Gazeteci Başaran Düzgün, Serbestiyet’te Kıbrıs’taki mafya ve kara para ilişkilerini yazdı. Düzgün, Sedat Peker’in Kıbrıs Başbakanı’nın istifasına neden olan videoları yayınlama nedenin 2 yıl önce Halil Falyalı’nın adamları tarafından vurulan bir kişiye daha sonra ‘Beni Sedat Peker vurdurttu’ şeklinde ifade verdirilmesi olduğunu belirtiyor.

Düzgün’ün yazısı şöyle:

“2 yıl önce, Girne’nin işlek caddelerinden birinde, 2 tetikçi Kenan isimli birini kurşunluyor.

Kenan ağır yaralanıyor. Polis ve ambulans süratle olay yerine varıyor.

Ağır yaralı Kenan sedye ile ambulansa bindirilirken, olay yerindeki polislere şunları söylüyor;

‘Beni vuranları tanıyorum. İkisi de Halil Falyalı’nın adamlarıdır.’

Kenan’ın ölmeden önce ifşa yaptığı zannediliyor ama Kenan ölmüyor.

Kısa sürede toparlanıyor ve yargılanmayı bekliyor.

Tam bu sırada Kıbrıs’ta pek yaşanmayan bir olay vuku buluyor ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kenan KKTC tarafından Türkiye’ye iade ediliyor.

İade yolunda da pek yaşanmadık gelişmeler meydana gelmiş olacak ki Türkiye’de mahkemeye çıkan Kenan “beni Sedat Peker vurdurttu” demeye başlıyor.

Sedat Peker bu duruma çok sinirleniyor ve Kenan’a operasyon yapan KKTC Başbakanına operasyon yapma kararı alıyor.

Şu meşhur cinsel içerikli videonun da böyle yayıldığına inanılıyor.

Tüm bunlar olurken Halil Falyalı ne mi yapıyordu?

Sanal bahiste para basıyordu.

Mahkemede verdiği ifadesinde dediği gibi 300 milyon dolarlık servetinin üstüne servet ekliyordu.

‘İş adamı’ formatına geçiş yapıp oteller, restoranlar açıyordu.

O dönemin Cumhurbaşkanı hariç, başbakan ve nerdeyse kabinedeki bakanların tümü bu açılışlarda esas duruş vaziyetinde yer alıyorlardı.

Gazeteciler için söylenen bir deyim vardır;

‘Habere ulaşmak istersen paranın akış yönünü takip et.’

Kıbrıslı gazeteciler de bunu yaptılar ve Halil Falyalı’dan dönemin Başbakanı Hüseyin Özgürgün’ün hesaplarına yönelik yaklaşık 2 milyon dolarlık bir akışın olduğunu tespit ettiler.

Başbakanlık maaşının rutin işlemlerini içeren banka hesapları bir anda şişmiş, ev-araba alımları başlamış, yurt dışına transferler yapılmıştı.

Dönemin Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay konunun peşine düşmüş birçok makul deliller toplamış, savcılık ve polis olaya dâhil olmuştu.

Tam bu anda yine sıra dışı bir gelişme oldu, Özersay dörtlü koalisyon hükümetini bıraktı ve UBP ile ortak hükümet kurdu.

UBP’nin başında şimdiki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar vardı ve Tatar’a ‘Özgürgün’ün dokunulmazlığını kaldırma’ şartı koydu.

Tatar parti milletvekili Özgürgün’ü sattı ve başbakan olma uğruna Özgürgün’ün milletvekili dokunulmazlığını kaldırdı.

Mahkeme yolu açılmıştı.

Bunun üzerine Özgürgün bir gece İstanbul’a kaçıverdi.

Hala İstanbul’dadır. Dönerse yargılanacak ve büyük ihtimalle hapsi boylayacak.

Dönmüyor ve ne enteresandır ki hala milletvekilliği maaşını almaya devam ediyor.

Şimdi gelelim rakamlara:

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 2019 yılında, CNN Türk’te Hafta Sonu Özel programına katılmış ve bir soru üzerine şunları söylemişti: Kıbrıs’ta oluşan bir mafya var. Yasadışı bahis mafyası. Aylık boyutunun 50 milyar lira civarında olduğunu tahmin ediyoruz.”

KKTC Başbakanı Ersan Saner’in yayınlanan videosu, Halil Falyalı’nın tutuklanarak hücreye konması, mahkemede ‘300 milyon dolar servetim var’ demesi, eski Başbakan’ın İstanbul’da kaçak hayatı yaşaması ve Sedat Peker’in (cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı da kast ederek) ‘elimde çok videolarınız var’ demesi.

Netflix’teki Meksika dizilerini aratmayacak olaylar silsilesinin özeti şudur:

Değil sadece siyasetçiler, KKTC tekmili birden kara paraya esir vaziyettedir…”