Seda TAŞKIN


+GERÇEK- Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Antep’te 21 Mayıs tarihinde yapmayı planladıkları mitinge valilik tarafından yasak getirildiğini duyurmuştu. Konuya ilişkin açıklama yapan Mustafa Yeneroğlu, “Özellikle seçimlere 1 yıl kadar bir sürenin kaldığı ve havaların ısınmasıyla beraber her türlü basın açıklaması ve açık hava faaliyetlerinin artması beklenen bir dönemde bu yasaklama kararlarının alınması ayrıca endişe vericidir” dedi.

Anayasal haklarının pervasızca kısıtlanmasının kabul edilemez olduğunu aktaran Yeneroğlu, “Son bir haftada Adana, Eskişehir, Rize ve Batman valiliklerinin ardı ardına toplantı ve gösteri yürüyüşlerini izne bağlama, toptan yasaklama veya her türlü açık hava etkinliklerinin yasaklanması kararları ile olağanüstü hal rejimi olağanlaştırılmakta ve temel hak ve hürriyetler yok sayılmaktadır” dedi.

‘TOPLUMUN ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURMAK HUKUKSUZDUR’

Genel geçer gerekçelerle hiçbir somut tehlike bulunmadığı halde festivallerin engellendiğini ve toplumun bir kesiminin sesinin duyurmasına engel olunduğunu söyleyen Yeneroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Toplum üzerinde baskı oluşturmak için bu tip hukuksuz karar verilmesi ve anayasal hakların böylesine pervarsızca kısıtlanması asla kabul edilemez. Özellikle seçimlere 1 yıl kadar bir sürenin kaldığı ve havaların ısınmasıyla beraber her türlü basın açıklaması ve açık hava faaliyetlerinin artması beklenen bir dönemde bu yasaklama kararlarının alınması ayrıca endişe vericidir.””

‘VALİLERİN KEYFİ KULLANABİLECEĞİ YETKİLERİ YOKTUR’

“Yasaklama kararlarında dayanak gösterilen mevzuat hükümlerinin hiçbiri, valilere sınırsız ve keyfi şekilde kullanılabilecek bir yetki vermemektedir” diyen Yeneroğlu, şöyle devam etti:

“Anayasa Mahkemesi çeşitli kararlarında; halka açık yerlerde yapılan her türlü gösterinin günlük hayatın akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceğini ve olumsuz tepkilere yol açabileceğini kabul etmiş, yalnızca toplumun büyük bir kısmı tarafından gösterilebilecek bir tepki veya doğabilecek bir gerilimin varlığının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ortadan kaldırılması için yeterli olmadığını ortaya koymuştur. Yine bu kararlarda defalarca ifade edildiği gibi ‘toplantı hakkına yapılan her tür müdahalenin haklı olduğunun kabul edilmesi ancak zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının ve orantılı olduğunun ikna edici biçimde gösterilmesiyle mümkündür.’ Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de çeşitli kararlarında toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanmasının çok istisnai olması ve özel olarak gerekçelendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

‘ANAYASAL HAK SOYUT GEREKÇE İLE ENGELLENEMEZ’

İdari makamlarca açık ve yakın tehlike olduğu ortaya konulmadan ve toplantıların yasaklanmasının zorunlu olduğuna ilişkin somut gerekçeler belirtilmeden kategorik olarak toplantı ve gösterilerin yasaklanması hukuka aykırıdır. Anayasal bir hak, soyut gerekçelerle engellenemez. Bu keyfi kararlar, demokratik toplumun temeli olarak kabul edilen toplantı ve gösteri hakkının kullanılmasını ölçüsüz olarak engellemektedir. Nitekim bu yasaklama kararları nedeniyle çok önceden planlanan etkinliklerin yapılması da mümkün olmamış; yapılan tüm hazırlıklar ve harcanan emekler yok sayılmıştır. Oysa çok geniş kapsamlı yasaklarla bu hakkı kullanılamaz hale getiren idari makamların asıl görevleri toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmak isteyen kişiler için güvenli ve uygun ortamı sağlamaktır.

‘TOPLUM ÜZERİNDEKİ BASKI SON BULACAKTIR’

DEVA Partisi olarak; düşünceyi açıklamak, ortak çıkarları savunmak, belli fikir ve kanaatler çerçevesinde kamuoyu oluşturmak gibi çeşitli amaçlarla bireylerin bir araya gelebilmeleri amacına hizmet eden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının demokratik toplumun temelini oluşturduğuna inancımız tamdır. DEVA Partisi iktidarında insanlarımız toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkını dilediği gibi kullanacak ve toplum üzerindeki her türlü baskı son bulacaktır.