ARTI GERÇEK-Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Temmuz'da yıllık enflasyon yüzde 18,95 ile 26 ayın en yüksek seviyesine yükseldi. Üretici fiyatlarındaki artış ivmesi Temmuz'da da sürerken, yıllık üretici enflasyonu yüzde 45'e dayandı. Aylık en yüksek artış konut grubunda olurken, yıllık en yüksek artış ise gıdada gerçekleşti. Gıdadan sonra artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 24,92 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 24,62 ile ulaştırma ve yüzde 22,70 ile ev eşyası oldu. Veriler aynı zamanda tüketici fiyat endeksinde 2003 yılından bu yana en yüksek Temmuz enflasyonuna işaret etti.


Enflasyon verilerini Artı Gerçek’e değerlendiren uzmanlar ise Türkiye için artık ‘Hiper enflasyon’ ifadesinin demenin zamanının geldiğini belirtti. Açıklanan verileri 'görünen köyün kılavuzsuz hali' olarak yorumlayan uzmanların, tedbir alınacağı dair de beklentileri yok. 

'TÜRKİYE ENFLASYON BASKISINA GİRDİ'

Artı Gerçek’e konuşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup) Yöneticisi Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Türkiye’nin enlasyon baskısına girdiğini belirterek “Bu kapsamda özellikle gıda fiyatlarında yaz etkisinin de artık kaybolduğunu, üretim gücünün zayıflamasından kaynaklı tarımsal boşlukların, tarımsal üretimde sorunların başladığı bir dönemi işaret edebiliriz” dedi.

‘İKİ YÖNLÜ BİR KIRILMA ORTAYA ÇIKTI’

“Olay sadece imalat sanayindeki ya da tüketim harcamalarındaki fiyatlardan kaynaklanan bir şey değil. Artık yapısal bozukluğun bir göstergesi niteliğinde” diye belirten Prof. Dr. Ulusoy, “Hem tarımda hem imalat sanayinde hem de pandemi sonrasında iş gücü piyasasında oluşan bir ayarlama maliyetinin sinyallerini görüyoruz” diye ekledi.

“Çalışan sayısı az, istihdam oranı az, üretim az ama iş ile işçi arasında bir dengesizlik var. Bir piyasada buluşamıyorlar” vurgusu yapan Ulusoy, şöyle devam etti: “Bu dengesizlik ücret karşılığında bir sorunun varlığını ortaya çıkarırken, enflasyonun da maliyet kaynaklı olması iki yönlü bir kırılmayı ortaya çıkartıyor.”
‘TÜRKİYE İÇİN ARTIK ‘HİPER ENFLASYON’U DİLLENDİRMENİN ZAMANI’

Ulusoy sözlerinin devamında “Türkiye için artık ‘Hiper enflasyon’u dillendirmenin zamanı. Belki de bu kapsamda yeni politikaları oluşturmanın zamanı” tespitinde bulundu.  

‘VERİLER SÜPRİZ DEĞİL, GÖRÜNEN KÖYÜN KILAVUZSUZ HALİ’

Enflasyon verileri için “Kesinlikle sürpriz değil” diyen Ulusoy, şöyle açıkladı:

“Yöneticiliğini yaptığım ENA Grup’un enflasyon oranı Temmuz için yüzde 4.89. Ve ENA Grup’a göre Türkiye’deki enflasyon yıl başından bu zamana kadar 7 aylık süreçte 25.14. Bu sürpriz değildi. Görünen köyün kılavuzsuz haliydi.”

‘2018’DEN BERİ UYARDIK, ÖNLEM ALINMADI, ALINMAYACAK DA…’

Prof. Dr. Ulusoy, 2018 krizinden bu yanan enflasyondaki baskıya yönelik uyarılarda bulunmalarına rağmen, tedbir alınmadığını belirterek, önlem alınacağına dair de bir beklentilerinin olmadığını dile getirdi. Ulusoy, sözlerini şu değerlendirmeyle tamamladı:

“2018 krizinden beri enflasyonda bir baskı olacağını belirtmemize rağmen herhangi bir önlem alınmadı. Alınmayacak da. Çünkü, önlem alınsa bile yıllara sığan bir enflasyonu yaşayacağımızı ifade etmek isterim.”

PROF. DR. KORKUT BORATAV: EMEKÇİ KESİMLERİN GELİR DAĞILIMINDAKİ KONUMLARI DAHA DA BOZULACAK'

Açıklanan enflasyon verilerini yorumlayan iktisat profesörü Korkut Boratav ise emekçi kesimlere dikkat dikkat çekti.

Türkiye’deki gelir dağılımının, politika hataları ve sermaye yanlısı uygulamaların yanı sıra yanlış enflasyon hesaplamalarından dolayı emekçi kesimlerin aleyhine işlediğini işaret eden Prof. Dr. Boratav, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Enflasyona kısa dönemli indekslenmiş asgari ücretli, emekli aylıkları, memur maaşları, toplu sözleşmeler uygulanırsa enflasyon kaçınılmaz olsa bile, en azından yoksul ücretli katmanları korur. Türkiye gelir dağılımı bir yığın politika hatası ve sermaye yanlısı uygulamaların yanı sıra, bir de yanlış enflasyon hesabından ötürü emeğin aleyhine işliyor. Bu enflasyondaki yükselme, yanlış ve eksik hesaplanmaktadır. İleride bu yanlış ve eksik fark telafi edilse dahi, gerçek enflasyon altında çok daha ağır kayıplara uğramış olan, bütün emekçi, ücretli ve maaşlı katmanların gelir dağılımındaki konumları daha da bozulacaktır” diye belirtti.