HDP'li Özsoy: Uluslararası kamuoyunun Türkiye’ye yönelik baskıları artacak

HDP'li Özsoy: Uluslararası kamuoyunun Türkiye’ye yönelik baskıları artacak
Yayınlanma:
Güncelleme: 22 Ekim 2020 15:20
A+ A-
HDP Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Hişyar Özsoy, AKPM'nin HDP’ye yönelik baskılara karşı bir karar tasarısını 23 Ekim’de tartışıp oylamaya sunacağını söyledi.

HDP’ye yönelik baskı politikalarının yeni olmadığını belirten Özsoy, son süreçte yaşanan gözaltı ve tutuklamaların "genel bir trendin son halkası" olduğunu kaydetti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü ve Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy gündemdeki konuları ANF’ye değerlendirdi.

‘YAŞANANLAR KONSEPTİN BİR PARÇASI’

Özsoy, partisine yönelik son günlerde artan baskı ve operasyonlara ilişkin şunları aktardı: "Kars Belediyesi’ne kayyım atamak istiyorlardı. Bunun gerekçesini oluşturdular. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yakın zamanda HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı’na ilişkin bir kararı çıkacak. Bu kararın güçlü olmasını bekliyoruz. Bunu boşa çıkarmak istediler. Selahattin Demirtaş, Kobanê protestoları gerekçesiyle ikinci bir kez tutuklandı. Son süreçte partiye yönelik gözaltıların AİHM’nin kararına bir hazırlık olduğu anlaşılıyor. TBMM 6 yıldır Kobanê’yi sürekli kriminalize etmeye çalışıyor. Bu nedenle de Kobanê ismini sürekli şiddet ve terör gibi kavramlarla iç içe kullanmaya çalışıyor. Haliyle bu kriminalize çabalarının Kobanê’ye yönelik olası bir saldırının psikolojik alt yapı hazırlığı olduğu söylenebilir. Yaşananların bu konseptin bir parçası. Başarılı olur mu, bu başka bir tartışma konusu.

Şunu söyleyebilirim ki, iktidar 2019 yılından bu yana kanımca bir taktik değişikliğine gitti. Şöyle ki, şuan Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten bu faşist ittifak toplumdan oy alamayacağını biliyor. Çünkü herkese terörist diyerek kriminalize ettiler. Sonuçta bütün büyük şehirlerde koca bir hezimete uğradılar. Yerel seçimden önce herkese terörist diyorlardı. Hatta halde soğan, patates satanlara da terörist dediler. Sonuç ise kendileri için hezimet oldu. Dolayısıyla 2019 seçimlerinden sonra yeni taktikler denemeye başladılar. Bir yandan baskının dozajını arttırırken bir yandan da muhalefetteki tüm partilere dönük kimi sistematik saldırılar gerçekleştirdiklerini görüyoruz. Seçimler yaklaştıkça HDP’ye dönük baskının dozajını da arttırabilirler. Her seçim öncesi herkesin bildiği gibi binlerce gözaltı ve tutuklamalar gerçekleştiriliyor. Tüm bu saldırılar beyhudedir. HDP’nin hikayesi ve mücadelesi tarihsel, siyasal olarak önümüzdeki dönemde de Türkiye’de, Kürdistan’da, Ortadoğu’da rolünü oynamaya devam edecektir."

‘KENDİ ACZİYETLERİNİN GÖSTERGESİDİR’

Devletin HDP’nin barış için önemli bir yerde olduğunu bilmesine karşın saldırılardan geri durmamasının kendi acziyetinin göstergesi olduğunu belirten Özsoy, Kürt meselesinin büyük coğrafyalara yayılarak küreselleşen ve acil çözüme kavuşması beklenen bir mesele olduğunu vurguladı.

Özsoy, " Ciddi insanlar bu mesele için ciddi siyasi çözümler düşünür. Meseleyi militarist yöntemlere havale edip bu kadar kriminalize etmek aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde bulunduğu büyük acziyeti ve zafiyeti gösterir" dedi.

‘TÜRKİYE AVRUPA’NIN SABRINI ZORLUYOR’

Ülkelerle yaptığı temaslarda AKP iktidarının dayattığı hak ihlallerini ve politikalarını çok sert eleştirdiğini belirten Özsoy, şöyle konuştu:

"Avrupa ülkeleri, Avrupa Konseyi hatta zamanında kendileriyle ittifak halinde bulunan ülkeler- buna şimdilerde ekonomik ambargo uygulayan Suudi Arabistan da dahil-bir çok ülke tarafından yalnızlaştırılmış bir yerde duruyor Türkiye. Ancak özellikle Avrupa Türkiye ile hala güvenlik, göç, mülteciler konularında ilişkilerini devam ettiriyor. Türkiye’ye karşı reel politik düşünüyorlar. Yani insan hakları, özgürlükler, Kürt meselesi gibi temel siyasi konularda doğrudan müdahil olup Recep Tayyip Erdoğan’ı karşılarını almak istemeyen bir eğilim içindeler. Yakın zamanda İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde Türkiye’ye geldi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile kameralar önünde bir polemik yaşadılar. Diplomatik nezaket açısından oldukça çirkindi Çavuşoğlu’nun tavrı. Bu meselede de bizim gördüğümüz Avrupalı siyasetçilerde de sabrın sınırları zorlandığı. Yalnızca Türkiye’deki iç meseleler değil, Ermenistan Azerbaycan çelişkisinden tutun da Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye müdahil olma biçimleri, Libya, Doğu Akdeniz, Kıbrıs meselelerine değin tüm yaşananlara değin tüm bu yaşananlar Avrupa için ciddi sıkıntılar. Dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde Türkiye’ye dönük eleştirilerin artacağını öngörmek mümkün.

‘TÜRKİYE’YE YÖNELİK BASKILAR ARTACAK’

Ekim sabahında da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkiye’de yaşanan gözaltı ve tutuklamalara dair spesifik bir karar tasarısını tartışıp oylamaya sunacak. Karar tasarısı geçecektir diye düşünüyorum. Önümüzdeki dönemlerde uluslararası kamuoyunun Türkiye’ye yönelik baskılarını artmasını beklemek çok hayalci olmaz.

‘TÜRKİYE'NİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM SEÇİMLİK BİR DURUMUN ÖTESİNDEDİR’

İktidarın "başkanlık sistemi" ile ülkedeki ekonomik, siyasi ve bölgesel krizleri tıkadığını ifade eden Özsoy, bu nedenle muhalefetin sistem karşısında demokratik proje ortaya koyması gerektiğini vurguladı.

Erken seçim beklentisinin büyük bir yanılgı olduğuna dikkat çeken Özsoy, "Türkiye’nin içinde bulunduğu durum seçimlik bir durumun ötesindedir. Şimdiden bu ülkenin bir ihtiyacının olduğu demokratik vizyonu ve projeyi minimum düzeyde de olsa açığa çıkarıp bunun siyasetini yapmakla mükellefiz" dedi.

‘CESARET GÖSTERMEYENLERİN SİYASETİNİN KARŞILIĞI OLMAZ’

HDP’ye yönelik baskılara yönelik muhalefet partilerinin tepkisini yeterli bulmadıklarını belirten Özsoy, şöyle noktaladı:

"CHP, Gelecek Partisi, Deva Partisi meselenin terör meselesi olmadığını görüyorlar artık. HDP’ye bu kadar saldırmalarının sebebi de aslında bir anlamda 2019 yerel seçimde kurulmuş ittifakın dağıtmak istendiğinin amaçlandığını biliyorlar. Biz tüm bu vahşete karşı Türkiye’de siyaseti tayin edebilecek, bu ülkeyi kimin yönetebileceğine karar verebilecek kadar güçlü bir tarihsel ve siyasal role sahibiz. Biz böyle saldırılara pabuç bırakacak bir hareket filan değiliz. 5 bin kişi aldılar, 5 bin kişi daha alabilirler. Bu ülkede HDP’ye gönül vermiş yüzbinlerce şerefli insan var. Bu partiye sahip çıkarlar. Bu anlamda kimsenin zerre kadar bir tereddüttü olmasın. Saldırılarına devam etsinler. Ama muhalefet bu saldırılara karşı Türkiye’nin de geleceğini düşünmesi gerekir. Çünkü HDP’ye hiçleştirirlerse bunu Türkiye’deki iktidarlarını da sağlamak için de kullanabileceklerdir. Muhalefetten bu bilinçte gelen mesajların daha güçlü, kararlı ve sürekli bir şekilde olması gerekir. HDP’yi sahiplenme cesareti gösteremeyenlerin bu ülkenin geleceğinde siyaset yapmasının bir karşılığı olmaz."

Öne Çıkanlar