Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu'nun, insanca yaşama yetecek bir maaş için ek bütçe talebiyle Çankaya Belediyesi önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis izin vermedi. Sakarya Caddesi'nde bir araya gelen kamu emekçileri, sloganlarla açıklamanın yapılmasına karar verilen Eğitim Sen 5 Nolu Şube’nin önüne yürüdü. Yürüyüş sırasında emekçiler polis müdahalesine maruz kaldı. Polisin müdahalelerine rağmen kitle sloganlarla yürüyüp açıklamanın yapılacağı alana geçti. Açıklamada sık sık, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Vergide adalet istiyoruz” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganları atıldı.

FATURA EMEKÇİYE

Yıllardır yaşanan her krizin faturasının emekçilere çıkarıldığını belirten KESK Ankara Şubeler Platformu Sözcüsü Cemal Erdoğan, ülkeyi yönetenlerin "Büyümede rekor kırdık" ve "Dünya bizi kıskanıyor" gibi söylemlerinden emekçilerin payına hep sahte enflasyon rakamlarına göre belirlenen maaş zamları, daha adaletsiz hale getirilen vergiler, gittikçe güvencesiz hale getirilen bir çalışma yaşamı düştüğünü söyledi. 

Her hak taleplerine kriz var diye yanıt verildiğini aktaran Erdoğan, “‘Aynı gemideyiz, batarsak hep beraber batarız’ diyenler bize hep o geminin kazan dairesi reva görüldü. Bir avuç mutlu azınlık ise bizim alın terimizle, emeğimizle su yüzünde tuttuğumuz geminin lüks kamaralarında keyif çatmaya devam etti” ifadelerini kullandı.

EMEKÇİDEN ALINAN PATRONA GİDİYOR

Emekçilerin cebinden alınanların teşvik, vergi affı, vergi yapılandırması olarak sermayeye, patronlara; araç, yolcu, hasta garantisi olarak köprü, otoyol, havaalanı ve şehir hastanelerinin müteahhitlerine akıtıldığına dikkati çeken Erdoğan, “Yıllardır çarşıda, pazarda yaşadığımız enflasyon ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığını çocukların dahi bildiği resmi enflasyon sanki gerçek enflasyonmuş gibi gösterildi. Maaş artışlarımız bu sahte rakamların temel alındığı enflasyon hedeflerine göre belirlendi. Kendine ‘Yetkili sendika’, ‘Yetkili konfederasyon’ diyenler oturdukları masalarda sahte enflasyon rakamlarının yarım puan üstündeki mutabakatların altına imza attı. Hükümetin teklif ettiği rakamların daha altına imza attıkları bile oldu” diye konuştu.

KRİZİN FATURASI EMEKÇİLERİN OMUZUNDA

Pandemi ile birleşen ekonomik krizin enkazı yine emekçilerin omuzlarımıza yıkılmak istenildiğini aktaran Erdoğan, ekledi: “Pandemiye ayrılan kaynaklar nedeniyle işçilere, emekçilere, esnafa, çiftçiye verecek bir şey kalmadığını söylüyorlar. Oysa devletin resmi rakamları Türkiye’nin Covid-19 ile mücadelede vatandaşlarına en az nakit destek veren ülke olduğunu gösteriyor.”

İĞNEDEN İPLİĞE ZAM

Geçen yıl 50 milyar TL’den fazla ergi toplandığını, vergi yükünü emekçilerin çektiğini kaydeden Erdoğan, salgın nedeni ile toplam 52.7 milyar TL kullanıldığını, bunun 44.2 milyarının İşsizlik Fonu’ndan, 2.1 milyarının bağış kampanyalarından karşılandığını, hazineden aktarılanın ise sadece 6.4 milyar TL olduğuna işaret etti.

Her ekonomik krizde emekçilerin kemerlerini sıkmak zorunda kaldığını dile getiren Erdoğan, “İğneden ipliğe zam yağmurunun devam ettiği pandemi koşullarında giderlerimiz daha da arttı. Maaşlarımız mum gibi eridi. Bugün resmi enflasyon yıllık yüzde 15,61 olarak gözüküyor. Ancak bağımsız iktisatçıların yaptığı araştırmalar yaşanan gerçek enflasyonun bu rakamın en az iki buçuk katı olduğunu ortaya koyuyor. Tüm bunlara rağmen hiç kimsenin bizim yüzde 3 maaş zammı ile yetinmemizi beklemeye hakkı yoktur” ifadeleri kullanıldı.

MAAŞLAR YOKSULLUK SINIRI ÜZERİNE ÇIKSIN

İnsanca yaşamak hepimizin hakkıdır diyen Erdoğan, bunun için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

*Sadece geçtiğimiz yılın kayıplarını telafi etmek için maaşlarımızın 2021 yılının başından itibaren geçerli olmak üzere seyyanen 1000 TL artırılmasını,

*Çoktan iflas eden mevcut sisteme son verilerek evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu grev hakkı ile tanımlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmesini,

*Yılardır sahte enflasyon rakamları ile maaşlarımızda yaşadığımız kayıpların telafisi için gerçek toplu pazarlık masasının bir an önce kurulmasını,

*En düşük kamu emekçisi maaşının; kira, yakacak, ulaşım gibi sosyal ödemelerle yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını,

ZENGİNLERDEN SERVET VERGİSİ ALINSIN
 
*Tüm yükün emekçilerin üzerine yıkıldığı vergi adaletsizliğine son verilmesini, bunun için kar, faiz ve servet gelirine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,

*Birinci vergi diliminin yüzde 15'ten yüzde 10’ a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlardan yapılan kesintinin birinci vergi diliminde sabitlenmesini istiyoruz.

*Hangi sendikaya üye olursa olsun ya da bir sendikaya üye olmasın, tüm kamu emekçilerini insanca yaşamaya yetecek bir maaş talebine sahip çıkmaya,

*Hayat pahalılığına, adaletsiz vergi sistemine karşı emeğin haklarını korumak için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. (MA)