybetmesi olayını değerlendirdi. 'İdlib'de iiki Türk askerini kim şehit etti?' diiye soran Ergin, Milli Savunma Bakanlığı'nın 'Bazı radikal gruplar' açıklamasına dikkat çekti.

4 gün önceki yazısında Türkiye'nin radikal grupları ikna edememesi durumunda zor durumda kalacağını söyleyen Ergin, bugünkü yazısında Türkiye'nin bu radikal gruplarla uzun yıllar sınırda komşu olacağı gerçeğini hatırlattı.

 

Ergin'in Hürriyet'te "M-4 üzerindeki saldırıda iki Türk askerini kim şehit etti?" başlığıyla yayımlanan bugünkü yazısı şöyle:

 

Saldırı, Moskova Anlaşması’ndan ve bu çerçevede Rus askerlerinin -Türk askerleri ile birlikte- İdlib’deki M-4 otoyolu üzerinde tesis edilecek ‘güvenli koridor’a girecek olmasından rahatsızlık duyan radikal grupların bu düzenlemeyi sabote etmeye yöneldiklerini gösteriyor. 

İkinci değişiklik, TSK’nın da misilleme olarak bu radikal grupları vurmuş olmasıdır. Bu da İdlib’de daha önce sahada karşılaşılmış bir durum değildir.
Sonuçta, İdlib’de bir tarafta ‘Türkiye ve desteklediği muhalif gruplar’ ile karşısında ‘rejim ve Rusya’ şeklinde beliren ana çatışma eksenine, bu kez ‘Türkiye’ ve karşısında ‘radikal gruplar’ ekseni de dahil olmuştur.

SAHADA SAYISIZ RADİKAL GRUP VAR

Şimdi kritik soruya geçelim. İdlib’de iki Türk askerini kim şehit etti? Milli Savunma Bakanlığı, genel bir ifadeyle “Bazı radikal gruplar” diyor. Peki hangi radikal gruplar? Daha doğrusu hangi grup?

Buradaki temel sorun, sahada irili ufaklı çok fazla radikal grubun bulunmasıdır. Bu köktendinci gruplar sıkça muhtelif ittifaklar kurmakta, var olan ittifaklara katılmakta, ittifaklardan kopmakta, zaman zaman da kendi aralarında çatışmaktadır. Özetle sahada bu gruplardan kaynaklanan sürekli bir hareketlilik hali söz konusudur.

Saldırının ardından pek çok kişinin aklına İdlib’de en geniş alan hâkimiyetine sahip olan Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) örgütü gelmiştir. Ancak bu ihtimal yok sayılmasa da zayıf görülüyor. HTŞ, Esad rejimi ile savaşırken Türkiye’yi karşısına almamak konusunda bugüne dek son derece özenli bir tutum izledi. Moskova Anlaşması’ndan rahatsız olsa da, HTŞ’nin sahadaki kontrolünü koruyabilmesinin yolu, yaptığı askeri sevkıyatla alandaki gücünü sürekli arttırmakta olan Türkiye ile çatışmamasından, hatta kanallarını açık tutmasından geçiyor.

Bununla birlikte, HTŞ de son tahlilde birçok silahlı grubu bünyesinde taşıyan bir büyük koalisyondur. İçinde kontrol dışı unsurların bulunması ihtimal dışı değildir.

OKLAR HURRAS EL DİN’İ GÖSTERİYOR

Bu aşamada projektörlerin daha çok üzerine çevrildiği grup, 2017’de HTŞ’nin El Kaide’den bağımsız hareket edeceğini açıklamasından sonra buradan kopan unsurların kurduğu ve El Kaide lideri Eymen El Zevahiri’ye biat etmeyi sürdüren ve dünkü yazımızda da değindiğimiz Hurras el Din’dir.
Ayrıca, Fırat’ın doğusunda uluslararası koalisyon karşısında sahada askeri yenilgiye uğradıktan sonra yönetici kadrolarının bir bölümünün sığınma yeri olarak İdlib’e kaçtıkları DEAŞ’ı da unutmamak gerekiyor. Geçen ekim ayında ABD askerlerinin DEAŞ lideri Ebu Bekir el Bağdadi’yi baskın düzenleyip öldürdükleri yerin İdlib olduğunu unutmayalım.

M-4 otoyolu üzerinde kurulacak ‘güvenli koridorda’ uygulanacak ateşkes rejimi sonucu bu bölgede yerleşik olup düzeni bozulacak olan diğer radikal grupları da bu bağlamda kayda geçirmeliyiz.

Uygur kökenli cihatçıların toplandığı Türkistan İslam Partisi (TİP) başta olmak üzere Orta Asya, Kafkasya ve Orta Doğu’dan gelen militanları da bünyelerinde barındıran birçok radikal grup var bu mahallede. Bunların bazıları, örneğin TİP, zaman zaman HTŞ çatısı altında da görülebiliyor.
Tabii bu bölgeden söz ederken hesaba katmamız gereken bir faktör daha var. Herkesin elinde silahla dolaştığı bu tür mahalleler, bu coğrafya üzerinde kendi hesapları olan çevrelerin başvurmak isteyebilecekleri provokasyonlar açısından her zaman elverişli, müsait alanlardır.

SINIRDA YENİ REALİTE İLE YAŞAMAK

İhtimalleri değerlendirirken buraya kadar özet olarak sıraladığımız aktörlerin çokluğu, Türkiye’nin sınırının hemen yanı başındaki topraklarda ne kadar yüksek risklerle dolu bir fotoğrafın şekillenmiş olduğu gerçeğinin de altını çiziyor.

Sahada Türkiye ile birlikte hareket eden ‘Suriye Milli Ordusu’ bünyesindeki grupları da İdlib’deki silahlı aktörler envanterinin tümünü tamamlamak anlamında büyük fotoğrafa dahil etmek mümkün.

Esad rejiminin geniş toprak kazanımlarıyla birlikte silahlı aktörlerin hepsi Türk sınırına doğru toplanmakta, göç dalgasıyla güneyden gelen yüz binlerce yerinden edilmiş insan da daha önceden gelip çadırkentlerde yaşayanlarla birlikte bu fotoğrafı tamamlamaktadır.

Gerçekçi olursak, Türkiye’nin uzun yıllar bu sıkıntılı realite ile komşu yaşamaya kendisini şimdiden hazırlaması gerekiyor. 

Not: HTŞ’yi konu alan değerlendirmelere ayrıca devam edeceğim.

BAĞLANTILI HABERLER