Uzmanlar uyardı: Dinleyen olmadı, önlem alınmadı



Artı Gerçek

Elazığ'da yaşanan son deprem Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Alınmayan tedbirler aynı acıları ve kayıpları bir kez daha yaşattı.


Elazığ'ın Sivrice ilçesinde meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen son deprem, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlattı. 1999 Marmara depreminden bu yana alınmayan tedbirler, aynı acıları ve kayıpları bir kez daha yaşattı. Uzmanlar, depremin ardından açıklamalarda bulunurken, öncesinde defalarca uyarılarda bulunduklarını ancak önlemler konusunda ilerleme kaydedilemediğini dile getirdi. 

TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK) bünyesinde oluşturulan ekip de Elazığ ve Malatya'da inceleme yaptı.

'HASARLI BİNALAR İÇİN TEDBİR ALINMALI DEDİK, DİNLEYEN OLMADI'

Birgün gazetesinde yer alan habere göre, TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Doğan Hatun, hasarlı binalar için henüz önlem alınmadığını, bütün odağın enkazlarda olduğunu belirtti. Sivrice’de yetkililerle görüştüklerini dile getiren Hatun, “İnceleme yaptığımız diğer mahallelere kaos hâkim. Bu nedenle yetkililerle iletişime geçemedik. Güvenlik önlemlerini aşıp inceleme yapamıyoruz. Hasarlı binalar için tedbir alınmasını söyledik ama panik halinden dolayı dinleyen olmadı. Binaların bitişik olması buradaki sorunların başında geliyor” dedi.

TMMOB Yönetim Kurulu, “Elazığ ve bölgesinde artçıları devam etmekte olan deprem, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlattı” diyerek bir açıklama yaptı.

RİSKLİ YAPILARLA İLGİLİ İVEDİLİKLE ÇALIŞMA BAŞLATILMALI

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Yıkılan binalarda arama kurtarma çalışmaları sürüyor. TMMOB Diyarbakır ve Malatya İl Koordinasyon Kurullarımız bünyesinde yönetici ve uzmanlardan oluşturduğumuz ekiplerimiz bölgeye ulaşıp Elazığ ve Malatya’da çalışmalarına başladı. Sivrice Kaymakamı ve Belediye Başkanı ile gerekli görüşmeler yapılmış kriz masaları ile temas kuruldu. Tespit edilen hasarlı yapılar kriz masalarına bildirildi. Çalışmalar yıkılan binalarda arama kurtarmaya yoğunlaşmış olup, yıkılmamış durumda olan hasarlı yapılara ilişkin herhangi bir tedbir alınmamış durumda. Artçı sarsıntılar devam etmekte olup hasarlı yapılarda yıkıcı etki yapma olasılığı yüksek. Hasar oluşan yapılar güvenlik şeridi ile çevrilmeli içerisine hiçbir şekilde girilmemeli. Arama kurtarma çalışmalarının yanında hasarlı yapılara yönelik acil bir çalışma yapılmalı gerekli tedbirler alınmalı.

Elazığ ve bölgesinde artçıları devam etmekte olan deprem Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Ülkemiz dünyanın en etkin deprem kuşakları üzerinde yer almakta. Ne zaman nerede bir depremin olacağını kestirmek güç olsa da, her an ülkemizin herhangi bir yerinde orta büyüklükte veya yıkıcı nitelikte bir depremin olma olasılığı çok yüksek. Orta büyüklükte meydana gelen depremlerin bile kırsal alanda bulunan yapı stokunda oldukça büyük oranda hasar meydana getirmesi depreme yönelik gerekli önlemlerin alınmadığının en açık göstergesi. Her depremden sonra aynı acıları ve kayıpları yaşamamak için yer seçimi, yapı tasarımı, üretimi ve denetimi aşamalarında mühendislik biliminin, bilgisinin gerekleri tam olarak yerine getirilmeli, ülkemizin deprem ve afet planları geliştirilmeli, ülkemiz yapı stokunda gerekli mühendislik incelemeleri yapılarak riskli yapılardaki risklerin giderilmesi çalışmaları ivedilikle başlatılmalı.”

18 KENT, 80 İLÇE, 502 KÖY AKTİF FAY HATLARI ÜZERİNDE

Jeoloji Mühendisleri Odası da depreme ilişkin yaptığı açıklamada, fay hatları üzerindeki alanların yapılaşmaya kapatılması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Diri Fay Haritası baz alınarak yaptığımız incelemede, “Aksaray, Bolu, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli, Erzurum, Kahramanmaraş, Hatay, Hakkari, Muğla, Eskişehir, Kütahya, Bingöl” gibi 18 ilimizin merkez yerleşim birimleri ile yine içinde son depremi yaşadığımız 80’ini aşkın ilçe merkezinin ve ilk belirlemelere göre 502 köyümüzün deprem üretme potansiyeli yüksek aktif fayların geçtiği hatlar üzerine doğrudan oturduğu vurgulanarak, fay hatları üzerindeki alanların yapılaşmaya kapatılarak, bu yerleşimlerde öncelikli olmak üzere kentsel dönüşümün uygulamalarının başlaması gerektiğini belirttik."

Depremin ardından uzmanlar, birbiri ardına açıklamalarda bulundu. Uzmanların ortak görüşü ise deprem ülkesi olan Türkiye’de önlemlerin hâlâ alınmadığı oldu.

JEOLOJİ MÜHENDİSİ PROF. DR. OKAN TÜYSÜZ:

Türkiye deprem bölgesi. ‘Oldu da bitti’ gibi bir durum söz konusu değil. Türkiye’nin birçok bölgesinde deprem beklentisi var. Dolayısıyla önlem almak her zaman için geç kalınmamış bir eylem. Türkiye’nin birçok bölgesinin deprem beklentisi içinde olduğunu belirterek, önlem almak için geç olmadığını ifade etti. Tüysüz, "Bu önlemlerin başında kentsel dönüşüm geliyor. Kentsel dönüşüm dediğimiz şey, yapıların değişen kurallara göre yeniden yapılması demek. Yani bugün 1975-88 yönetmeliklerine göre yapılan binalara sahibiz. Bu yıl yeni bir yönetmeliğe geçtik, dolayısıyla yapıların depreme hazır olup olmadığını bugünkü yönetmeliklere göre test edip binaları hazır hale getirmek gerekiyor. Bu hem yaşadığımız binalar, hem kamu binaları hem de altyapılar için geçerli. Evet, bunlar için geç kalındı belki ama geç kaldık diye vazgeçmek gibi bir şey söz konusu olamaz. Kanal İstanbul’un bir önceliği yok. Dolayısıyla oraya harcanacak para depreme hazırlık olarak kullanılmalı ama bu bir siyasi tercih. Eğer Kanal İstanbul’u yapacak paramız varsa, bu bütçeyle Türkiye ciddi anlamda depreme hazır bir hale getirilebilir.

YER BİLİMİ VE DEPREM UZMANI PROF. DR. NACİ GÖRÜR:

Yer bilimciler olarak bu fay üzerinde büyük depremler olduğunu bildiğimiz için bu kadar sessiz kalmasından endişe ediyorduk. Bu sessizliğin nedeni gittikçe enerji ve stres biriktirmesi olabilir, günün birinde bir yerden patlak verebilir, diye endişe ediyorduk. Bu fayın özelliği gereği Sivrice’den Bingöl Karlıova’ya doğru Palu ve Malatya, Adıyaman ve Maraş’a doğru özen gösterilmesi gerekiyor. Elazığ’da bir zamanlar Elazığ’ın depremselliği ile ilgili konferanslar verdim, uyarılar yaptım, Elazığ ve köylerini depreme hazırlayın dedim. Halka anlatmaya çalıştım. Halkta oranın deprem kenti olmadığı gibi bir düşünce vardı. Halkı da uyardık. Doğu Anadolu Fayı’nın önemli bir fay olduğunu. Türkiye’nin ikinci büyük fayı olduğunu, tehlikeli depremler üretebileceğini anlatmaya çalıştım. Bu konuda kitaplar basıldı ama maalesef pek bir şey yapılmadı. Tıpkı İstanbul’da olduğu gibi. Yine Elazığlı olan Prof. Dr. Namık Çağatay ve İTÜ’deki arkadaşlarla birlikte Bingöl, Elazığ, Malatya, Maraş Valiliği ile belediye başkanlıklarını ve bu kentlerdeki üniversiteleri bir araya getirdim. Harita Genel Komutanlığını da işe katarak proje hazırladım. TÜBİTAK, DPT gibi birçok yere başvurduk reddedildi. Hâlbuki her fay kuşağında depremin er geç geleceği biliniyor.

JEOFİZİK YÜKSEK MÜHENDİSİ PROF. DR. AHMET ERCAN: 

50 milyar lira biriken deprem fonunun duble yollara harcanmasının ne kadar hatalı olduğunu görüyoruz. 6’ya varan artçı depremler gelecek hafta yoğun olabilir. Etkisi aylarca sürecektir. 50 yıllık deneyimlerime bakacak olursam, arkasından daha büyük depremin gelmesi benim için şaşırtıcı olur. Ama artçı depremler yıkıcı olur. 6.8’lik deprem güçlü duyumsanmıştır, bunun yerde oluşturduğu kırık boyu 30-40 km olması beklenmekte.

DEPREM UZMANI PROF. DR. ŞÜKRÜ ERSOY: 

Elazığ’da daha önce bir deprem olmuştu. Bu bölgenin kritik olduğunu söylemiştim. Doğal yolu fay hattının gerilimi yüksek bir bölge. Böyle bir depremin olabileceği hakimdi. Doğu Anadolu’da uzun süreden beri bir deprem yoktu. Beklenen bir depremdi. Ama bu deprem önemli. Yer kabuğunu kırmış olabilir. Bu anlamda da büyük bir enerji boşaldı.