Avrupa Birliği’nin desteğini sağlayabilmek için Mavi Vatan projesini rafa kaldıran Ankara, Biden yönetimiyle iyi ilişkiler kurabilmek adına da Montrö anlaşmasını gündeme getirdi.

Saray yönetimi bu konuyu, emekli amirallerin Montrö’yü savunan olaylı bildirisi üzerine hala gündemin tepesinde tutmaya devam ediyor.

Biden’dan 80 gündür beklenen telefonun bu sayede gelebileceği ve hatta ABD ile yeni bir sayfa açılacağı beklentisi içindeydi Saray.

Ama olmadı. Biden’dan beklenen telefon yerine Moskova’dan, Putin’den bir telefon geldi. Telefonun öteki ucunda Putin, gelen haberlere bakılırsa bir yandan Montrö’ye dokunulmaması gerektiğini kibarca Erdoğan’a hatırlattı. Bir yandan da Ukrayna ile Rusya arasındaki iyice gerginleşen soruna müdahil olmaması konusunda onu uyardı.

Oysa Saray yönetimi Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni Biden’i yumuşatabilmek amacıyla kullanmak istiyordu.

Çünkü ABD yönetimlerinin Montrö’ye sıcak bakmadıkları biliniyor. Washington, oldum olası herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadan Karadeniz’e istediği zaman, istediği kadar savaş gemisi göndermek ve böylece güneyden de Rusya’yı gözetim altında tutabilmek istiyor.

Emekli amirallerin Montrö’ye dokunulmamasını talep eden olaylı bildirisinin geri planında da aynı tartışma yatıyor.

Mavi Vatan projesinde ve diğer dış politika hamlelerinde iktidarın yanında yer alan, Erdoğan’ı destekleyen amirallerin çoğunun Montrö meselesinde iktidarın olası bir hamlesine karşı çıkarak bir uyarıda bulundukları anlaşılıyor.

Montrö’ye ilişkin böyle bir niyetten rahatsız olanlar sadece emekli amiraller değil.

Bu anlaşma sayesinde Karadeniz’de kendisini en azından görece de olsa güvende hisseden Rusya da olan bitenden rahatsız.

Bu rahatsızlıklarını da birkaç gündür değişik yetkililerin ağızlarından yaptıkları açıklamalarla dile getiriyorlar.

İKİ ABD SAVAŞ GEMİSİNİN KARADENİZ’E ÇIKIŞI

Rusya’nın son  son günlerdeki rahatsızlığı sadece Montrö’yle sınırlı değil.

ABD’ye ait iki savaş gemisinin, Rusya ile kriz yaşayan Ukrayna yönetimine destek için Karadeniz’e çıkmak için hazır olduğu, hatta Ankara’ya diplomatik bildirimde bulunmuş olması Moskova’yı rahatsız eden bir diğer mesele.

Savaş gemilerinin 14-15 Nisan’da Karadeniz’e çıkacakları ve 4 Mayıs’a kadar bölgede kalacakları bildiriliyor.

ABD gemilerinin Montrö’ye uygun bu çıkışı bile Moskova’yı tedirgin ediyor.

Rusya, Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksander Gruşko, 'Karadeniz'de son günlerde artan faaliyetlerden endişeli olduklarını' söyledi.

Endişelerinin kaynağını besbelli son günlerde hayli ısınan Ukrayna Rusya ilişkileri oluşturuyor.

Rusya desteğiyle tek taraflı bağımsızlık ilan eden Ukrayna’nın Donbass bölgesinde (Donetsk ve Luhansk) ateşkes ihlalleri sürüyor. Zaman zaman çıkan çatışmalardan ölüm haberleri geliyor.

Rusya’nın da Donbass sınırına asker yığması ve dışarıdan destek gelmesi durumunda Ukrayna’yı yerle bir etmekle tehdit etmesi, ABD, AB ve NATO’nun da alarma geçmesine neden oldu.

Koalisyon iktidarı son yıllarda Rusya ile yakın ilişkilerine rağmen Ukrayna ile silah üretimi ve alım satımıyla ilgili çeşitli anlaşmalar yaptı.

Türkiye’nin bu ülkeye İHA ve SİHA’lar ile başka silahlar sattığı buna karşılık bu insansız uçakların motorlarını da oradan aldığı biliniyor.

Ankara ile Ukrayna arasında geçtiğimiz yılın aralık ayında korvet ( Küçük boy savaş gemisi) ve SİHA'lar için üretim ve teknoloji paylaşımı alanında bir dizi anlaşma imzalandı. |

Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Taran, bu projelerin amacını, Karadeniz'de ve Azak Denizi'nde güvenliğin artırılması için Ukrayna donanmasının modernize edilmesi olarak açıklamıştı.

UKRAYNA’NIN RUSYA’YA KARŞI GÜÇLENMESİ PROJESİ

Açıkçası NATO, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı Karadeniz’de güçlenmesini istiyor. Türkiye’ye de bu projede önemli bir rol biçiyor.

Geçtiğimiz yılın Ekim ayında da yine iki ülke arasında savunma sanayi projeleri kapsamında iyi niyet beyanı, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Taran arasında Askeri Çerçeve Anlaşması imzalanmıştı.

Putin’in Erdoğan’a telefonunun zamanlaması tesadüf değildi. Bu telefondan sadece saatler sonra Ukrayna Başbakanı Zelinsky İstanbul’a geldi ve Erdoğan’la uzun bir görüşme yaptı.

Daha önce planlanmış bu ziyaretten sonra Erdoğan yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunduklarını, buna karşılık Kırım'ın ilhakını tanımadıklarını bir kere daha ifade ettiklerini söyledi.

Ukrayna'nın uluslararası toplumu Kırım konusunda bir araya getirmeyi hedefleyen girişimi olan Kırım Platformu'nu desteklediğini de açıkladı.

Ankara’nın, NATO ve ABD hesaplarına da uygun olan bu faaliyetleri elbette Kremlin tarafından yakından izleniyor. Nitekim Putin’in, dünkü telefon görüşmesinde bu konudaki endişelerini Erdoğan’a ilettiği Rusya tarafından görüşmeye ilişkin bilgi notunda yer aldı.

Hemen ardından Rusya tarafından yapılan açıklamalarla, Türkiye’ye bütün uçuşların durdurulduğu haberleri duyuldu.

Özetle Putin, “Montrö’ye dokunma, Ukrayna’ya da karışma” derken, ilk yaptırım olarak da Rus turistlerin Türkiye’ye gidişlerini engellemiş oldu.

Ne dersiniz?

Saray, Biden’i telefona zorlamak ve ABD’nin desteğini arkasına alabilmek için hazırladığı bu diplomatik oyunu da eline yüzüne bulaştırmış olmasın!